Bulgaristanbul Forum Ana Sayfa


Forum Ana Sayfa Kimler Online E-Mail Arkadaş listemi göster Profilim
Geri git   Bulgaristan Göçmenleri Forumu > Genel Kültür ve Önemli Bilgiler > Sağlık
Ana Sayfa Site İstatistikleri Dosya & Resim Yükleme Oyunlar Bugünki Mesajlar Bulgaristanbul mp3

Sağlık Sağlığımız hakkında tüm bilgiler burda yer alıyor.

Yeni Konu aç Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 12-04-2008, 06:10 PM   #1
Profil
ScheyTAN
Usta Üye
 
ScheyTAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

 
Üyelik tarihi: Mar 2008


Nerden: gop/sultançiftliği

Yaş: 26

Mesajlar: 1,204

Ruh Hali:
Rep Puanı: 1
Rep Derecesi :
ScheyTAN is an unknown quantity at this point

Cinsiyet:
Uye No:29
ScheyTAN - MSN üzeri Mesaj gönder
Exclamation A-Z ye Hastalik Rehberi ...

[A]

Abse: İçi cerahat dolu şişliklere verilen isimdir. Vücudun her tarafında ortaya çıkabilir. Nedeni vücuda giren mikroplardır.

Adale romatizması: Çoğunlukla, şiddetli soğuk algınlıklarından sonra görülen ve hareket etmenin zorlaşmasına neden olan bir çeşit romatizmadır. Tıp dilinde Myalgia, Fibrozit denir. Korunmak için terli çamaşırları, en kısa zamanda değiştirmek ve üşütmemek gerekir.

Adenit: Boyundaki lenf damarlarının şişmesi sonucu meydana gelen iltahaplı şişliğe adenit denir.

Ağız yaraları: Ağız yaraları, "basit" ve "derin" veya "sert kenarlı" yaralar olmak üzere iki grupta toplanabilir. Çoğunlukla, üşütme veya hazımsızlıktan kaynaklanır. Yaraların etrafı, kırmızı bir çizgi ile çevrilidir. Başlangıçta, içi su dolu kabarcıklar halindedirler. Sonradan patlayarak etrafa yayılır ve sancılı ağrılara neden olurlar. Çocuklarda; kızamık ve çiçek hastalıkları sırasında da aynı yaralar meydana gelebilir.

Ağrılı aybaşı hali: Tıp dilinde dysmenorrhoea/dismenore denilen bu hâl, özellikle aybaşı kanamasının başladığı ilk gün görülür. Bazı kimselerde, ağrılar aybaşı kanamasının başlamasından bir kaç gün önce ortaya çıkar ve kanamanın başlamasıyla kesilir. Bir kısmında da kanama başlamadan, kanama görülen günlerde ve sonraki birkaç gün içinde hissedilir. Bu çeşit ağrılara, çoğunlukla 18-24 yaşları arasındaki kadınlarda rastlanır. Ağrı, göbek altında veya bacakların üst kısmında kasılmalar şeklinde başlar. Kusma görülebilir. Yüz, sararır ve terleme artar.

Akrep sokması: Akrep; sıcak ve nemli yerlerde yaşayan, kıvrık ve kalkık kuyruğuyla zehirli bir iğnesi olan böcektir. Akrep soktuğunda yapılacak ilk iş; soktuğu yerin altını ve üstünü sıkıca bağlamaktır. Sonra; iğnenin bulunduğu yer, iki parmak arasına alınıp, kan akıncaya kadar sıkılır ve üzerine amonyak sürülür.

Albüminüri: İdrarda, albümin bulunmasına; Tıp dilinde Albüminüri; halk arasında ise, aktutma denir. Bir çok hastalıklarda, özellikle Böbrek hastalıklarında, idrarda albümin görülür. Mümkün olduğu kadar süt içmeli, patates haşlaması ile muhallebiyi sofradan eksik etmemelidir. Baharatlı yiyecekler, biber, turşu ve tuz kesinlikle terk edilmeli; kahve ve fazla miktarda su içilmemelidir.

Alerji: Vücudun, bazı madde veya hava şartlarından etkilenmesi yahut psikolojik etkenler sonucu ortaya çıkan bir hastalıktır. Önce, alerjiye neden olan etkenleri bulmak gerekir. Alerjinin belirtileri de; şahsa göre değişir. Kiminde kaşıntı, kiminde kurdeşen, kiminde astım görülür. Hasta, eğer bazı maddelerle temasından dolayı alerji oluyorsa, o maddenin uzaklaştırılması ile mesele kendiliğinden çözümlenmiş olur.

Altını ıslatmak: Tıp dilinde Enuresis denir. Altına ve yatağına işeyen çocuklar; genellikle anne ve babasından yeteri kadar sevgi ve ilgi görmeyen çocuklardır. Hastalık, belli bir nedenden kaynaklanmıyorsa; yapılacak iş, çocuğa ihtiyacı olan sevgiyi vermektir; ancak altını ıslatmak, herhangi bir böbrek rahatsızlığı veya şeker hastalığından da kaynaklanabilir. Bu nedenle doktora gitmek gerekir.

Anne sütünün azlığı: Anne sütünü artırmak için bol bol sulu gıdalar yemek, üzüntülerden sıyrılıp bir süre dinlenmek faydalıdır.

Anus kaşıntısı: Anus (şerç); yani sindirim kanalının doğrubağırsak denilen son kısmındaki çıkış deliği veya çevresinde (oturak yerinde) görülen kaşıntıların nedeni çeşitlidir. Bunlar arasında; kılkurtları, sümüksü akıntı, basur, çatlak, ishal veya kabızlık, egzama (mayasıl), sinir bozukluğu veya yeteri kadar temizliğe dikkat edilmemesi sayılabilir.

Apandisit: Körbağırsağın iltahaplanması sonucu ortaya çıkan bir hastalıktır. Müzmin apandisitte; kat’iyetle ilaç verilmez. Ameliyat gerekir. Had apandisit; karnın ortasından başlayıp, sağ alt kısma yerleşen bir ağrı ile kendini gösterir. Hazımsızlık ve gazdan şikayet edilir. Kusma görülebilir bazen de miğde bulantısı olur.

Arı sokması: Arı; bal ve balmumu yapan fakat, iğnesiyle sokan bir böcektir. Hassas bünyeli kimseleri soktukları zaman,onların şok geçirmelerine neden olabilirler. Eşek arıları ise; bal arılarına nazaran daha tehlikelidir. Arı sokmasında yapılacak ilk iş; arının iğnesini, ucu yakılmış bir iğne ile çıkarmaktır. Sonra arının soktuğu yerin alt ve üstünden sıkıca boğulur. Üzerine soğuk su dökülür.

Arpacık: Halk arasında it dirseği de denir. Doktorların Hordoleum dedikleri hastalıktır. Göz kapağındaki herhangi bir kılın dibinde; içi dolu bir şişlik meydana gelir. Acı ve zonklama vardır. Arpacıkla, hiçbir şekilde oynamayın, onu sıkmayın! Beslenmenize önem gösterin, üzüntülerinizi bırakıp biraz daha mutlu olmaya bakın.

Astım : Hasta, kriz geldiği zaman soluk almakta zorluk çektiğini zanneder, gerçekte nefes vermekte zorluk vardır. Bunun nedeni de, akciğerlerdeki küçük hava borularının daralmasıdır. Buralardan geçen hava, ıslığa benzeyen bir ses çıkarır, ki buna hırıltı denir. Astım, bir kaç grup nedenden kaynaklanır. Bunların başında da bünye gelir. Yani, bazı kimselerde baş ağrısı ne kadar tabi bir şeyse, diğerlerinde de astım o kadar doğaldır. Bazı kimseler, toz, kıl, yumurta, süt, aspirin, çiçek tozu ve benzeri şeylere karşı hassastırlar. Bu hassasiyet, astım krizleri şeklinde kendini gösterir. Tedavi için, hastayı etkileyecek bu unsurların ortadan kaldırılması yapılacak ilk iştir. Aşırı heyecan veya korku da astım krizine yol açabilir. Bu gibi durumlarda hastayı sakinleştirmek yapılacak ilk iştir. Bazı kimselerde de, Had Bronşit sonucu astım krizi görülebilir. Kalp yetmezliği de astım krizine neden olabilir.

Astigmatlık: Göz yuvarlağı çaplarının düzensiz olması sonucu ortaya çıkan bir çeşit göz bozukluğudur. Hasta; noktaları bir çizgi halinde görür. Çoğunlukla doğuştandır. Miyopluk veya hipermetroplukla beraber de görülebilir. Bazı astigmatlar, baş ağrılarından da şikayet ederler. Tedavi için doktorun vereceği gözlüğü kullanmak gerekir.

Aşırı aybaşı kanaması: Aybaşı görme arasındaki süre normaldir. Fakat kanama çoktur ve normal süresinden fazla devam eder. Nedenleri çeşitlidir: rahimde ur, rahim çarpıklığı, yorgunluk, sinir bozukluğu, ateşli hastalıklar veya evlilik hayatındaki uyuşmazlıklardan kaynaklanabilir.

Ateş: Vücut sıcaklığının yükselmesine ateş denir. Vücut sıcaklığı bedenin her yerinde aynı değildir. Örneğin; termometre ağıza konulduğunda görülen ısı, koltuk altına konulduğunda gösterdiği ısıdan 0,5 derece daha düşüktür. Diğer taraftan, vücut ısısı gün boyunca da 0,5 derece oynar. Sabahın erken saatlerinde ısı düşük, akşam saatlerinde yüksektir. Vücut ısısı 36,2 - 37,5 arasında ise normaldir. Ateşle birlikte; üşütme, titreme, baş ağrısı, bunalma, huzursuzluk, vücut kırgınlığı, iştahsızlık, kabızlık, sayıklama, havale veya koyu renkli idrar çıkarmada görülebilir. Ateşin nedeni, genellikle soğuk algınlığı, grip, bademcik iltihabı, boğaz ağrısı, bronşit, sinüzit, kulak iltihabı, bağırsak iltihabı veya böbrek hastalıklarından biri olabilir. Bu nedenle tedaviden önce nedeni tespit etmek gerekir.

Ayak ağrıları: Çoğunlukla yorgunluk, bağ yerlerinin burkulması, fazla kilo almak veya bazı hastalıklardan kaynaklanabilir. Önemli bir hastalıktan kaynaklanmayan ağrılarda yapılacak masaj ve dinlenme çok faydalı olur.

Ayak burkulması: Yürürken, koşarken veya atlarken ayak kaslarının beklenmedik bir durumla karşılaşması sonucu görülür. Burkulmadan hemen sonra ağrı, şişme ve morarma olabilir.

Ayak çıbanı: Ayak derisindeki ter bezleri ve kıl keselerinin mikroplanması sonucu ortaya çıkar. Çıban yerinde, ilk önce sert ve kırmızı bir kabartı belirir. Ağrı vardır. Sonra iltihaplanır. Çıbanı sıkmamak gerekir.

Ayak şişmesi: Ayak şişmesi; uzun süre ayakta durma, dolaşım sisteminin yetersiz olması, gebelik, uzun süre hareketsiz kalma veya incinme, burkulma sonucu ortaya çıkar.

Ayak terlemesi: Ayakların normalden fazla terlemesi genellikle ter bezlerinin aşırı derecede çalışmasından kaynaklanır. Diğer taraftan, kalın çorap giymek, ateşli bir hastalık veya normal vücut sıcaklığının düşmesi de ayak terlemesine neden olabilir.

Aybaşı düzensizliği: Aybaşı kanaması normal olarak 2-7 gün sürer. Normal olarak 28 günde bir görülen aybaşı kanaması, bazı hallerde vaktinden önce veya sonra da görülebilir. Nedeni; asabi krizler, hormon dengesizliği veya bünye zayıflığı olabilir.

Aybaşı kanaması azlığı: Aybaşı kanının normal miktarı; sağlam kadınlarda 7-77 gram arasında değişir. Çoğunda 27-75 gram arasındadır. Ortalama miktar 50 gram kabul edilir. Aybaşı kanının yukarıda belirtilen miktarlardan az olması, çoğunlukla ruhsal durumla veya kansızlıkla ilgilidir.

Aybaşı kanamasının gecikmesi: Normal olarak zamanı geldiği halde aybaşı kanaması başlamazsa; gebelik, kansızlık, tiroid veya karaciğer hastalıkları akla gelebilir. Ayrıca yorgunluk, sinirlilik veya adetten kesilme de düşünülebilir.

Aybaşı kanamasının uzun sürmesi: Normal aybaşı kanaması 2-7 gün devam eder. Bazı kimselerde bu süre uzar. O zaman rahimde ur veya kist olduğundan, yumurtalıkların üşütülmüş olmasından, sinir veya kalp hastalığından şüphe edilir. Tedaviye geçmeden önce esas nedeni bulmak gerekir. Önemli bir durum yoksa aşağıdaki reçetelerden arzu edilen uygulanır.

Aybaşı kanaması yokluğu: Genç bir kız buluğ çağına geldiği halde, aybaşı görmeye başlamamışsa, aybaşı yokluğundan söz edilir. Bu durum karaciğer hastalıklarından, kansızlıktan veya tiroit bezi bozukluğundan kaynaklanabilir. Öncelikle nedeni bulmak gerekir. Normal aybaşı gören kadının da; kansızlık, karaciğer rahatsızlıkları, beslenme bozuklukları veya tiroid bezi hastalıkları sonucu aybaşı kanamaları kesilebilir. Öte yandan aybaşı yokluğu, gebeliğin veya menapozun işareti olabilir.

[-b]
Bademcik iltihabı:
Bademciklerin iltihaplanmasına tıp dilinde tonsilit denir. Bademcikler şiş, kırmızı ve yeşilimtrak beyaz renkte cerahatlı görünümdedir. Yutkunma sırasında ağrı yapar. Hastada kırıklık, baş ağrısı ve vücut ağrıları vardır. Hastalık birdenbire üşütme ve ateş ile başlar. Gereği gibi tedavi edilmezse orta kulak iltihabı, böbrek iltihabı, romatizma ve kalp hastalıklarına neden olabilir.

