Bulgaristanbul Forum Ana Sayfa


Forum Ana Sayfa Kimler Online E-Mail Arkadaş listemi göster Profilim
Geri git   Bulgaristan Göçmenleri Forumu > Genel Kültür ve Önemli Bilgiler > Genel Bilgiler
Ana Sayfa Site İstatistikleri Dosya & Resim Yükleme Oyunlar Bugünki Mesajlar Bulgaristanbul mp3

Genel Bilgiler Bilmemiz gereken önemli bilgilerin yer aldığı bölüm

Yeni Konu aç Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 27-09-2008, 03:41 PM   #1
Profil
Sevdalin
Banned
Avatar Yok

 
Üyelik tarihi: Sep 2008


Nerden: istanbul pendik


Mesajlar: 1,658

Rep Puanı: 1
Rep Derecesi :
Sevdalin is an unknown quantity at this point

Cinsiyet:
Uye No:3592
Sevdalin - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart bolşevik ihtilali ve lenın

Konu : bolşevik ihtilali ve leninBOLŞEVİK İHTİLALİ


Nasıl ki Fransız ihtillalin nedeni eski Fransa ise, Bolşevik ihtilalin müsebbibi de eski Rusya’dır.
Herşey Kilise ve Çar’ın elinde, onlar ne diyorsa o oluyordu.. Her ikisi de merkezi teşkil ediyordu. Merkezin etrafında ise büyük toprak ağaları vardı, yani asiller. Köylüler toprağa bağlı adeta köle idiler, bu yüzden köylü mevcut kurulu rejime büyük bir öfke ile dolu idi... Geniş kesimlerden öfke sesleri çığ gibi çoğaldıkça ipleri biraz gevşetmek zorunda idi Çar, çünkü tüm dünyada olduğu gibi Rusyada da tarım toplumundan sanayi toplumuna doğru geçiş sözkonusudur. Sosyolojinin bir tespitidir: her geçiş süreci sancılıdır gerçeği. Nitekim Çar’ın sıkı disiplin uygulamalarından birazcık taviz vermesiyle, korktuğu sbaşına gelecektir. Nasıl mı?
Fransa’nın Robespierre’si ne ise Rusya’nın Neçayefi de o. Neçayef’de Rusya’nın asi yaramaz evladı , tam bir eylem hippisi, yani anarşist. Devrim kanla yazılır sloganı bizatihi ona ait. Fevri ve kabına sığmayan tavırları yüzünden kendisini zindana mahkum etmekten başka işe yaramadığı gibi şüpheli ölümle terki diyar eyledi bu dünyadan ve ardından tek bıraktığı miras, kendisini şiddet tarihine yazmak kaldı, o da miras kabül görürse tarihin vicdanında .. Neçayef zindanda ölümünü beklerken dışarda onun izinden giden binlerce terörist doğuyordu. Çar bu öfkeli insanların üzerlerine gittikçe dalga dalga yükseliyorlardı, her tarafta gizli örgütler mantar gibi bitiyordu. Bu örgütler arasında en sonuncusu aynı zamanda en karizmatiği şüphesiz Bolşevik örgütü dikkatleri üzerinde toplayacak ve bu örgütün yaptığı eylemleri sayesinde Lenin adını duyuracaktı. Lenin zaten iyi bir uygulayıcı ve teşkilatçı bir liderdi, önce düşmanını sinek avlar misali tek tek devirmekle stratejisini ortaya koydu, ama bu taktik tutmadı, yeni metodlar üzerinde kafa yordu ve denemeye başladı, adına kitlesel terör ya da adına devrimci terör dediği yeni usulü piyasaya sürerek ezilen tüm kitleler büyük bir hınçla ihtilale yöneldiler. Lenin fikir bakımdan eksikdi, fakat teşkilatçı yönünün ağır basmasıyla bir anda kitleleri peşine takmayı sonunda başaracaktır, her ne pahasına olursa olsun bir kere iktidarı beynine kaydetmişti, ölmek var dönmek yok diyerek adeta and içmişti.
Lenin tüm hesaplamalarını en küçük detayına kadar gözden geçirmenin yanısıra medyanın gücünü bildiği için ISKRA gazetesinde verdiği sürekli mesajlarla işçiyi köylüyü kendi çekim alanına aldı, yayınlanan her makalesi kitlelere heyacan aşılıyordu, öyle ki; yayınlanan makaleler zamanla birikerek bir yıl sonra; Ne yapmak gerek? (What is to be Done) adlı kitaba dönüştü. ISKRA gazetesi deyip geçmemek lazım, bu gazetenin etkisiyle Bolşevikler bir anda marjinal durumdan kitlesel güç hale geldi diyebiliriz.
Artık bu noktadan sonra proletarya emek uğruna çalışan değil, her biri birer ihtilalci gerillalardı. Bu ihtilalci ocak mensuplarının hedef olarak bir noktaya kilitlenmiş olsalar da yöntem bakımdan kendi aralarında fikir ayrılıklarının olduğu da gözlerden kaçmadı. Şöyle ki; Bolşevikler tıpkı Frasız ihtilalcilerin kendi aralarında ki ayrışmalarının bir değişik benzer