Bağırsak gazı: Bağırsaklarda hissedilen şişkinlik, bağırsak gazından kaynaklanır. Nedeni, bağırsakları besleyen bezlerin yeteri kadar çalışmaması, yemek yerken fazla hava yutma veya sinir bozukluğudur.

Bağırsak iltihabı: Beslenme bozuklukları, soğuk veya sıcak içecekler veya kullanılan bazı ilaçlar, hastalığın nedenleri arasındadır. Tıp dilinde kolit denir. Tedavide rejim ve istirahat esastır. Yenmemesi gerekenler: Lahana, karnıbahar, kabak, domates, yağlı et suları, yağlı et ve balıklar, konserveler, av etleri, pastırma, sucuk, salam, börek, taze ekmek, bütün baharatlar, alkol. Yenilmesinde sakınca olmayanlar: un veya sebze çorbaları, yağsız ızgara etler, yoğurt, patates püresi, pilav, beyaz peynir ve sebze yemekleri.

Bağırsak kanaması: Önemli bir hastalığın işareti olabilir. Önce kanamanın nedenini tespit ettirmek gerekir. Kısa sürede kesilmeyen kanamalarda mutlaka doktora başvurmak gerekir.

Bağırsak solucanları: Bağırsak solucanları, insan vücudunda asalak olarak yaşarlar. Bunlara bağırsak kurtları da denir. Genellikle 5 grupta toplanırlar.
- Yuvarlak kurtlar
- Kıl kurtları
- Kamçı kurtları
- Kancalı kurtlar
- Şerit

Balgam: Sümüksü, cerahatli veya kanlı görünüşte bir maddedir. Bronşitin işareti olabilir.

Basur: Son bağırsakta bulunan siyah kan damarlarının genişleme, şişme ve kanamalarına; halk arasında basur, tıp dilinde hemoroid denir. Başka bir hastalığın da belirtisi olabilir. Kabızlık, hamilelik, şişmanlık, soğuk yerlerde fazla oturma, alkol alışkanlığı ve son bağırsaklardaki bazı hastalıklar, basura neden olur. Basurlar iç ve dış olmak üzere ikiye ayrılır. İç basur; makatın içinde meydana gelen basurlara verilen isimdir. Dış basur; makatın dışında, küçük, yuvarlak, eflatuni renkte tümörlerdir. Tedavide ilk şart, kabızlığı gidermektir.

Baş ağrıları: Baş ağrıları çeşitli nedenlerden kaynaklanır. Bunlar; şöyle sıralanabilir.
- Aşırı yemekten sonra görülen veya açlıktan kaynaklanan baş ağrıları.
- Göz, kulak veya burun hastalıklarından kaynaklanan baş ağrıları
- Ateşli hastalıkların neden olduğu baş ağrıları
- Alkol kullanmanın neden olduğu baş ağrıları
- Kafa bölgesinde meydana gelen, kırık, ezik, çatlak veya sarsıntılardan kaynaklanan baş ağrıları
- Beyin urlarının neden olduğu baş ağrıları
- Kahve tiryakilerinde kahvesizlikten doğan baş ağrıları
- Kabızlık çekenlerde görülen baş ağrıları
- Saralılarda görülen baş ağrıları
- Çikolata, sarımsak, lahana, yeşil biber, kuru yemiş yedikten sonra görülen, alerjik baş ağrıları
- Menenjit hastalığının neden olduğu baş ağrıları
- Fazla miktarda şekerli yiyecek yemekten doğan baş ağrıları
- Diş hastalıklarının neden olduğu baş ağrıları
- Fazla çalışma ve ruhi çöküntülerin neden olduğu baş ağrıları
Baş ağrılarının gerçek nedenini bulabilmek için mutlaka doktora başvurulmalıdır.

Başdönmeleri: Hasta, kendisinin veya etrafındaki eşyanın boşlukta döndüğünden şikayet eder. Tıp dilinde vertigo denen baş dönmelerinin nedenleri çeşitlidir. Bunlardan başlıcaları şunlardır:
- Kulak ağrısı
- Araç tutmaları
- Ani hava değişimi
- Bazı göz hastalıkları
- İlaç zehirlenmeleri
- Düşük veya yüksek tansiyon
- Damar sertliği ve bazı kalp hastalıkları
- Kansızlık ve kan hastalıkları
- Mikrobik hastalıklar
- Beyin hastalıkları
- Sara ve bazı ruh hastalıkları
Tedaviye başlanmadan önce hastalığın gerçek nedeninin tespit edilmesi gerekir. Baş dönmelerine yapılacak ilk iş; hemen oturmak veya öne eğilmek ve mümkünse hemen yatmaktır. Baş dönmesi sık sık oluyorsa mutlaka bir doktora gitmek gerekir.

Bayılmalar: Geçici olarak uyanıklık halinin kaybolmasına halk arasında bayılma tıp dilinde senkop denir. Bu durumda beyin hücrelerine giden oksijen azalmıştır. Bayılmanın nedeni; yorgunluk, uzun süre ayakta kalmak, ani heyecanlar, tansiyon yüksekliği, gebelik, kansızlık, damar sertliği ve kalp hastalıklarıdır. Bayılmadan önce baygınlık hissi gelir. Sonra yüz kül rengini alır. Arkasından da terleme, çarpıntı, göz kararması ve baş dönmesi görülür. Bu gibi durumlarda yapılacak ilk iş hastayı hemen yatırmak, elbise ve çamaşırlarını gevşetmektir. Sonra yüzüne su serpilir ve amonyak koklatılır.

Bel ağrısı: Esaslı bir hastalıktan kaynaklanmayan bel ağrıları, çoğunlukla yorgunluk sonrası görülür. Dinlenmekle geçer. Uzun süren bel ağrılarında mutlaka doktora görünmek gerekir.

Bel gevşekliği : Cinsel ilişki sırasında, meninin vaktinden önce boşalmasına verilen isimdir. Halk arasında erken boşalma. Tıp dilinde ise ejakulasyon denir. Nedeni çoğunlukla ruhsaldır. Tedaviye sinirleri dinlendirmek, açık havada dolaşmak, sabah akşam ılık banyo yapmak ve hazmı kolay şeyler yemekle başlanır.

Belsoğukluğu : Tıp dilinde gonore denilen bir çeşit zührevi hastalıktır. Cinsi münasebetle bulaşır. İdrar yollarında acıma, yanma, şişlik ve akıntı ile belirir. Akıntı cerahatlıdır. Bu cerehat ellere bulaşacak ve eller de gözlere sürülecek olursa, körlüğe neden olabilir. Kadınlarda da, beyazımtırak cerahatlı akıntı, sık sık idrara gitme, idrar yaparken ağrı ve yanma ile kendini gösterir. Üreme organlarında akıntı görüldüğünde, mutlaka tedavi edilmesi gerekir. Aksi halde kendisinde bel soğukluğu görülen, bu hastalığı cinsel ilişkide bulunduğu herkese bulaştırır.

Boğaz ağrısı : Havasızlıktan, toz, sigara içmek, burun tıkanıklığı, dişeti iltihabı gibi nedenlerden kaynaklanır.

Boğaz iltihabı : Tıp dilinde farenjit veya anjin adı verilen bu hastalığın nedenleri; nezle ve grip gibi ateşli hastalıklarla, havadaki zararlı maddeler, sinüzit, alkol veya sigaradır. Yapılacak ilk iş; istirahat etmektir. Mümkün olduğu kadar az konuşmak da yararlıdır.

Boğmaca : Bulaşıcı bir hastalıktır. Tıptaki adı Pertussis'dir. Çoğunlukla 1 ila 4 yaşları arasındaki çocuklarda çok görülür. Ortalama olarak 4-6 hafta devam eder. Hastanın burnu akar, nöbet halinde gelen öksürük görülür. Bazen kusmaya neden olur. Tedavi için kesin yatak istirahati şarttır. Hastaya sık sık fakat az miktarda yumuşak yiyecekler verilmelidir.

Boyun tutulması : Soğuk almaktan, boynun çarpık durumda bir süre kalmasından veya nezleden kaynaklanır.

Böbrek ağrısı : Böbrek ağrısının nedenleri çeşitlidir. Bunlar arasında: böbrek taşı, böbreklerden idrar akışının tıkanıklık nedeniyle düzensizliği, böbrek uru, böbreklerden çıkan zehirli atıkları mesaneye taşıyan borularda taş, ur veya kan pıhtısı, böbrek apsesi olabilir. Ağrılar sırasında terleme ve kusma da görülebilir.

Böbrek iltihabı : Böbreklerin iç kısımlarının iltihaplanmasıdır. Tıp dilinde piyelonefrit adı verilir. İki çeşiti vardır:
- Akut Böbrek İltihabı : Ani olarak ortaya çıkan, titreme, kaburga altlarında ve yanlarında başlayıp, kasıklara kadar yayılan bir ağrı ile kendini gösterir. Sık sık idrara gitmek ihtiyacı duyulur. İdrar çıkarken de yanma ve ağrı hissedilir. İlk önlem olarak belin iki yanına sıcak su torbası konur. Bol su, limonata ve açık çay içilir.

- Kronik Böbrek İltihabı : Akut böbrek iltihabının gereği gibi tedavi edilmemiş olması, kronik böbrek iltihabının başlıca nedenidir. Hastada iştahsızlık, ateş, halsizlik, baş ağrısı, ağrılı idrar etme ve bel ağrıları görülür. Yapılacak ilk iş, bol bol meyva suları içmek ve aşağıdaki reçetelerden birini uygulamaktır. Ayrıca tuz ve hayvani gıdalar azaltılmalıdır.

Böbrek kumu : Yeterince su içilmemesi, A vitamini eksikliği, böbrek üstü bezlerinin fazla çalışması ve bazı böbrek hastalıkları, böbreklerde kum birikmesine neden olur.

Böbrek taşı : İdrarda bulunan oksalat billurlarının meydana getirdiği böbrek taşları, kum tanesi kadar olabildiği gibi pinpon topu büyüklüğünde de olabilir. Ufak taşlar böbrekten kolaylıkla çıkabilr. Büyükler ise böbreklerden mesaneye giderken şiddetli ağrılara neden olur Göğsün yukarı ve ön kısmında, kaburgaların altında, ani ve kıvrandırıcı ağrı hissedilir. Terleme ve kusma da görülebilir. İdrarın rengi bulanık ve bazen kanlıdır.

Böcek sokması : Böceğin ısırdığı yerde şiddetli kaşıntı, kızarıklık ve şişlik görülür. Böceğin zehirli olabileceğini düşünerek aşağıda tarif edilen işlem yapılır. Vakit kaybetmeden böceğin soktuğu yerin alt ve üstünden sıkıca bağlanır. Sonra böceğin soktuğu yer iki parmak arasına alınıp, sıkılır ve zehirli kanın akması sağlanır.

Bronşit : Akciğerlere giden havayollarının iç yüzündeki zarın iltihaplanmasıdır. Akut ve kronik olarak iki gruba ayrılır.
- Akut Bronşit : Genellikle grip, kızamık, boğmaca veya tifo gibi hastalıklar sırasında görülür. Sisli ve soğuk havalarda çok rahatsız olurlar. Hastalığın başlangıcında kuru ve ağrılı öksürük, az yapışkan balgam, sonraları sümüksü cerahatli balgam ile hafif ateş ve halsizlik görülür. Mutlaka tedavi edilmesi gerekir.
- Kronik Bronşit : Bu çeşit bronşitte; havayollarını yağlayan bezler büyümüş, iç yüzlerinde bulunan tüyler görevini yapamaz olmuştur. Mutlaka tedavi edilmesi gerekir.
Her iki bronşitte de yapılacak ilk iş sigarayı bırakıp istirahat etmektir.

Burkulmalar : El ve ayak bilekleri herhangi bir kaza sonucu burkulabilir. Bu gibi durumlarda, bilekte ağrı ve şişme görülür. Yapılacak ilk iş, burkulan yeri rahat bir duruma sokmaktır.

Burun ahtapotu : Burunda et büyümesinden kaynaklanan bu hastalığa tıp dilinde adenoid ve polip denir. Hastanın burnundan soluması güçleşir. Daha çok ağzından nefes alıp verir.

Burun akıntısı : Burun akıntısının nedeni; nezle, saman nezlesi, sinüzit, müzmin nezle, alerjik burun iltihabı veya burna herhangi birşey kaçmış olmasıdır. Ayrıca kızamık başlangıcında da görülür.

Burun kanaması : Çeşitli nedenlerden kaynaklanan burun kanamalarına tıp dilinde epistaksis denir. Genç erkeklerde genellikle ergenlik dönemlerinde, genç kızlarda ise, çoğunlukla aybaşı kanamaları sırasında görülür. Bir de; yüksek tansiyonun neden olduğu burun kanamaları vardır. Gençlerde görülen ve önemli olmayan burun kanamaları çok kolay durdurulur ve korkulacak bir şey yoktur. Tansiyon yüksekliğinden kaynaklanan ve genellikle orta yaşlarda görülen burun kanamalarını durdurmak ise biraz zordur. Yapılacak ilk iş hastayı hemen oturtmak, başını öne doğru hafifçe eğip, burnunun kanayan deliğini on dakika kadar bastırmak, bu sırada ağızdan nefes almasını ve yutkunmasını söylemektir.

Burun tıkanıklığı : Saman nezlesi ve sinüzitte görüldüğü gibi, başka bir hastalığın da belirtisi olabilir.


[C-Ç]

Cinsel soğukluk :
Tam manasıyla tatmin olamayan kadının cinsel ilişkiye gereği gibi cevap vermemesine; tıp dilinde firijidite denir. Nedeni daha çok ruhsaldır.

Çarpıntı : Tıp dilinde palpitasyon denilen çarpıntının nedenleri çeşitlidir. Bir kalp hastalığı söz konusu değilse; fazla sigara içmek, alkol, yorgunluk, sinirlenmek, kansızlık, hazımsızlık, çay, kahve veya zehirlenmelerden kaynaklanabilir.

Çıbanlar : Derideki kıl keseleri veya bezlerinin hastalanması sonucu ortaya çıkan sızıntılı, ıslak kabarcıklara çıban denir. Katiyetle sıkılmamaları gerekir.

Çıkıklar : Kemiklerden herhangi birinin oynak yerinden kısmen veya tamamen ayrılmasına çıkık denir. Bu durumda yapılacak ilk iş doktora gitmektir.

Çiçek hastalığı : Tıp dilinde variola denilen bulaşıcı bir hastalıktır. Hastalık şiddetli titreme ve 41 derece ateşle ortaya çıkar. Hastalık mikrobunun vücuda girmesiyle ortaya çıkması arasında geçen süre 10-14 gündür. Hasta istirahat ettirilir , başkaları ile görüşmesi yasaklanır. Doktorun tavsiyelerine uyulur. Bol su ve şerbet içirilir.

Çiller : Çoğunlukla beyaz tenli, kırmızı saçlı kimselerde görülen çiller, yüze serpilmiş ufak lekeler halindedir. Nedeni; cildin güneşe karşı gösterdiği tepkidir. Olgunlaşmış çillerin yok edilmesi mümkün değildir. Ancak koruyucu önlemler alınır. Yüzünde çil olanların güneşte fazla durmamaları ve yüzlerini sık sık yıkmaları tavsiye edilir.

Çocuk felci : Omuriliğin ön kordonlarının iltihaplanması sonucu felçle neticelenen bir hastalıktır. Tıp dilinde poliomelitis denir. Bilhassa yaz ve sonbahar aylarında görülür. Nedeni bir çeşit virüstür. Lağım sularının yiyeceklere bulaşması, sineklerin taşıdığı mikroplar, hastalığa yakalanmış kişinin ağız ve burnundan çıkan damlacıklarla bulaşır. Çocuk felcine küçükler yakalanabileceği gibi büyükler de yakalanabilir. Hastalık mikrop kapıldıktan 7-21 gün içinde ortaya çıkar. Hastada ateş, baş ağrısı, boğaz ağrısı, kusma, yorgunluk, boyunda kasılma, ve sırt ağrıları vardır. Hastalığın ilk günlerinde gerekli tedaviye başlanmazsa, özellikle kol ve bacaklarda felç görülür. Hastalığın başlangıcında hastayı diğer kimselerden ayırmak ve yatırmak gerekir. Çocuk felcinden korunmak için Salk aşısı veya Sabin aşısı yaptırmak gerekir. Bu aşının ilki çocuk 6 aylık olmadan önce, ikincisi ilk aşıdan 2 ay sonra, üçüncüsü, ikinci aşıdan 6 ay sonra yapılır. 5 ve 15 yaşlarında da tekrarlanır. Tedavi için mutlaka doktora başvurm k gerekir.

Çocuklarda gelişme bozuklukları : Çocuklarda görülen gelişme bozukluklarının çoğu kötü beslenmeden kaynaklanır. Bunun yanı sıra; geçirilen bir hastalıktan kaynaklanan veya irsi olarak da gelişme bozukluğu görülebilir. Nedeni test etmek için doktora başvurmak gerekir.

Çok uyumak :1 ila 4 yaşları arasındaki çocukların; geceleri 13, öğleden sonra da 2 saat olmak üzere, günde 15 saat uyumaları, sıhhatli büyümelerini sağlar.
5 ile 7 yaşları arasındaki çocuklara ise, geceleri 11-13 saat uyku yeterlidir.
8-14 yaşları arasında 9-11 saat; 15 yaşından sonra da 8 saat uyku yeterli gelir.
20 yaşını geçenlere 6-8 saat gece uykusu yeterlidir.

Çürükler : Cilt yırtılmadan altındaki bir kılcal damarda görülen kanama halk arasında çürük denir. Tıp dilinde ise ekimoz denir. Bu gibi durumlarda yapılacak ilk iş, çürüğün üzerine soğuk su ile kompres yapmaktır.

[D]
Dalak hastalıkları : Karın boşluğunun solunda, midenin arka tarafında bulunan dalak; eskimiş kırmızı kan hücrelerini yok eder, gerektiği zaman da yeni kırmızı kan hücreleri imal eder. Sıtma ve tifo gibi bulaşıcı hastalıklar veya kansızlık sonucu dalak hastalanabilir.

Damar sertliği : Vücuttaki kan damarlarının bir kısmının veya tamamının sertleşmesi sonucu, esnekliklerini keybetmesine; halk arasında damar kireçlenmesi tıp dilinde ise Arterio Skleroz veya Atheremo denir. Nedeni, kan damarlarının iç kısımlardaki hücrelerin esnekliğini kaybedip, zayıflaması veya kandaki yağlı maddelerin birikinti yaparak, damarı darlaştırmasıdır. Belirtileri baş dönmesi, baş ağrısı, titreme, yürürken sendeleme, düşünme ve öğrenme gücünde zayıflama, sinirlilik veya damarın sertleştiği bölgelerde ağrılar görülür. İlk belirtiler görüldüğünde önlem alınacak olursa, korkulacak bir şey yoktur. Hastanın neşe ve cesaretini kaybetmemesi ve doktorun tavsiyelerini yerine getirmesi iyileşmede atılacak ilk önemli adımdır. Damar sertliği teşhisi konan kimse, perhiz yapmalı, alkol ve sigara gibi keyif verici maddeleri bırakmalı, yumurta, tereyağı ve benzeri yiyecekleri terk etmeli, tuzu da azaltmalıdır. Ayak damarlarında meydana gelebilecek herhangi bir hastalığı önlemek için de dar ayakkabı giymekten kaçınmalıdır.

Deri iltihabı : Çoğunlukla kullanılan sabun, deterjan, boyalar ve bazı bitkilerin neden olduğu bu hastalığa tıp dilinde Dermatit denir. Tedaviye deride iltihaplanmaya sebep olan şeyi belirleyip, onu terk etmekle başlanır.

Deri kanseri : Deri üzerinde ufak bir şişlik veya bir türlü iyileşmeyen bir yara şeklinde başlayabilen bir çeşit kanserdir. Şişlik, başlangıçta ufak bir yumru şeklindedir. Bir süre sonra aynı yer açılır ve yara haline dönüşür, sonra kabuk bağlar. Bu gibi durumlarda telaşlanmamak; ancak acele etmek gerekir. Erken tedavi edildiği takdirde iyileşir.

Deri kuruluğu : Tıp dilinde iktiyoz denen bu hastalıkta deri, kuru, pul pul ve bazen de çatlak görünümdedir. Merak edilecek bir durum yoktur. Sık sık sıcak banyo yapmak şikayetlerin çoğunu geçirir.

Deri lekeleri : Deride görülen esmer lekelere "Karaciğer lekeleri", beyaz lekelere de "Vitligo" adı verilir. Bunlar merhem veya kremlerle gizlenebilir.

Dil büyümesi : Kısa süreli dil büyümelerinde aşağıdaki reçeteler kullanılır. 2-3 günde geçmeyen dil büyümesinde, doktora başvurmak gerekir.

Dil felci : Sinir sistemindeki bir bozukluktan dolayı, dil gücünün kaybolmasıdır. Doktor tarafından tedavi edilmesi gerekir.

Dil iltihabı : Tıp dilinde Glossit denilen bu iltihaplanmanın nedeni, çürük dişler, dişeti iltihabı, sigara, çok sıcak veya çok soğuk şeyler yemeyi alışkanlık haline getirmiş olmaktır. İhmal etmemek gerekir. Çünkü dil kanseri veye dil ülseri belirtisi de olabilir. Mutlaka doktora başvurmak gerekir. Yapılacak ilk iş, sigarayı bırakmak, çürük dişleri tedavi ettirmek, ve kötü alışkanlıkları terk etmektir.

Dil ülseri : Dilde görülen; etrafı kırmızı, içi su dolu küçük kabarcıklar, dil ülserinin belirtisi olabilir. Derin ve sert kenarlı dil yaralarında, mutlaka doktora başvurmak gerekir. Diğer dil yaraları, hazımsızlık veya gripten kaynaklanabilir.

Diş ağrısı : Diş ağrısı; dişin çürümesi, minesinin aşınması, dişetlerinin iltihaplanması veya bunlara benzer nedenlerden kaynaklanır.

Dizanteri : Bulaşıcı ve salgın bir hastalıktır. Hastada, ishal görülür. Dışkısı kanlı ve sümüklüdür. İştahsızlık karın ağrısı ve ateş de vardır Su veya besinlerle bulaşır. İki çeşit dizanteri vardır.
- Amipli Dizanteri : Vücuda mikrop girmesinden 10-21 gün sonra hastalık belirtileri ortaya çıkar. Hastada kanlı ishal, ateş, karın krampları, kilo kaybı, ve halsizlik görülür.
- Basilli Dizanteri : Mikrobun vücuda girmesinden 2-7 gün sonra belirtileri ortaya çıkar. Hastalığın salgın halini almasında kara sinekler başrolü oynar. Hastada; kanlı ve balgam kıvamında ishal, karın ağrısı, halsizlik ve ateş görülür.
Yapılacak ilk iş; hastayı, sağlamlardan ayırmaktır.

Doğum sancıları : Doğum sancıları; doğumun habercisidir. Başlangıçta 20 dakikada bir gelen doğum sancıları, daha sonra sıklaşır ve her seferinde döl yatağı kasılıp, sertleşir. Sancılar sırasında kanama görülmezse korkulacak bir şey yoktur.

Dolama : Şeytan tırnağı veya parmağa iğne ya da kıymık batması sonucu, tırnak dibinde meydana gelen iltihaplanmaya; halk arasında dolama, tıp dilinde paronychia denir. Başlangıçta kırmızı bir benek halindeyken daha sonra içi dolu sivilceye dönüşür. Dolama, kan zehirlenmesine neden olabilir. Bu nedenle ihmal edilmeden doktora başvurmak gerekir. Alkol pansumanı veya sıcak su kompresi çok faydalıdır.

Donmalar : Üşümenin en ağır şekline donma denir. Donan kişiyi birdenbire ısıtmamak gerekir. Böyle durumlarda yapılacak ilk iş; vücuda bir battaniye sarıp, ılık bir yere taşımak; orada başı hafif geriye doğru olmak üzere sırtüstü yatırmak, kol ve bacaklarını soğuk su ile iyice ovmaktır. Limonsuyu ile masaj yapılabilir.

Dölyolu akıntısı : Halk arasında beyaz akıntı; tıp dilinde ise; Gleet denilir. Arasıra görülen beyaz akıntı pek önemli değildir. Çünkü üşütmek, ruhi bunalım, uzun süren bir hastalık veya yüksekçe bir yerden düşmekten kaynaklanabilir. İç çamaşırında krem rengi beyazlıkta bir leke görülür. Kuruduğu zaman kahverengiye çalan sarı bir renk alır. Önce beyaz akıntının nedenini bulmak gerekir.

Dudak çatlaması : Dudaklar, güneş veya soğuk havanın tesiriyle çatlayabilir. Endişe edilecek bir durum yoktur.


[E]
Egzama : Mayasıl diye bilinen egzama, derinin sulanması ile meydana gelen bir iltihaptır. Tıp dilinde; Erythema pernio denir. Kaşıntı ve kızartı ile ortaya çıkar. nedeni; ruhsal olabileceği gibi alerjik tepkiler veya deriyi tahriş eden maddeler de olabilir. Bazı kimselerde de ırsidir. Vücudun hemen hemen her yerinde görülebilir ve bulundukları yere göre isimlendirilirler. Tedavinin ilk prensibi; üzülmemek ve egzamalı yerleri kaşımamaktır. Ayrıca, su ve sabunlu sudan olduğu kadar uzak kalmak da gerekir. Su yerine permanganatlı su ve rivanollu su kullanılır. Perhiz yapılır. Acılı, baharatlı ve yağlı yenmez.

Ekstrasistol : Kalbin normal atışlarına, fazladan atış eklenmesine Ekstrasistol bir başka deyişle fazladan atış denir. Kalbin bir atışı, vaktinden önce olur. Sonra, bir süre atış olmaz. Bu atışlar, tek tek veya arka arkaya meydana gelir. Kalp hastalıklarında görüldüğü gibi; fazla sigara, içki içmek; heyecanlanmak ve hazmı güç yemeklerden sonra da görülebilir.

El ve ayak titremeleri : Hafif el ve ayak titremeleri; daha ziyade nevroz, isteri ve nevrastenide görülür.

Enfarktüs : Kalbi besleyen büyük damarlardan birinin aniden tıkanması sonucu ortaya çıkan bir durumdur. Enfarktüs krizi geçiren hasta; kalp bölgesinde ani bir ağrı hisseder. Bütün benliğini ölüm korkusu sarar. Nefes almakta zorluk çeker. Yapılacak ilk iş, hastanın 45 derece bir meyille oturmasını sağlamaktır. Sonra; vakit geçirmeden doktor çağrılır. Enfarktüs krizini atlattıktan sonra kesin istirahat ve doktorun dediklerine uymak şarttır.

Ergenlik sivilceleri : Ergenlik yaşındakilerin yüz, omuz, sırt ve karınlarında görülürler. Siyah noktalar, beyaz benekler, kırmızı veya mor lekeler halindedirler. İçleri cerahat dolu bu sivilcelere; akne de denir. nedeni; yağ bezlerinin tıkanmış olmasıdır. Ergenlik sivilceleri kendiliğinden kaybolur. Sıkmamak, oynamamak gerekir. Tedavinin ilk şartı sabırdır. Yüzü günde 3-4 kere kükürtlü sabunla yıkamakta fayda vardır. Bu arada baharatlı yiyecekleri ve çikolatayı terketmek gerekir.

Ezikler : Eziklerde yapılacak ilk iş; eziğin üzerine buz koymak veya soğuk su ile kompres yapmaktır. Ayrıca; dışarı kan çıkmışsa, önce oksijenli su ile temizlenir. Aşağıdaki reçetelerden de faydalanılır.