örneği ile 1903 de Martov; Bolşeviklerin daha demokratik kanadını , Lenin taraftarları ise ihtilalden yana olanlar yani Bolşevik cenahını oluşturdu. Dolayısıyla yapılan oylama da demokratik kanat azınlıkta kalınca onlara azınlık manasına gelen Menşevik denildi, çoğunluk olanlara da Bolşevik. Bu iç mücadele de Lenin’in kazanmasıyla kendi iç dünyasında hedef büyültme iştiyaki doğurdu. Şartlar hep lehine işliyordu, onu meşhur edende şartların ihtilal saatine ayarlı olmasıydı.
1891-1892 yılları Rusya’nın kıtlık ve açlık yılları, Çar aç mideleri önce doyurması gerekirken habire dışarıya buğday ihraç ederek döviz elde edip, sanayileşmek yolunu tercih etti. Lenin için bu tablo bulunmaz bir fırsattı, nitekim fırsatı iyi değerlendererek sokaktaki sıradan bir insana bile ayaklanma ilmini ve stratejisini kısa zamanda öğretmekte ve kazandırmakta güçlük çekmedi, önce kışkırtma, ardından sokak gösterileri derken, nihayetinde halk ayaklanmasına dönüştürmeyi beceren bir maharet örneği sergiledi Lenin..
Bu yola başkoyduklarında yirmibeşbin kişi idiler, ama sonradan milyonları tek potada buluşturan büyük bir güce ulaştı. Lenin düşman addettiği tarafı ustalıkla provoke ederek kitleleleri tek yumruk altında toplayabilmiş, hatta etnik farklılıklarından dolayı zulme uğrayan gerek Yahudi, gerekse Türk’lerin yumuşak karnı olan; her ülke kendi kaderini kendi tayin etmeli taleplerini kullanarak aynı cepheye dahil edebilmiştir. Hele hele Çar, halkı dipçikle hizaya getirmeye devam ettikçe ve her türlü olaya şiddetle tepki gösterdikçe Lenin’in işini kolaylaştırıyordu. Birde bunlara ilaveten Çar ve ordusunun Japonya karşısında mağlup olması kitlelerin belleğinde Çar’ın devrilebileceği cesaretini uyandırdı. Gittikçe olaylar büyüyordu, patlamaya hazır bomba gibiydi her yer.. Öyle ki; 1905 ocakta yaklaşık üç milyon insanın genel grev yapması ihtilalin artık geliyorum dercesine habercisiydi. Rahip Gapon’un bu öfkeli kalabalık karşısında Çar’ı ikna etme teşebbüsleri de fayda vermeyince artık ok yaydan çıkar hale gelmişti, sonunda tüm çabalarının boşuna olduğunu gören ve üstelik polisle bir şekilde ilişkili olan Rahip Gapon’u bile muhalefet safına itiyor. O işçilerin haklı talepleri karşısında duyarsız olamazdı, vicdanınn sesine kulak verip en yakından şahit olduğu Çarın bu tutumundan dolayı öfkeli kalabalığın yanında tavrını belirliyor.
Çar’ ın aldığı bu sıkı güvenlik önlemleri ile rejim koruma altına alınamadığı gibi, aksine gerçekleşmek üzere olan devrimin gücüne güç katıyordu. Nitekim, korkunun ecele faydası yok derler ya, kitleleler ihtilalcilerle aynı safta 1905 ekimi ayında genel grev ve ardından isyan niteliği kazanmaya başladı. Olaylar doruğa ulaşınca, Lenin apar topar İsviçre’den Rusya’ya gelmesine gelmişti ama, Bolşeviklerin asıl etkinliği bir yol sonrasında gerçekleşecek olan 2. Moskova ayaklamasındaki olaylarda görülecektir. Bu olaylarda görüldü ki; henüz tam olarak olgunluğa erişmemiş teşkilatsız yığınlar sözkonusu, bu durum teşkilat ihtiyacını meydana getirmiş ve böylece Sovyet işçilerinin kurdukları Sovyet teşkilatı; Bolşevik - Menşevik çekişmesini beraberinde getirse de Bolşevikler teşkilat içinde ipleri eline alan taraf olacaktır.
Lenin kendinden emin adımlarla bütün iktidar Sovyetlere diye çağrıda bulunarak kitleleri coşturuyordu. Her nekadar Moskova ayaklanmasında birçok işçinin kanının heder olmasından dolayı arkadaşlarınca eleştiri alsa da o bu durumu devrimin kanla gerçekleşebileceğini düşünerekden kazanç olarak değerlendiriyordu.. 1905 yinede kayıp sayılmazdı, bir nevi 1917 Ekim ayının provası sayılırdı, belkide bu prova olmasaydı Bolşevik ihtilali gerçekleşemezdi yorumunu yapanda bizatihi Lenin’in kendisidir.. Lenin başarısızlıklarda bile yeni stratejiler ortaya koyacak usta bir aktör, bu işin sadece işçi kesimiyle değil, aynı zamanda köylüyü kazanmakla ve resmi ordunun çökertilmesi ile gerçekleşebileceğini, yani bu üç unsur denilen işçi - köylü - orduyu biraraya getirmedikçe özlenen ihtilalin hayal olabileceği kanaati doğdu kendinde. İşte bu noktadan sonra Lenin; Rusyanın canı cehenneme, bana proletarya ihtilali lazım sloganın ortaya atarak insanları etkilemeye çalıştı. Savaş esnasında ortaya atılan bu slogan yüzünden; acaba Lenin Alman ajanı mı? dedikodularına yol açsa da, o söylentilere aldırış etmeden yoluna devam edip, kısa bir zaman sonra zaten onu Alman casusu diye karalayanlar ardına düşeceklerdir.