[F]
Fazla terlemek : Haddinden fazla terlemek; sinir bozukluğu, fazla sıcak, tiroid bezinin çalışmasında görülen bozukluk, tüberküloz, raşitizm veya iskorbütten kaynaklanır. Ergenlik yaşlarında da fazla terleme görülür. Bu nedenle terlemenin asıl nedenini bulmak gerekir.

Felç : Sinir sisteminde meydana gelen bir bozukluktan dolayı, kas gücünün kaybolmasına felç, nüzül veya inme denir. Tıp dilinde ise paralizi veya serebral tromboz denir. Hafif ve ağır olmak üzere iki şekli vardır. Tedavinin ilk ve önemli şartı hastanın neşesini kaybetmemesi ve en kısa zamanda iyileşeceğine inanmasıdır.

Ferç kaşıntısı : Kadınların üreme organlarının dış kısmının kaşınması; döl yolundan gelen akıntıdan kaynaklanabilir. Ayrıca, böyle bir neden olmadığı halde kullanılan sabun ve iç çamaşırın cinsi de kaşıntıya neden olabilir. İç çamaşırı veya kullanılan sabundan kaynaklanan ferç kaşıntılarında; bunları kullanmamakla şikayet ortadan kalkar.

Fıtık : Vücudun herhangi bir organının; genellikle bağırsağın, kaslar arasındaki zayıf bir noktadan dışarı çıkmasına fıtık denir. Fıtık olan yerde, şişlik görülür. Öksürünce veya ıkınınca büyür. Ağır işler yapmaktan, öksürmekten ve ıkınmaktan, hoplayıp zıplamaktan kaçınmak gerekir. Ameliyat olunmayacaksa, fıtıkbağı kullanmak faydalıdır.

Fil hastalığı : Özellikle bacakların şişip, genişlemesi şeklinde ortaya çıkan bu hastalığa halk arasında gelincik, tıp dilinde elefantiasis denir. Nedeni lenf kanamalarının iltihaplanıp, şişmesidir.

Fistül : Çoğunlukla anüs yakınında meydana gelen, içi cerahat dolu, ufak, kırmızı ve akıntılı bir şişliktir. Etrafında ağrı vardır. Tedavi edilmedikçe geçmez.

Frengi : Zührevi bir hastalıktır. Bulaşıcıdır. Tıp dilinde sifilis denir. Frengili kadının doğurduğu çocuğa, doğuştan geçmesi şekli istisna edilirse; hemen hemen her zaman cinsel ilişkiyle geçer. Mikrop vücuda girdikten 3 hafta sonra belirtilerini göstermeye başlar. Mikrobun vücuda girdiği yerde, yani erkeklerde peniste, kadınlarda vajinada Şankr adı verilen bir yara meydana gelir. Bu yara dudakta, meme ucunda, makatta veya parmaklarda da görülebilir. Zamanla akıntılı bir yara haline gelip; çevresi kızarır ve sertleşir. Mikrobun vücuda girmesinden 6-12 hafta sonra hastada; baş ağrıları, ateş, boğaz ağrısı, deri döküntüleri ve iştahsızlık, görülmeye başlar. 6 ay sonra ise, mikrop vücudun belli başlı organlarına oturur. Tedaviye en kısa zamanda başlanması gerekir.


[G]
Gastrit : Midenin iç yüzündeki zarın iltihaplanması sonucu ortaya çıkan bir hastalıktır. Mide iltihabı veya mide nezlesi de denir. Hazırlayıcı nedenler : Ağır yemekler, fazla kuru veya sert yiyecekler, hamur işleri, tatlılar, acı ve baharatlı yiyecekler, alkol, fazla miktarda çay, kahve veya sigara içmek, yemek saatlerinin düzensiz olması, çabuk çabuk ve çiğnemeden yemek, fazla ilaç kullanmak, ateşli hastalıklar, karaciğer veya safra kesesi hastalıkları, kalp hastalıkları veya romatizmadır. Tedaviye başlamadan önce hastalığın nedenini tespit etmek gerekir. Belirtileri : Mide ağrısı, bulantı veya kusma, baş ağrısı, iştahsızlık, aniden çıkan ateş, baş dönmesi, dilde beyaz pas, yorgunluk görülür. Midenin üzerine bastırlınca da ağrı hissedilir. Bu belirtiler özellikle ilk bahar ve son bahar aylarında artar. Tedavisi : Perhiz ve istirahat şarttır. Hastalığı doğuran nedenler ortadan kaldırılır. Hafif yiyecekler yenir. Aspirin gibi ilçlar kullanılmaz. Yemekler, yavaş yavaş ve çok çiğnenerek yenir.

Gazlar : Midede veya bağırsaklarda gaz birikebilir. Nedeni; hava yutmak veya mide hastalıklarıdır.

Gece körlüğü : Beslenmedeki A vitamini eksikliğinin neden olduğu bir hastalıktır. Hasta; alacakaranlıkta gereği gibi göremez.

Geğirmek : Çoğunlukla sinirli kimselerde görülür. Bunlar yemeklerde haddinden fazla hava yutarlar. Ayrıca geğirme mide veya safra kesesi hastalıklarının bir belirtisi olabilir. Bu nedenle esas nedeni tespit etmek gerekir.

Gevşek penis : Erkeklik organının sertleşmemesi, sağlık durumunun bozukluğundan kaynaklanır. En önemli neden sinir bozukluğudur. Kendine güvenememe, yorgunluk, içki, şeker hastalığı, uyuşturucu madde alışkanlığı da diğer nedenler arasında sayılabilir. Tedavinin ilk şartı; kötü alışkanlıkları bırakmak, kendine güvenmek, temiz havada dolaşmak ve yeterince gıda almaktır.

Gıda zehirlenmeleri : Gıda zehirlenmeleri; çoğunlukla bayatlamış ve bozuk yiyecekler veya bayat balık yedikten sonra görülür. Belirtileri : Hasta solumakta, yutkunmakta güçlük çeker. Kaslarında ağrı ve kramplar vardır. Baş dönmesi, halsizlik, mide ağrısı ve bulanık gördüğünden şikayet eder. Bazı hastalarda kabızlık, bazılarında da ishal görülür. Yapılacak ilk iş, hastayı kusturmaktır. Gerekiyorsa sunni solunum da yapılır. Vakit kaybetmeden hastaneye götürülür.

Göğüste su toplaması : Tıp dilinde sulu zatülcemp denilen hastalıktır. Akciğerlerin etrafını saran zarın iltihaplanması sonucu meydana gelir. Zarın iki yaprağı arasına su toplanmıştır. Nedeni; şiddetli soğuk algınlığı, bronşit, böbrek hastalıkları veya kulak iltihaplarıdır. Göğsün yan taraflarında şiddetli ağrı hissedilir. Bunlara bastırıldığı zaman ağrı şiddetlenir. Nefes darlığı vardır. Yatak istirahati ve doktor tedavisi şarttır.

Göz ağrısı : Göz ağrısının nedenleri çeşitlidir. Az ışıkta çalışmak sonucu gözlerin yorulması, gözdeki herhangi bir kısmın iltihaplanmış olması, göze yabancı bir cisim kaçmış olması, sinüzit, yarım başağrısı, grip, nezle ve ateşli hastalıklar göz ağrısına neden olabilir. Önce hastalığın nedenini tespit etmek gerekir.

Göz iltihabı : Halk arasında göz nezlesi veya pembe göz denir. Göz yuvarlağının üstünü örten ince zarın iltihaplanması sonucu ortaya çıkar. Tıp dilinde konjonktivit denir. Çoğunlukla ilk bahar aylarında görülür. Gözde sulanma; kanlanma, batma hissi veya ağrı vardır. Hasta ışığa bakmakta güçlük çeker.

Göz kanlanması : Göz kanlanması ile birlikte ağrı yoksa aşağıdaki reçeteler uygulanır. Kanlanma ile birlikte ağrı varsa; mutlaka göz doktoruna gitmek gerekir.

Göz kaşıntısı : Gözlerin kaşınması, önemli bir hastalığın işareti olabilir. Bu nedenle doktora başvurmak gerekir.

Göz sulanması : Göze toz kaçması, çapaklanma, göz iltihabı, nezle veya bazı alerjik hastalıklar göz yaşının fazlalaşmasına neden olur. Şikayetler soğuk havalarda daha da artar. Doktora başvurmak gerekir.

Göz tiki : Aniden ortaya çıkan, fakat önemli olmayan bir durumdur. Alışkanlık spazmı da denir. nedeni, yorgunluk, üzüntü, heyecan ve yaşlılarda adale zafiyetidir. Yapılacak ilk iş, istirahat etmektir.

Gözbebekleri iltihabı : Gözün bir kazayla yaralanması veya romatizmalı hastalarda üşütme sonucu ortaya çıkar. Bazen; şeker hastalığı, burun hastalıkları, ve frengili hastalarda da görülür. Tıp dilinde iritis denilen bu hastalık vakit kaybedilmeden tedavi edilmesi gerekir. Hasta, ışığa fazla bakamaz. Gözlerinde veya gözlerinin üst kısmına gelen bölgede şiddetli ağrılar vardır. Gözlerde; sulanma ve kızarıklık da görülür. Göze dikkatle bakıldığında; renkli kısmın etrafındaki rengin de koyulaştığı görülür.

Gözkapağı iltihabı : Göz kapağı kenarlarının iltihaplanıp, kızarma, kabuklanma ve ağrı yapmasıyla ortaya çıkar. Tıp dilinde blefarit denir.

Gözkapağı şişliği : Gözkapakları, çoğunlukla fazla ağlama sonucu şişer. Nezle veya kızamık sırasında da görülür. Bunlardan başka, kalp, böbrek, hastalıkları veya beze iltihaplanmasının da bir işareti olabilir. Bazı kimselerde de alerjiktir.

Grip : Tıp dilinde influenza adı verilen bu hastalık bulaşıcıdır. Grip olan kişinin nefesindeki damlacıklarla yayılıp, salgın hale gelebilir. Paçavra hastalığı da denir. Aniden başlar ve devamlı olarak ateş yükselir. Baş ve sırt ağrıları, titreme nöbetleri, nezle, öksürük, iştahsızlık, baş dönmesi de görülür. Tedavinin ilk şartı istitrahat etmektir. İyi tedavi edilmezse, başka hastalıklara da yol açabilir.

Guatr : Tiroid bezinin büyümesi sonucu ortaya çıkan ve boynun ortasında, yutkundukça aşağı yukarı hareket eden şişlikle kendini belli eden bu hastalığa guşa veya cedre de denir. Tıp dilindeki adı strumadır. Guatr, özellikle geceleri nefes darlığı yapar. Bazen de rahatsız edici öksürüklere neden olur. İki çeşit guatr vardır. Basit Guatr : Bu çeşit guatrda tiroid bezi balon gibi şişer. Nedeni alınan iyotun yetersiz olmasıdır. Dağlık bölgelerde oturanlarda, ergenlik yaşlarında ve hamilelerde çok görülür.

Guatr (Yumrulu): Bu çeşit guatrda, tiroid bezinin iki yanında kabarıklık veya üzüm salkımını andıran şişlikler görülür. Her iki çeşit guatrda da endişelenecek bir durum yoktur. Ancak tedaviye erken başlamak gerekir. Yemeklerde iyotlu tuz kullanmak, mümkün olduğu kadar çok balık, pırasa, kuru erik, yumurta, taze fasulye, pazı, soğan, sarmısak, dut veya dut kurusu, havuç yemek; inek sütü, erik hoşafı, ve havuç suyu içmek çok faydalıdır. Ayrıca kabız olmamaya gayret etmek gerekir. Lahana, mısır ve turp da yenmemelidir.

Güneş çarpması : Uzun süre güneşte veya sıcakta kalmak sonucu; aşırı terleme, ağrılı kramplar ve kanın koyulaşması şeklinde kendini gösterir. Yapılacak ilk iş; hasta giyinikse, hemen elbiseleri gevşetilip, gölgeye taşınır. Yüzü, göğsü ve kolları soğuk su ile ıslatılır. Durumu ciddi ise, ıslak bir çarşafa sarılarak hastaneye götürülür.

Güneş yanığı : Vücudun güneşte kalan kısımlarında bir süre sonra yanma, kızarma ve kaşıntı başlar. Kısa bir süre sonra da su toplar.

H]
Halsizlik : Bazı kimseler, aşırı yorgunluktan, çalışamamaktan, baş ağrısından, sırt ağrılarından, hazımsızlıktan veya huzursuzluktan şikayet ederler. Bu duruma tıp dilinde debilite veya asteni denir.

Hararet : Sıcak havada aşırı derecede veya ateşli hastalıklar sırasında vücut kaybettiği suyu karşılayamayacak olursa, hararet başlar.

Havale : Vücut kaslarının ani ve şiddetli olarak kasılması sonucu ortaya çıkan duruma havale denir. Büyüklerde havale çoğunlukla sara nöbetleri sırasında görülür. Küçük çocuklarda görülen havale, sinir sisteminin değişik nedenler karşısında göstermiş olduğu bir tepkidir. Bu tepkiler de; kemik hastalıkları, yüksek ateş, boğmaca, devamlı hazımsızlık, bağırsak şeritleri veya diş çıkarmalardan kaynaklanabilir. Ayrıca bu duruma sinir sistemi veya beyinde meydana gelen bir hastalık da neden olabilir. Havale geçiren çocuğun gözleri sabit bir noktaya çevrilir, çenesi de kenetlenir. Dudakları, yüz kasları, kol ve bacakları, önce şiddetli bir şekilde kasılır, sonra da çırpınmaya başlar. Ağzından da köpük gelir. Bütün bunlar bir iki dakika devam eder. Sonra bütün belirtiler kaybolup, uykuya dalar. Hastalığın bir nedenini bulmak için mutlaka bir doktora başvurmak gerekir. Bu arada çocuğu sessiz, loş bir odaya yatırmak, elbise ve çamaşırlarını gevşetmek faydalıdır.

Hava yutma : Tıp dilinde aerofaji diye bilinen bu hastalık, genellikle asabi mizaçlı kimselerde görülür. Bunlar yemek sırasında farkına varmadan hava yutarlar. Hava yutma, mide ve bağırsak gazlarının oluşmasına yardımcı olur.

Hazımsızlık : Sindirimin normal şekilde olmaması ve bağırsakların seyrek çalışmasına; halk arasında hazımsızlık, tıp dilinde ise dispepsi denir. Nedenleri çeşitlidir. Ağır yemekler, yemekleri gereği gibi çiğnememe, diş veya dişeti iltihapları, içki veya sigara içmek, çok miktarda çay veya kahve içmek, fazla miktarda şekerli veya unlu şeyler yemek, kansızlık, yorgunluk, sinir bozukluğu ve üzüntü hazımsızlığı doğuran nedenler arasında sayılabilir. Yemekten bir süre sonra; midede şişkinlik veya yanma hissi ortaya çıkar. Sık sık yemek ihtiyacı hissedilir. Kabızlıktan şikayet edilir. Bazı kimselerde halsizlik, uykusuzluk, unutkanlık veya çarpıntı görülür. Tedavinin ilk şartı; sıkıntı ve üzüntülerden sıyrılmaktır. Zararlı şeyler terkedilir. Et yemekleri de mümkün olduğu kadar azaltılır. Haddinden fazla yemek yenmez. Yemeklerden sonra soğuk su içilmez. Yemek aralarında acıkınca süt ile birkaç galete yenir.

Hemofili : Kanın normal sürede pıhtılaşmaması şeklinde kendini gösteren, erkeklere has bir çeşit kan hastalığıdır. Halk arasında kanama hastalığı denir. Irsi bir hastalıktır. Doktor tedavisi gerekir. Bu hastalığa tutulanların; az su içmeleri ve limon, portakal, kiraz veya ahududu yemeleri tavsiye edilir. Ayrıca vücudun herhangi bir yerinde kanamaya neden olabilecek davranışlardan da kaçınmaları gerekir.

Hıçkırık : Solunum kasları ve özellikle diyaframın uyarılması sonucu ortaya çıkar. Tıp dilinde singultus denir. Nedenleri çeşitlidir. Basit hıçkırıklar; çoğunlukla mide gazı, sıcak ve baharatlı yemekler, sinir bozukluğundan kaynaklanır. Ayrıca; bazı kalp, karaciğer, bağırsak ve pankreas hastalıkları, zatülcenp veya zatürreede de görülebilir. 3 saatten fazla süren hıçkırıklarda, doktora başvurmak gerekir.

Horlama : Horlamanın nedenleri çeşitlidir. Derin bir uyku, sırt üstü yatmak horlamaya neden olabileceği gibi; burun polipleri, burnun çarpık olması, burun iltihabı, burunda ahtapot ve ağzı kapayamamak da neden olabilir. Yan yatarak uyumak, belin tam ortasına küçük bir lastik top koyarak yatmak horlamayı önler. Bu tedbirlerle geçmeyen horlamalarda, gerçek neden bulunup ona göre bir tedavinin uygulanması gerekir.

Husye torbası şişliği : Husye torbası (erbezi) şişkinliklerinde; nedenin ne olduğunu araştırmak gerekir. Bazı şişliklerde, husye torbasının görünüşü ışık geçirecek kadar şeffaflaşır. Bazıları da ağrılı olur. Husyelerde, şişlik ile birlikte ağrı da hissedilirse, iltihaplanma veya kanama ihtimali vardır.

[İ-I]
Ileitis : İnce bağırsağın iltihaplanmasıdır. Hastada, karın ağrısı ve ishal görülür. Buna Crohn hastalığı da denir.

İdrarda kan görülmesi : İdrarda kan görülmesine tıp dilinde hematuri denir. İdrar renginin kanlı olması; yenilen şeylerdeki boyalardan olabileceği gibi, herhangi bir hastalığın işareti de olabilir. Bu nedenle bir doktora gitmekte fayda vardır.

İdrar torbası iltihabı : İdrar torbasının (mesanenin) bakteri ve virüsler tarafından iltihaplandırılması sonucu ortaya çıkan bu hastalığa, tıp dilinde sistit denir. Hastanın karın bölgesinin alt kısmında ve bacak aralarında ağrı vardır. Sık sık idrar yapmak ihtiyacı hisseder. İdrar yaptıktan sonra da mesanede veya penisin ucunda şiddetli ağrı hissedilir. Bazı durumlarda idrar yollarında yanma ve kanlı idrar da görülür. Ağrıları dindirmek için, karına sıcak su torbası konur.

İdraryolları iltihabı : İdrar torbası iltihabı; idrar yolları taşı, belsoğukluğu veya eklem hastalıklarının neden olduğu bir hastalıktır. Çok içki içenlerde görülür. İdrar yollarında acıma hissedilir. Tedaviye yardımcı olmak için bol miktarda su içilir, sıcak banyolar yapılır.

İdrar yollarında yanma : İdrar yollarında veya idrar yaparken yanma çeşitli nedenlerden kaynaklanır. Belsoğukluğu, ülser, mesane iltihabı, prostat iltihabı, mesane uru, yumurtalık iltihabı, apandisit düşünülebilir. Bu nedenle tedaviye geçmeden önce, hastalığı doğuran nedeni tespit etmek gerekir. Tedavi, hastalığı doğuran nedene göre yapılır.

İdrar tutukluğu : Mesane (idrar torbası) dolu olduğu halde idrar yapılamaz. Karnın alt bölgesi gerginleşmiştir. Bastırılınca ağrı hissedilir. Tıp dilinde akut retansiyon adı verilen bu durumun nedenleri çeşitlidir. Örneğin, böbreklerde taş, prostat büyümesi, idrar yollarının doğuştan kusurlu olması, fazla miktarda alkol içmek, mesane felci, belsoğukluğu, sinir hastalıkları veya üşütmek idrar tutukluğuna neden olabilir. İlk tedbir olarak hastanın karnına içinde sıcak su olan bir şişe konur. Sıcak su ile banyo yapılırken, idrar çıkarmaya çalışılır.

İdrar tutamamak : Bazı kimseler, öksürme, aksırma, gülme, ağlama, hallerinde veya heyecanlandıkları zaman idrarlarını tutamayıp kaçırırlar. Bu durum bilhassa çok doğum yapmış kadınlarda sık görülür. Nedeni ön ve arka boşaltım kanallarındaki kasların zayıflamış olmasıdır. Ayrıca böbrek veya idrar yollrındaki taş veya tümör, omuriliğin hastalanması da idrar tutamamaya neden olabilir. Küçük çocuklarda ise, bağırsak solucanları idrar kaçırmaya neden olabilir.

İdrar zorluğu : Hastanın günlerce idrara çıkmaması şeklinde kendini gösteren bu hastalığa; tıp dilinde Anüri adı verilir. Mesane (idrar torbası) boştur. Hastada uyuklama, baş ağrısı, adalelerinde oynama ve kusma görülebilir. Nedeni böbrek hastalıkları, mesane, veya rahim hastalıkları, yaralanma ve idrar yollarında taş bulunmasıdır. Tedavi için doktora başvurmak gerekir.

İktidarsızlık : Erkeklik organının (penisin) yeteri kadar sertleşmemesi sonucu, cinsel ilişkide bulunamamaya; halk arasında iktidarsızlık, tıp dilinde ise empotans denir. Kendine güvenememek, yorgunluk, tiksinti, sinir bozukluğu, alkolizm, şeker hastalığı, doğum kontrolü için uygulanan metotlar veya aşırı şişmanlıktan kaynaklanır. Ilık banyolar, açık havada dolaşmak ve dinlenmek başvurulacak ilk çarelerdir.

İncinmek : Herhangi bir eklemin, burkulması sonucu ortaya çıkan bir durumdur. Çoğunlukla ayak, el bileklerinde veya diz kapağında görülür. Eklem; incindiği zaman, kısa süren bir ağrı hissedilir. Sonra eklemin bulunduğu yerde şişme, zonklama, morarma görülür. Yapılacak ilk iş, incinen yeri sargı bezi ile sarmak ve üzerine soğuk su dökmektir.

İshal : İshal; normal katılıktaki dışkının sulu veya yumuşak; sümüklü, kanlı veya yağlı bir şekil alıp, sık sık tuvalete çıkmak ihtiyacını doğurmasıdır. Bazen de ağrı yapar. İshal ve kabızlığın birbiri ardınca sık sık görülmesi kesinlikle ihmal edilmemesi gereken bir durumdur. İshale halk arasında amel ve sürgün; tıp dilinde ise diare denir. İshalin nedenleri arasında; yiyeceklerin bozuk olması, veya yiyecek çeşitlerinin değişikliği, üşütme, isteri, bağırsak hastalıkları, kolera, dizanteri, tifo, nefrit, kalp, karaciğer veya akciğer hastalıkları sayılabilir. Bu nedenle kısa sürede geçmeyen ishallerde mutlaka doktora başvurmak gerekir. Neden ne olursa olsun tedavinin ilk şartı sıkı bir perhizdir. Hastaya açık çay, maden suyu içirilir, yoğurt yedirilir. Sütlü ve yağlı yiyecekler verilmez, peynir yedirilmez. Bol limonlu pirinç çorbası ve patates püresi yedirilir. Her saat başı bir elmayı yemesi tavsiye edilir.

İsilik : Terledikten sonra derinin üzerinde görülen kızarıklılara halk arasında isilik denir. Tıp dilinde ise miliare denir.

İsteri : Psikonevrozlar grubuna giren bir çeşit hastalıktır. Tıp dilinde babinski hastalığı veya pithiatisme adı verilir. Hastalığın belirtileri; hastanın sosyal ve entellektüel seviyesine göre değişir. Hastanın gayesi, çevresinin ilgisini üzerine çekmektir. Bunun için aşağıdaki şikayetlerin biri veya birkaçı birden görülebilir. Hastada; ağrılar, baş dönmesi, bayılma, iştahsızlık, titreme, boğazında düğümlenme duygusu, kaslarda gerilme, geçici körlük, sağırlık, herhangi bir uzuvda uyuşma, hafıza kaybı görülür. Tedavinin temeli telkindir.

İştahsızlık : Soğuk algınlığı, mide rahatsızlıkları, bağırsak hastalıkları, karaciğer hastalıkları, safra kesesi hastalıkları, böbrek veya kalp hastalıkları, kadınlarda aybaşı halleri, isteri, yorgunluk, can sıkıntısı, iştahsızlık gibi nedenlerden kaynaklanabilir. Tedaviye yemekleri belirli saatlerde yemeye alışmakla başlanabilir. Üzücü ve sıkıcı olaylardan uzak durmaya çalışılır. Nedeni bulmak için doktora başvurulur.


[J]
Jinjivit : Dişetlerinin iltihaplanmasına; halk arasında dişeti iltihabı, tıp dilinde ise piyore veya paradontal hastalığı denir. Dişetleri çevresinde toplanan besinlerin orada mikroplanması sonucu ortaya çıkar. Dişetlerinin kenarları düz, parlak, kırmızı ve hafifçe şikin bir şekil alır. Fırça ile dokunulduğunda kanar. Tedavi için yapılacak ilk iş, diş temizliğine itina göstermektir.

K]
Kabakulak : Daha çok çocuklarda görülen bulaşıcı bir hastalıktır. Hastanın ağzından çıkan tükürük damlacıklarıyla bulaşır. Tıp dilinde parotitis epidemica denilen bu hastalık; genellikle kulak altında bulunan tükürük bezlerinin iltihaplanması sonucu ortaya çıkar. Kuluçka devresi, 18 gündür. Hastanın ateşi birdenbire yükselir, genel bir halsizlik görülür. Çok defa kulağın ön ve altında bulunan tükürük bezleri şişer ve acıma hissi duyulur. Yanak ve kulağın altı kabarır, kulak memesi de hafifçe yukarı doğru kalkar. Ağızda kuruluk, dilde pas vardır. İştah da azalmıştır. Bu durum birkaç gün devam ettikten sonra tükürük bezlerindeki şişlik yavaş yavaş kaybolmaya ve hasta iyileşmeye başlar. Hastalığın kendisi çok tehlikeli bir hastalık olmadığı halde; başka hastalıklara zemin hazırlar. Bu hastalıklar arasında; pankreas, gözyaşı keseleri, böbreküstü bezleri, erkeklerde husyeler, kadınlarda yumurtalıkların etkilenmesi önemli sonuçlar doğurabilir. Bu nedenle en iyi şekilde tedavi edilmesi gerekir. Hastanın sağlıklı kimselerle konuşması, görüşmesi önlenir. Sulu yiyecekler verilir. Kabız olmaması sağlanır.

Kabızlık : Tuvalete hiç çıkmama veya çok seyrek çıkmaya kabızlık, peklik ya da inkıbaz denir. Tıp dilinde ise konstipasyon adı verilir. Yeterince sulu şeyler yememe, sinir bozukluğu, bağırsak tıkanıklığı, sindirim sistemi bozuklukları, hormon dengesizliği, basur, fıtık boğulması, kabızlığı doğuran nedenler arasındadır. Ayrıca günlerinin büyük bir kısmını oturarak geçirmek zorunda olanlarla, hamilelerde ve yaşlılarda görülür. Öncelikle kabızlığa neden olan hastalığı tespit etmek gerekir. Esas nedeni tespit etmeden alınacak müsil ilaçları kötü sonuçlar doğurabilir. Kabız omayı önlemek için, sebze çorbaları ve yemekleri, mercimek, ıspanak, salata, balık ve çavdar ekmeği yemek çok faydalıdır. Ayrıca erik reçeli, bal, üzüm, kayısı veya elma yemek; bol su veya şerbet içmek de yararlıdır. Müzmin kabızlıktan şikayet edenlerin de; fazla et, yumurta, peynir, beyaz ekmek, muz gibi yiyecekleri azaltmaları, kahve çay ve sigarayı en az miktara indirmeleri, alkolü bırakmaları gerekir. Kabızlığı gideren ilaçların fazla miktarda ve uzun süre kullanılması kötü sonuçlar doğurabilir. Bu nedenle ilaçları kullanırken tavsiye edilen miktarları aşmamak gerekir.