1916 Ekim ayı geldiğinde grevciler; kahrolsun savaş, ekmek ve barış diye seslendirdikleri sloganlarla Lenin’in beklediği anın yavaş yavaş gerçekleşeceğinin muştusunu veriyordu. Çar, peyder pey gelişen önce işçiler, sonra orta sınınf ve en nihayette askerlerin isyanı karşısında şaşırmış, işlerin çığırından çıktığını anlasa da bu noktadan sonra kontrolü zordu, generallerinin de görüşünü alarak tahtından çekilmek zorunda kalmıştı. İşte kitlelelerin gücü bu.. Anlaşıldı ki; kitleler isterse yapamayacağı bir şey yok Bu durum da Rusyanın başsız Duma üyeleri Duma komitesi kurarak ülkeyi başıboş bıramak istemediler ve derhal idareyi ele aldılar.
Çar’ın çekilmesi ile birlikte Lenin Avustarya’dan Rusyaya döndü, daha ayağının tozuyla bastığı topraklara gelir gelmez Geçici hükümeti desteklemeyin talimatını verdi. Bir yandan Lenin, diğer yandan Almanya orduyu yıprattıkça geçici hükümet bitap düşüyordu, artık Bolşevik olmayanlar bile; Bütün iktidar Sovyetlere flamasını taşımaya koyuldular. Hükümet kendince sert tedbirlere girişmekle olayları durdurmuyor, tam aksine alevlendiriyordu. Lenin, baskılar karşısında Finlandiya’nın sınırına yakın bir köye saklandı , Troçki ise tutuklandı.
Hükümet güvenliğe yönelik uygulamalarıyla kitleleri ihtilale sürüklüyor ve derken gerçekleşen iç savaşta, zafer Bolşeviklerin.. Böylece ihtilal başarısıyla sonuçlanıyor.
Lenin hedefine ulaşmıştı, ama tıpkı Fransız ihtilali örneğinde olduğu gibi, o da beraber yola koyuldukları kader arkadaşlarını yiyecektir, hemde proletarya yalanının adına sığınarak. Sadece evlatları mı, Bolşevik olmayan soldan tutunda sosyalistlere kadar herkes dahil, hakeza Rus olmayan milletlerde.. Kelimenin tam anlamıyla yediden yetmişe toplum Lenin yönetimi altında ezildiler hor görüldüler bütün ümitleri hayal kırıklığına uğradı..
Lenin de ihtilallerin kanununda mevcut olan kan döktükçe kana doyulmadığını hayatında yaşadı ve geriye şöyle dönüpde döktüğü kanlardan dolayı zerre miskal pişmanlık duymamıştır. Düşmanlarının kanını akıttıkça sürekli akıtası geliyordu, böyle bir adamdı o... Lenin’in de ötekiler gibi ne jakobenlerden ne de nazilerden hiçbir farkı yoktu. Devrim kanla gerçekleştirdi, ama yönetiminde özgürlük, halklara adalet, ekmek, aş ve iş gibi güzel sözler yerini bulmadı, meğerse o kavramlar hedefe varmak için araç olarak görev yapmış, nasıl olsa maksat hasıl olmuştu, dün dündür, bugün bugündür felsefi geçerli akçedir artık.
Lenin’in açtığı bu yol Stalin döneminde adeta devlet terörürüne dönüşerek devam etti tüm hızıyla.. Lenin dünyadan göç ettikten sonra Sovyetlerde ihtilale destek veren kader arkadaşları diyebileceğimiz evlatlar kalmıştı geriye sadece. Ortadan düşman kalkınca, kan akıtmaya alışmış sistem gıdası olan kan dökmeden duramazdı, sistem için kansızlık susuzluk demekti.. O halde bu iş Staline kalmıştı. Önce Troçki mercek altına alındı. Troçki gibi bilge bir insanın fikir gücünden çekiniyorlardı, o halde ne yapmalı Troçki’yi halletmeli; ilk uygulama olarak sürgün ardından da bir ajan vasıtasıyla öldürtülür. Malumunuz Jakobenlerin sağ sol kutupları vardı , Bolşeviklerinde sağ ve sol bolşevikleri oluştu. Bu ikili durum, Stalinin işini kolaylaştırıyordu, sağın hesabını solla , solun hesabını da sağla hallediyordu, derken herkesi bir havuzda boğmayı başarıyordu. Döneminde milyonlarca insan öldürülmüş mahkemeler adeta mezbahaya dönmüştü.
Velhasıl; Rusya’da değişen bir şey olmadı, yine kan , yine gözyaşı, yine istibdat vs... Slave kavram olarak zaten köle ruhu demekti, yani özgürlükten uzak bir ruh.. Gorbaçov döneminin glasnot perestroika dönemi gelene dek Sovyetler’de yaprak kıpırdamadı, etrafında demirperde ile ördüğü dikenli tel örgü ile ABD karşısında şişirilmiş bir güç olarak bir süre gündeme oturduysa da, yetmiş yıllık kominizm totaliter temeller üzerine kurulduğu için daha yüzyılını dolduramadan nihayet slave ruhu çökmek zorunda kaldı ve böylece bağrında taşıdığı milletler özgürlüklerine kavuşma imkanına kavuştular
Sevdalin isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 27-09-2008, 03:55 PM   #2
Profil
Gudii
Delü Üye
 