Kalp hastalıkları : Düzensiz bir hayat, yorgunluk, sinir bozuluğu, şiddetli romatizma veya doğuştan meydana gelen kalp hastalıklarında; daha geniş bir ifadeyle bütün kalp hastalıklarında aşağıdaki maddelere dikkat etmek gerekir.
- Sinirlenmeyin
- Sigarayı bırakın
- Şişmanlamamaya ve kilonuzu muhafaza etmeye çalışın
- Fazla yorucu işler yapmayın
- Uyku ve dinlenmenizi ihmal etmeyin
- Koşmayın, acele etmeyin.
- Her gün bir öncekinden daha iyi olduğunuza inanın
- Kabız olmamaya dikkat edin
- Çürük dişleriniz varsa, tedavi ettirin
- Fazla miktarda yağlı sığır veya koyun eti, sütlü şeyler yemeyin. Konserve, pastırma, salam, peynir, turşu, balık ve çikolata gibi şeyleri mümkün olduğunca azaltın
- Yemeklere tuz koymayın. Yemeklerinizi mısırözü, ayçiçeği veya haşhaşyağı ile hazırlayın
- Bol bol taze sebze ve meyve yiyin
- Bol bol yoğurt yiyin

Kalp ağrısı : Kalp üzerinde hissedilen ağrıya tıp dilinde prekardiyal ağrı denir. Kalp ağrısı nefes darlığı ve şok ile görülürse; enfarktüs krizinden şüphe edilir. Bu gibi durumlarda hastayı fazla hareket ettirmemek, istirahat etmesini sağlamak ve doktora başvurmak gerekir. Kalbin ön kısmında devamlı olarak ağrı varsa; nedeni psikolojik olabilir.

Kalbin hızlı atması : Kalbin; dakikada 90'dan fazla atmasına, tıp dilinde taşikardi denir. Ancak bu sayı, yaş gruplarına göre değişir.
Normal Kalp Atışları :
0 - 1 yaşları arasında; dakikada 120-140
1 - 3 yaşları arasında; dakikada 90-120
3 - 7 yaşları arasında; dakikada 90- 100
7 - 20 yaşları arasında; dakikada 80 - 90
20 yaşından sonra; dakikada 60-80
arasında değişir.
Her yaş grubunda; normal atışın 1 fazlası; kalbin hızlı attığını gösterir. Kalbin atışları, göğüsten, köprücük kemiği üzerindeki nabızdan veya el bileğinin dış kısmında, kemikle kiriş arasındaki yerden sayılabilir.
Taşikardi; her zaman kalp hastalığının belirtisi değildir. Çünkü koşmak, sindirilmesi güç şeyler yemek, heyecanlanmak, sigara, içki, çay, kahve içmek, zehirlenmek, bazı ilaçlar ve kadınların aybaşı halleri taşikardiye neden olabilir. Bu çeşit taşikardi, nedenin ortadan kalkmasıyla geçer.
Ancak kalp hastalıkları, böbrek hastalıkları, ateşli hastalıklar ve zehirlenmeler de taşikardi yapar. Bu nedenle, doktora başvurmak gerekir.

Kalp romatizması : Romatizma, iyi tedavi edilmeyecek olursa; kalbin içindeki kapakçıklara yerleşir. Bu kapakçıklardan; en fazla mitral kapakçık etkilenir ve daralıp, sertleşir, büzülür. Daha çok kadınlarda görülen kalp romatizması sonucu ortaya çıkan hastalığa mitral darlığı veya mitral stenoz denir. Hastada nefes darlığı, kuru öksürük, sık sık soğuk alma, morarma, el ve ayaklarda üşüme ve yorgunluk görülür. Tedavinin ilk şartı üzülmemek, her gün bir öncekki günden daha iyi olduğuna inanmak ve doktorun tavsiyelerine uymaktır.

Kalp yetmezliği : Kalbin sağ, sol veya her iki karıncığının; içindeki kanı, her vuruşunda muntazaman boşaltamaması şeklinde ortaya çıkar. Üç şekilde görülür. Sol Kalp Yetmezliği : Hastada nefes darlığı ve kuru öksürük vardır. Geceleri daha zor nefes alır. Çarpıntı, baygınlık ve terleme görülebilir. Buna kalp astımı adı verilir. Nedeni; aort veya mitral kapaklarının hastalanması veya koroner rahatsızlığıdır.

Sağ Kalp Yetmezliği : Hastanın ayak ve ayak bilekleri şişer. Buralara, parmakla bastırılınca bir süre çukur kalır. El, ayak ve yüzde morarmalar; hazımsızlık ve iştahsızlık görülür. Nedeni, mitral kapağı hastalığı, müzmin bronşit veya doğuştan olan kalp hastalığıdır.

Kaonjestij Kalp Hastalığı : Sağ ve sol kalp yetersizliği bir arada olduğu zaman görülür. Nedeni aort veya mitral kapaklarının hastalanması, müzmin bronşit veya akciğer hastalıkları, romatizma ve tiroid hastalıklarıdır.
Aşağıdaki tavsiyelere uymak gerekir:
- Sigara içmeyin
- Yemeklere fazla tuz koymayın
- Uykularınızı ihmal etmeyin
- İstirahat edin ama devamlı olarak yatmayın
- Sinirlenmeyin, üzülmeyin, her şeyi kendinize dert etmeyin

Kalınbağırsak iltihabı : Daha ziyade bağırsakları zayıf olanlarda görülen bir hastalıktır. Bazen iltihapla birlikte ülser de görülür. Buna tıp dilinde ülserli kolit denir. Hastalık aniden başlayıp, hiç beklenmedik bir anda kaybolabilir. Hastada aniden veya yavaş yavaş gelen ishal görülür. Dışkısı kanlıdır. Hasta, karın ağrılarından şikayet eder, ateşi de yüksektir. Doktora başvurmak şarttır. Bu arada istirahat etmek ve bol vitaminli gıdalar almak gerekir. Alkol, fazla miktarda meşrubat ve süt içilmez. Çekirdek gibi kabuklu şeyler yenmez.

Kan çıbanı : Kılların dibinde başlayıp süratle büyüyen bir iltihaptır. Özellikle sırt, ense ve yüzde meydana gelir. Nedeni stafilokok cinsi mikroptur. Tıp dilinde füronkül denir. Kan çıbanı küçük kırmızı ve sert bir şişliktir. Büyüdükçe ağrısı ve gerginliği artar. En sonunda baş verir. Bir süre sonra da orta kısmı yumuşar, sarılaşır ve içindeki cerahat boşalır. Kabuk döküldükten sonra da yerinde ufak bir iz kalır. Kan çıbanlarını, kesinlikle sıkmamak ve hatta dokunmamak gerekir.

Kan işemek : Tıp dilinde hematüri adı verilen bu durum, önemli bir hastalığın işareti olabilir. Bu nedenle vakit kaybetmeden bir doktora başvurmak gerekir. İdrarda kan görülmesi; idraryolu iltihabı, prostat iltihabı, mesane taşı, böbrek kanaması, böbrekte taş veya kum, kan hastalıkları veya bir başka hastalığın belirtisi olabilir. Ayrıca bazı ilaçlar ve gıdalar da idrarda kan görülmesine neden olabilir. Örneğin çilek, domates, ıspanak veya ağrı kesici ilaçlar kan işemeye neden olabilir.

Kan tükürmek : Tıp dilinde hemoptizi denilen kan tükürmek, önemli bir hastalığın habercisidir. Akciğer kanseri, verem, bronşit, mitral darlığı veya zatürreeden şüphelenilir. Ancak dişeti kanaması gibi pek önemli olmayan bir durumda olabilir. Bu nedenle, hastanın sırtına bir yastık konup, oturtulur. Vakit kaybetmeden doktor çağrılır.

Kanda kolestrol yüksekliği : Kolestrol, kanda, sinirlerde, beyinde, karaciğerde, dalakta, böbrek üstü bezlerinde ve safrada bulunan, yağ yapısında, kristal gibi beyaz görünümde bir maddedir. Görevi dokulardaki su dengesini sağlamak, alyuvarları zehirlere karşı korumak, sinir dokularının dayanıklığını sağlamak ve deri altında, dışarıdan gelecek mikroplara karşı koruyuculuk yapmaktır. 100 gram kanda; 180-230 miligram kolestrol bulunur. Bu miktar normaldir. 230 miligram kolestrol miktarı, kanda kolestrolün yükselmiş olduğuna işarettir. Tedavi edilmezse; damarsertliği, beyin ve kalpteki ince damarların tıkanmasına neden olur. Meydana Gelişi : Böbrek üstü bezleri, husyeler, yumurtalıklar bünyenin ihtiyacı olan kolestrolü imal ederler. Ayrıca hayvansal yağlar, süt, yumurta ve bitkisel hormonlarla da kolestrol alınır. Kanda, kolestrolün yükseldiğini anlamak için bir seri test yapmak gerekir. Ayrıca, hastanın cildinde oluşan sarı lekeler, göz altlarında beliren siyah halkalar, göz akında görülen sarı lekecikler, genel yorgunluk, iştahsızlık, hazımsızlık, baş dönmesi, baş ağrısı, görme zayıflığı, ağız acılığı, nefes ve ter kokusu kolestrolün yükselmiş olduğuna işaret olabilir.

Kanser : Kanser; anormal vücut hücrelerinin başıboş kontrolsüz bir şekide üremeleri ile meydana gelen bir çeşit hastalıktır. Başka bir deyişle vücutta meydana gelen kötü tümörlere kanser denir. Kanser hücreleri, ya etraftaki dokuları istila ederek ya da ak veya kırmızı kan damarları ile vücudun diğer taraflarına yayılır. Buna metastaz (yavrulama) denir. Kanserin esas nedenini bilinmemekle beraber, hava kirliliği, ve sigaranın kansere zemin hazırlayıcı oldukları ileri sürülmektedir. Kanserden korkmayınız, geç kalmaktan korkunuz! Bu nedenle aşağıdaki belirtilerin biri görüldüğü zaman doktora başvurunuz.
- Makat veya rahimden gelen anormal kanama veya akıntılar
- Göğüslerde veya vücudun herhangi bir yerinde görülen ve ele gelen şişlik veya sertlikler
- İyileşmeyen yaralar
- Ses kısıklığı veya belirli bir sebebi olmayan öksürük
- Yutma güçlüğü ve hazım bozuklukları
- Ben ve siğillerde görülen değişmeler

Bu işaretlerin herhangi biri iki haftadan fazla devam ederse mutlaka doktora başvurmak gerekir.
Kanserin görüldüğü yerler aşağıda gösterildiği şekilde tespit edilmiştir.
- Beyin ve omurilikte %1
- Ciltte %10
- Tenasül yollarında, erkeklerde %10, kadınlarda % 6
- Memelerde %14
- Sindirim sisteminde %25
- Solunum yollarında, erkeklerde %2, kadınlarda %3
- Karaciğer ve safra kesesinde %3
- Diğer organlarda %8
Bu bilgilerin ışığı altında, akciğer, deri, dil, dudak, gırtlak, mide, incebağırsak, kalınbağırsak, mesane, meme, ve prostat daha fazla görüldüğü söylenebilir.
Kanser tedavisinde uygulanan makro biyotik gıda rejiminin çok etkili olduğu, bu rejimi uygulayan hastaların iyileştikleri ve sağlıklı kimselerin de kanser olmadıkları ileri sürülmektedir.
Makro-biyotik Gıda Rejimi: Bir günlük gıdanın, %60'ı buğday, arpa, mısır, darı, esmer pirinç veya çavdar unundan yapılmış gıdalardan seçilir. %23-25'i hayvan gübresiyle gübrelenmiş bahçelerden toplanmış taze ve olgun meyvelerden, patates, patlıcan, ıspanak, veya domatesten seçilir. %5-10'u tahıl veya sebze çorbalarından seçilir. %10-15'I deniz ürünleri arasından veya soya fasulyesi, taze fasulye, kırmızı pancar veya şalgamdan seçilir. Haftada bir kere beyaz etli balık yenebilir. Ancak her hafta pişirme şeklini değiştirmek gerekir. Haftada iki kere de fazla şekeri olmayan meyveler yenebilir. Çay içilebilir. Aşağıdaki yiyecek ve içecekler de yasaktır.
Beyaz unla yapılmış ekmek, pasta gibi şeyler, beyaz pirinç, tavuk, peynir, yumurta, konserveler, dondurulmuş yiyecekler, şeker, üzüm, şekerli meyve suları, olgunlaşmış meyve ve sebzeler, kuru fasulye, ve kuru bezelye, mercimek, mantar, pekmez, bulama, çikolata, kakao, gazoz dahil bütün meşrubatlar, ve alkollü içecekler, turşu, sirke, hardal, sofra tuzu, bayat yiyecekler, sığır eti.
Yukarıda anlatılan gıda rejimi hiç aksatılmadan uygulanmalıdır.

Kansızlık : Tıp dilinde anemi denilen kansızlık, kandaki kırmızı hücrelerin veya hemoglobin denilen kırmızı maddelerin ya da her ikisinin de azalmasıdır. En önemli nedeni yeteri kadar beslenememektir. Ayrıca, müzmin basur kanamaları, aybaşı kanamalarının haddinden fazla olması, doğuştan olan bazı hastalıklar, romatizma, lösemi ve kanserde de görülür. Kansızlığın tipik belirtileri şöyle özetlenebilir. Yüzde solgunluk, nefes darlığı, çarpıntı, halsizlik, ve ayak bileklerinde şişkinlik görülür. Hastanın burnu sık sık kanar, dilinde acılık vardır. İştahsızlık ishal ve bazen de kusma görülür. Tedavinin ilk şartı, istirahat, temiz hava ve kan yapıcı gıdalar yemektir.

Karaciğer hastalıkları : Karaciğer, diyaframın hemen altında, sağ tarafta, yaklaşık olarak 2 kilogram ağırlığında koyu kırmızı renkte yumuşak bir organdır. Yaşamak için gerekli olan bir çok kimyasal olay burada meydana gelir.
Karaciğerin görevi :
- Günde yaklaşık olarak 4 su bardağı (1 litre) safra salgılar.
- Yağ, protein ve şeker metabolizmasını düzenler.
- Vücudun ısısını ayarlar.
- Vücudun ihtiyacı olan su ve vitaminleri yapar.
- Yağ, protein, şeker ve kan yapımı için gerekli olan maddeleri depolar. Kan miktarını ayarlar.
- Hormonların görevleri üzerinde etkili olur.
Karaciğer yukarıda belirtilen görevlerinden herhangi birini yapamaz hale gelecek olursa, çeşitli hastalıklar ortaya çıkar. Bunların en önemlileri, karaciğer yetersizliği, karaciğer iltihaplanması, karaciğer sirozu, safra kesesi iltihabı ve safra kesesi taşıdır.
Karaciğer Hastalıklarının Ortak Belirtileri :
Hasta, sağ böğründe ağrı hisseder. Bağırsaklarında fazla miktarda gaz vardır. Karnı şişer, anüsten çıkan gaz pis kokar. Cilt rengi ve bazen de göz akı sararır. Yüzünde ve ellerinde çil gibi lekeler görülür. Hazımsızlıktan şikayet eder. Sabahları dilinde pas ve ağzında acılık hisseder. Nefesi de kokar. Sabah saatlerinde ensede ağrı hisseder. Çarpıntı, iştahsızlık vardır. İdrarın rengi sabahları sarı ve koyu, daha sonraki saatlerde ise, duru ve açıktır. Sık sık idrara gider. Baldır kasları ağrır. El ve ayaklarında şişlik görülür. Geceleri uyumak istemez. Görme ve işitme duyguları da zayıflar.

Karaciğer şişmesi : Herhangi bir karaciğer hastalığı sırasında, karaciğer hücrelerinin şişip, safra yollarını tıkanması sonucu ortaya çıkan bir hastalıkktır. Tıp dilinde hepatit sarılık denir. Hastanın bütün dokuları, hatta gözlerinin akı bile sarıya boyanır. İdrarı esmerleşir. Deride kaşıntılar görülür.

Karaciğer yetersizliği : Karaciğerin görevini yeterince yapmaması sonucu görülen bir hastalıktır. Belirtileri bağırsaklarda gaz, karın şişliği, sağ böğürde ağrı, burun kızarması, solgun renk, yüz ve elde çil gibi lekeler, paslı dil, ağızda acılık, mide bulantısı, kabızlık, çarpıntı, el ve ayak şişleri, görme ve işitmede azalma görülür. İdrar rengi, sabahları koyu, gündüz ise açık ve durudur. İdrara çok çıkılır. Hastanın çukulata, baharatlı yiyecekler, turşu, kızartmalar, ve yağlı şeyler yememesi gerekir.

Karın ağrısı : Karın boşluğunda bulunan mide, bağırsaklar, karaciğer, safra kesesi, pankreas, dalak, böbrekler, idrar torbası ve kadınlarda yumurtalık veya rahimde görülen herhangi bir rahatsızlık, karnın çeşitli yerlerinde ağrılara yol açar. Bu nedenle karın ağrılarının nedenleri pek çoktur. Karın ağrıları, hastalığın yerine ve özelliğine göre ya aniden ya da yavaş yavaş başlar. Ağrı ile birlikte bulantı, kusma, ishal, ve ateş de görülebilir. Kısa sürede geçmeyen karın ağrılarında, mutlaka bir doktora başvurmak gerekir. Doktora danışmadan ilaç, müshil almak çok tehlikeli sonuçlar doğurabilir.

Kaşıntı : Vücudun herhangi bir yerinde hissedilen ve böcek dolaşıyormuş hissi, hafif yanma ve batma gibi rahatsızlıklarla ortaya çıkan kaşıntıya, tıp dilinde pruritus veya kaşeski denir. Kaşıntıyı doğuran nedenler çok çeşitlidir. Bunlar şöyle sıralanabilir:
- Sabun, çamaşır tozları ve bazı boyaların neden olduğu kaşıntılar
- Yün veya naylon iyeceklerin neden olduğu kaşıntılar
- Bazı kimyasal maddelerin neden olduğu kaşıntılar
- İstiridye, yumurta, süt, çilek, soğan gibi bazı besinlerin neden olduğu kaşıntılar
- Bazı ilaçların neden olduğu kaşıntılar
- Şeker, karaciğer, böbrek hastalıkları veya löseminin neden olduğu kaşıntılar
- Kurdeşen, egzama, su çiçeği, kızamık, kızıl, kızamıkçık veya deri iltihabının neden olduğu kaşıntılar
- Mantarın neden olduğu kaşıntılar
- Kıl kurdunun neden olduğu kaşıntılar
- İshal veya kabızlığın neden olduğu kaşıntılar
- Sinirlilik ve ruhi sıkıntıların neden olduğu kaşıntılar
Tedavinin ilk şartı, kaşıntıyı doğuran sebebi bulmaktır. Bu arada mümkün olduğu kadar kaşımamaya gayret edilir.

Katarakt : Göz merceğinin bulutlanıp, görmenin bozulmasına halk arasında aksu, akbasma veya göze perde inmesi adı verilir. Çoğunlukla 50 yaşından sonra görülür. Nedeni göz yaralanması, şeker hastalığı, gözün uzun süre ışığa maruz kalması, damar sertliği veya beze hastalığıdır. Bazen doğuştan da olabilir. En çok rastlananı yaşlılığın neden olduğu katarakttır.

Kekemelik : Daha ziyade erkeklerde görülen bir çeşit konuşma bozukluğudur. Nedeni, ya sinir gerginliği ya da gırtlak çevresindeki kasların ahenkli bir şekilde çalışmamasıdır. Üzülecek bir durum yoktur. Konuşma bozukluklarını tedavi eden bir uzmanla görüştükten sonra tavsiyelere sabırla uymak ve sonucu beklemek gerekir.

Kellik : Saçlı deride, deriden 2-3 santimetre kadar yüksekte kabuklar şeklinde ortaya çıkan ve bir çeşit mantarın neden olduğu bulaşıcı bir hastalıktır. Hastalığın ortaya çıktığı yerdeki saçlar ya tamamen dökülmüş ya da bir iki kıl kalmıştır. Tedavinin ilk şartı, temizliğe çok dikkat etmektir.

Kemik iltihabı : Kemiğin ve iliğin iltihaplanması sonucu ortaya çıkar. Tıp dilinde osteomyelit denir. Nedeni, cerahat yapan mikropların kana karışması veya derideki herhangi bir yaradan dağılan mikroplardır. Hastalanan kemik, dokunulmayacak kadar hassastır. Hastada, terleme ve titreme görülür. Ağrılar aniden başlar. Vakit geçirmeden tedavi ettirmek gerekir.

Kemik veremi : Uzun kemiklerin son kısmındaki, kemik yapıcı kıkırdakların verem olmasına, kemik veremi denir. Kalça, diz kapağı oynakları ve bazen de omurlarda görülür. Nedeni veremin ikinci devresinde, verem basillerinin kan damarları aracılığıyla bütün vücuda yayılmış olmasıdır. Hastada baş ve eklem ağrıları görülür. Kemiklerinde yaralar ve delikler açılır. Ateşi de, inip çıkar. Vakit geçirmeden tedavi edilmesi gerekir. Doktorun tavsiyelerine uyulur, verdiği ilaçlar kullanılır.

Kemik yumuşaması : Kemiklerin zamanla yumuşayıp, kırılabilir hale gelmesiyle ortaya çıkan bu hastalığa tıp dilinde osteomalasi denir. Nedeni, kalsiyum veya D vitamini eksikliğidir.

Kırıklar : Çarpma, vurma, düşme veya bunlara benzer bir kaza sonucu meydana gelen kırıklar, kapalı ve açık kırıklar olmak üzere ikiye ayrılır. Kemikler ya bir yerinden basit bir şekilde ya da birkaç yerinden kırılıp, parçalanırlar. Kemik kırılan yerde, şiddetli ve şişkinlik meydana gelir. Kırılan yer, elle yoklandığı zaman birtakım tıkırtılar duyulur. Bazen de, kırılan kemikler, kasları, etleri ve deriyi delerek dışarı fırlayabilir. Kemik kırıklarında yapılacak ilk iş, kemik uçlarını karşı karşıya getirerek, kıpırdamayacak şekilde sıkıca sarmaktır.

Kısırlık : Erkek veya kadının döl vermemesi haline, halk arasında kısırlık, tıp dilinde ise sterilite denir. Nedenlerini, erkek ve kadında ayrı ayrı incelemek gerekir.
- Erkeklerde KısırlıkNormal cinsel ilişkide bulunmayan veya menisi olmayan erkeklere kısır denir. Psikolojik etkenler, iktidarsızlık, erkek uzvunda görülen şekil bozukluğu, gereği gibi tedavi edilmemiş belsoğukluğu, yumurtaların yerlerine inmemiş olması, kabakulak hastalığı sırasında husyelerin iltihaplanmış olması kısırlığı doğuran en başta gelen nedenlerdendir.
- Kadınlarda Kısırlık
Cinsi münasebetlerin, hamile kalma ihtimalinin çok az olduğu zamanlarda yapılması, fallop borularının tıkalı olması, döl yatağında görülen hastalıklar, hormon salgılarının yetersiz olması, rahim veya dış üretim organlarında görülen şekil bozuklukları, şeker hastalığı veya tiroid bozuklukları, beden yorgunluğu, sinir bozukluğu en başta gelen nedenlerdendir.
Çocuk sahibi olmayan eşlerin, tepeden tırnağa kadar muayene olup, gerçek nedenleri, tespit ettirmeleri gerekir.

Kızamık : Daha ziyade 3-10 yaşları arasında görülen bulaşıcı bir hastalıktır. Tıp dilinde morbilli denilen bu hastalığın nedeni, bir çeşit virüstür. Kızamıklı hastanın tükürük damlacıkları aracılığı ile sağlamlara da bulaşır. Bu nedenle, kızamık lekeleri kaybolduktan sonraki 10 gün içinde de hastayı, sağlıklı kimselerle görüştürmemek gerekir. Hastalık mikrop alındıktan sonra 10 gün içinde orataya çıkar. Hastanın gözleri kızarır, burnu akar, hapşırır, öksürür. Ateş yükselir. Baş ağrılarından şikayet eder. Kuvvetli ışıktan rahatsız olur. Bu belirtilerden aşağı yukarı 4 gün sonra küçük kırmızı ufak lekeler görülmeye başlar. Bunlar grup halindedir. Bu dönemde dudaklarda kuruluk ve dilde paslanma dikkati çeker. Bir süre sonra da kızamık lekeleri yüzün her tarafına, boyuna, göğse, kollara, karına, ve bacaklara yayılır. Bu dönem 3-4 gün devam eder. Sonra ateş yavaş yavaş ya da birdenbire düşerek belirtiler kaybolur. Hastanın odası güneş görmeli ve çok temiz olmalıdır. Oda ısısı 18-20 derece arasında tutulmalı, günde en az iki kere havalandırılmalı ve hastanın üşütmemesi için azami dikkat gösterilmelidir. Ayrıca, hastanın ağız, burun ve beden temizliğine özen gösterilmelidir. Bunlara dikkat edilmediği takdirde hastalık, zatürree, bronkopnömoni, zatülcenp, ortakulak iltihabı veya ensafalit gibi tehlikeli hastalıklara neden olabilir. Kızamık geçirenler, bağışıklık kazanıp bir daha kızamık olmazlar. Ayrıca çocuklara 2 yaşında yaptırılacak kızamık aşısı da bağışıklık sağlar.

Kızamıkçık : Deri döküntüleri, hafif ateş ve hafif nezle ile ortaya çıkan Alman kızamığı da denilen bulaşıcı bir hastalıktır. Tıp dilinde, rubella denir. Daha ziyade çocuklarda görülür. Ancak, hamile kadınların da, gebeliğin ilk üç ayı içinde kızamıkçık olma ihtimali vardır. Bu durumda, ana rahmindeki cenin de etkilenir. Hastalık, havadaki zerreciklerle bulaşır. Kuluçka devresi, çoğunlukla 17 gündür. Hastanın vücudunda pembe, düz lekeler görülür. Bazen boynun arka tarafındaki bezler de şişer. Tedavi için kullanılacak özel bir ilaç yoktur. Hastalık genellikle 4 gün içinde geçer. Bu süre içinde hastanın odasını ayırmak ve sağlam kimselerle görüştürmek gerekir. Kesin istirahat da şarttır.

Kızıl : Kendine has bir deri döküntüsü ve boğaz ağrısı ile ortaya çıkan bulaşıcı bir hastalıktır. Tıp dilinde scarlatina denir. Nedeni, bademciklere yerleşen bir çeşit mikroptur. Hastalık aniden ortaya çıkan baş ağrısı, titreme, boğaz yanması, bulantı, ve havale ile başlar. Ateş yükselir. Nabız hızlanır ve bademcikler de şişer. Bu belirtilerin ortaya çıkmasından çok kısa bir süre sonra, ağız çevresi hariç vücudun diğer yerlerinde kırmızı lekeler belirir. Dilin üstü de beyaz bir tabakayla kaplanır. Bu tabaka 3 gün sonra kalkar ve dil ağaç çileği görünümünü alır. Hastalık en fazla 6 hafta içinde geçer. Bulaşmayı önlemek amacıyla, hastanın odası ayrılır. Başkaları ile görüşmesi engellenir. Odası sık sık havalandırılır. Sulu ve sindirilmesi kolay yiyecekler verilir. İyi tedavi edilmezse böbrek iltihabına neden olabilir.