Gudii - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

 
Üyelik tarihi: Mar 2008

Asteroids Champion! Pacman Champion! Tetris Champion! Simon Champion!
Nerden: Denizli

Yaş: 35

Mesajlar: 13,352

Ruh Hali:
Rep Puanı: 37
Rep Derecesi :
Gudii is on a distinguished road

Cinsiyet:
Uye No:21
Gudii - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart

teşekkurler
__________________
Muhacir diye küçümsenenler, tarihin yazdığı savaşlarda en geriye kalanlar, yani "Düşmanla sonuna kadar dövüşenler". Çekilen ordunun ri'cat hatlarını sağlamak için kendilerini feda edenler ve düşman karşısında kaçmak, çekilmek nedir bilmeyenlerdir. Muhacirler kaybedilmiş ülkelerimizin milli hatıralarıdır. M. Kemal ATATÜRK 17.01.1931

Türk İnsanı Para Gibidir İçine Işık Tut ATATÜRK Yoksa Sahtedir....!
Gudii
Gudii isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz aktif değil dir.

Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz


Üye olmadan yeni konu açıp soru sorabilirsiniz
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 10:21 AM .


Powered by vBulletin Version 3.6.8
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.



| Bulgaristan |

Bulgaristanbul Site Haritası
1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 103, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 62, 85, 59, 66, 60, 61, 68, 63, 64, 65, 83, 73, 67, 69, 70, 71, 72, 87, 77, 74, 75, 76, 78, 79, 80, 82, 91, 89, 86, 88, 90, 92, 94, 98, 95, 97, 96, 99, 105, 106, 100, 101, 104, 107, 108, 109, 112, 110, 113, 111, 114, 115,