Kloroz : Bir çeşit kansızlıktır. Kanda hemoglobin miktarının azalması, bu duruma neden olur. Çarpıntı, halsizlik, nefes darlığı, yüzde solgunluk ve ayak bileklerinde şişme görülür.

Kolera : Kolera vibriyonu denilen mikropların meydana getirdiği en tehlikeli bulaşıcı hastalıklardan biridir. Daha ziyade, su, kanalizasyon ve tuvalet durumu elverişli olmayan çevrelerde görülür. Kolera mikrobu içme sularına karışan sularla yayılıp, salgın haline gelir. Ayrıca hastaların dışkısı, kusmuğu ile bulaşır. Kolera mikrobu bulaşmış yiyecek maddeleri de hastalığın yayılmasına neden olur. Korunmak için, meyve ve sebze bahçeleri hiç bir zaman lağım suları ile sulanmamalıdır. Lağım sularının, içme sularına karışması engellenmelidir. Yiyecek ve içecekler sinek, böcek ve fare giremeyecek yerlerde saklanmalıdır. Yemeklerden önce ve tuvaletten çıktıktan sonra eller mutlaka sabunlu suyla yıkanmalıdır.

Kör çıban : Özellikle sırt, ense veya yüzde meydana gelip, kıl diplerinin iltihaplanmasıyla beliren bir çeşit çıbandır. Küçük, kırmızı ve sert bir şişliktir. Büyüdükçe, ağrı artar, fakat çoğu zaman baş verme görülmez. Kör çıbanları kesinlikle sıkmamak ve kurcalamamak gerekir.

Kramp : Kaslarda, şiddetli bir ağrı ile beraber istek dışı meydana gelen kasılmalara kramp denir. Çoğunlukla yorgunluk, fazla terleme ve ishalden sonra görülür. Atardamar hastalıkarından kaynaklanan kramplarda mutlaka bir doktora başvurmak gerekir.

Kuduz : Kuduz hayvanın ısırması ve salyasının insan vücudundaki herhangi bir sıyrıktan girip, kana karışması sonucu ortaya çıkan bulaşıcı ve öldürücü bir hastalıktır. Tıp dilinde rabies veya hydrophobia denir. Kuduz virüsü, vücuda girdikten sonra sinir sistemine yerleşerek, beyne kadar gelir ve orada iltihap yapar. Bu iltihaplanma, ısırıldıktan sonra geçen 7 ila 60 gün arasında meydana gelir. Bu nedenle kuduz aşısının bu süre içinde yapılması gerekir. Kuduz belirtileri ortaya çıktıktan sonra yapılacak kuduz aşısı ile kuduz serumunun kıymeti yoktur. Kuduz hastalığının başlangıcında, yorgunluk, durgunluk, sinir bozukluğu, baş ağrısı ve kalpte sıkışma görülür. Hasta yerinde duramayacak kadar sıkıntılıdır. Bir süre sonra boğaz ve solunum yollarındaki kramplar başlar. Bu dönemde sudan da korkmaya başlar. Kuduz şüphesi olan bir hayvan ısırdıktan sonra ısırılan yerden bol kan akıtılır. Sonra oksijenli suyla yıkanıp, tentürdiyot sürülür. Bu işlem sık sık tekrarlanır.

Kulak ağrısı : Kulak ağrısı başka bir hastalığın belirtisidir. Kulak borusu zarı iltihabı, kulak nezlesi, ortakulak iltihabı, kulak yolundaki çıban, boyun bezeleri, yüz nevraljisi, bademcik iltihabı veya çene mafsalındaki hastalık, kulak ağrısına neden olabilir. Bu nedenle doktora başvurmak gerekir.

Kulak akıntısı : Dış veya ortakulak iltihabından kaynaklanır. Akıntı azsa, dışkulak iltihabı, koyu sarıysa ortakulak iltihabı düşünülür. Mastoid iltihabının neden olduğu akıntı ise, krem kıvamında olup, çoktur. Kulaktan kanlı akıntı gelmesi, kulak zarının delinmiş olması veya kafatası kırığından kaynaklanabilir. Doktora başvurmak gerekir.

Kulak çınlaması : Kulak çınlaması, kulak uğultusu veya kulak vızıltısına, tıp dilinde tinnitus denir. Çok çeşitli nedenleri vardır. Bunlar arasında, kulak kiri, içkulak iltihabı, ortakulak iltihabı, menier hastalığı, ateşli hastalıklar, yorgunluk, zafiyet, bazı ilaçlar, yüksek veya düşük tansiyon sayılabilir. Bu nedenle doktora başvurmak gerekir.

Kulak iltihabı : Ortakulakta veya kulak arkası kemikte görülür. Vakit geçirilmeden doktora başvurmak gerekir.
- Ortakulak İltihabı
Bademcik veya gırtlakta meydana gelen iltihaplar grip, kızamık, kuşpalazı, kızıl gibi hastalıklar ortakulağın iltihaplanmasına neden olabilir. Hastada, yüksek ateş ve kulak ağrısı görülür. Kulağa sıcak pansumanlar yapmak, ağrıları dindirir.
- Kulak Arkasındaki Kemiğin İltihabı
Nedeni, genellikle ortakulaktaki iltihabın, kulak arkasındaki kemiğe doğru yayılmış olmasıdır. Hastada ateş, kulak ağrısı, koyu kulak akıntısı, halsizlik görülür. İşitme azalır. Çaresi ameliyattır.

Kulak kiri : Dışkulak borusundaki ufacık bezler; kulak kiri adı verilen hafif sarımtırak yağlı bir madde salgılarlar. Bu salgı fazla olduğu zaman, dışarıya atılamayıp kulak içinde kuruyacak olursa, bir tıkaç meydana getirir ve kulak zarını etkileyerek rahatsızlık verir. Dışkulak borusu, kulak kiri ile tamamen kapanacak olursa, uğultu, çınlama gibi arızalara neden olur. Tamamen tıkanmış boru, ancak doktor tarafından açılabilir.

Kulunç ağrısı : Şiddetli ağrılara ve özellikle kalınbağırsak kaslarının kasılması sonucu meydana gelen ve omuz başlarında hissedilen ağrılara, halk arasında kulunç denir. Bu çeşit ağrıların bazıları sabit, bazıları da gezici ağrı şeklindedir. Kalınbağırsağın kasılmasından kaynaklanan bu çeşit ağrılara, tıp dilinde kolik denir.

Kum sancıları: Böbrek kumlarını dökmek ve onların neden olduğu sancıları gidermek için, perhiz yapmak ve bol bol su içmek çok faydalıdır.

Kurdeşen: Tıp dilinde Ürtiker denilen kurdeşen, bir çeşit alerjidir. Ciltte aniden başlayan ve birkaç saat süren dayanılmaz kaşıntılarla kendini gösterir. Ciltte görülen küçük, kırmızı kabarcıklar, bir süre sonra şişebilir. Bu belirtiler, bazen çok kısa zamanda geçer, bazen de uzun süre devam eder. Nedeni, böcek veya arı sokması, bozuk yiyecekler, bazı yiyecekler, bazı ilaçlar veya aşırı derecede heyecanlamadır.

Kusmak : Midenin içindekilerini, elde olmayarak ağız yolu ile dışarı atmaya kusmak, kusulan şeye de kusmuk denir. Kusmanın bir çok nedeni vardır. Örneğin, zehirli, bozulmuş yiyecekler, içki, gastrit ve ülser gibi mide hastalıkları, bazı besinlere karşı hassasiyet, bazı ilaçlar, kanser, mide kanaması, mide fıtığı, sinirlenme, migren, araç tutması, zehirlenme, kansızlık, sarılık, tiroid hastalıkları, hamilelik ve çocuklarda kabakulak, bademcik veya bağırsak hastalıkları sırasında kusma görülür. Tedavinin ilk şartı, kusmanın nedenini belirlemektir. Tedavi nedene göre yapılır. Hasta kustuktan sonra, sırt üstü yatırılır. Birşey yedirilmez. Bir bardak buzlu su, yudum yudum içirilir.

Kuşpalazı : Difteri de denilen bu hastalığa tutulanlarda yutkunma zorluğu, ses kısıklığı, nefes darlığı, kuru öksürük, yüzde morarma, bademcikler üzerinde kurşuni beyaz renkte bir zar, boğaz ağrısı, boyun bezlerinde şişlik, iştahsızlık, kol ve bacaklarda ağrılar görülür. Ateş 38-40 derece arasındadır. Nabız süratlidir. Hastalık başlangıcında teşhis edilip, hastanın nefesi tamamen kesilmeden müdahale edilmezse, ölümle sonuçlanır. Bulaşıcı bir hastalıktır. Hastanın bulunduğu yerdeki havaya yayılan mikroplarla bulaşır. Korunmak için en iyi çare difteri aşısı yaptırmaktır. Vakit kaybetmeden doktora başvurmak gerekir.

[L]
Loğusa humması : Bazı loğusalarda görülen ciddi bir hastalıktır. Halk arasında albastı denir. Nedeni, üreme organı yollarında iltihaplanma, doğum esnasında temizliğe yeteri kadar önem verilmemesi veya idrar yollarının iltihaplanması olabilir. Doğumdan 3 veya 7 gün sonra ateş yükselir. Karnın alt bölümünde yumuşaklık hissedilir. Akıntı fazlalaşır ve loğusa genel bitkinlikten şikayet eder. Doktora başvurmak gerekir.

Lösemi : Halk arasında kan kanseri denilir. Kandaki alyuvarların aşırı derecede çoğalması sonucu meydana gelir.

Lumbago : Sırtın aşağı kısmında hissedilen çok şiddetli ağrıya lumbago denir. Belirtileri çeşitlidir. Mesela, hasta otururken, bir yerden kalkarken, eğilerek bir iş yaparken sırt bölgesinde şiddetli ağrılar hisseder. Ağrı belirtili bir noktadan başlayıp, kasıklara ve kalçaya doğru yayılır. Hastalığın belirli bir nedeni olmamakla beraber, bağların ve kasların fazla gerilmesi, disk kayması veya bel kemiği ile kalça kemiği arasındaki eklemlerin fazla zorlanması nedenler arasında sayılabilir. Tedavinin ilk şartı istirahat etmektir. Ayrıca sırta sıcak su torbası koymak ve masaj yapmak da çok faydalıdır.

[M]
Mide tembelliği: Midenin besinleri gereği gibi ve normal sürede hazmedememesine mide tembelliği bir başka ifadeyle mide zafiyeti denir. Nedeni, midede asit fazlalığı, mide kaslarının zayıflamış olması veya midenin hazım için gerekli olan salgıyı yapamamasıdır.

Mide ülseri: Midenin iç yüzündeki belirli bir kısmın aşınması sonucu meydana gelen yaraya mide ülseri denir.
Sinir bozukluğu, midede asit fazlalığı, zamanında ve iyi tedavi edilmeyen gastrit, mide zafiyeti, karaciğer yetersizliği veya safra azlığı, kalp hastalıkları, sindirilmesi güç yiyeceklerin aşırı derecede kullanılması, haddinden fazla sigara, çay, kahve veya asit yapıcı meşrubat içmek, alkol kullanmak veya bazı ilaçların uzun süre kullanılması mide ülserini doğuran nedenler arasındadır.
Hastalığın başlangıcında mide ekşimesi ve ağırlık hissi vardır. Hastanın ağzına, sık sık ekşi su gelir. Tat alma duygusu hafiflemiştir, dil paslıdır, hastanın rengi solmuştur. Karnın üst kısmına bastırılınca, acıma hissedilir. Bu belirtiler ortaya çıktıktan sonra; en kısa zamanda tedaviye geçilmezse; yemeklerden 2-3 saat sonra sırta doğru yayılan şiddetli mide ağrıları baş gösterir. Baş dönmesi ve terleme de görülür. Bu devrede, kusma ile bir miktar kan da görülebilir. Bazı kimselerin büyük abdestleri katran gibi olur. Bu işaretler, ülserin ilerlemiş olduğunu gösterir.
Mide ülseri, bilhassa ilk bahar ve son bahar aylarında, çok rahatsız edici bir hal alır. Ağrı ve kanamalar artar.
Mide ülseri, başlangıcında teşhis edilip de tedaviye başlanılacak olursa, telaşlanmaya ve korkmaya gerek yoktur. Bu durumda yapılacak ilk iş, üzüntüye kapılmamak, aksine bütün üzüntülerden sıyrılmaya gayret sarf etmektir. Sonra tedaviye yardımcı olmak amacıyla aşağıdaki hususlara kesinlikle uymak gerekir.
- Tedavi süresince istirahat edin
- Yemeklerinizi, her gün belirli saatlerde yiyin
- Bağırsaklarınızın düzenli bir şekilde çalışmasını sağlayın
- Sigara, çay, kahve ve alkolü bırakın
- Diş sağlığına önem verin
- Süt ve sütlü yiyecekler, yumurta, kızarmış ekmek, tereyağı, pelte ve haşlanmış balık, sebze püreleri ve patates yemeğini sofranızdan eksik etmeyin.

Mide yanması: Göğüs kemiğinin arka tarafında hissedilen yanma ile kendini gösterir. Nedeni midede fazla miktarda asit bulunmasıdır.

Migren: Halk arasında yarım baş ağrısı diye bilinen ve soğuk bir terleme ile birlikte gelip, başın ve yüzün yarısını kaplayan özel bir baş ağrısıdır. Ağrılar bazen dayanılmayacak kadar şiddetli olur. Birkaç dakika sürebileceği gibi saatlerce hatta günlerce devam eder. Migren, herhangi bir hastalığın belirtisi olabildiği gibi, belirli bir neden olmadan da görülebilir. İrsi olanlar da vardır. Başın yarısında zonklamalar, bulantı ve bazen kusma görülür. Gözünün önünde siyah benekler, bulanık lekeler, uçuşur. Bazı kimseler, konuşmakta da zorluk çekerler. Ağrı geldiği zaman, karanlık bir odada sırt üstü yatmak oldukça etkilidir. Ayrıca, hazımsızlığı önlemek, haftada iki kere ılık banyo yapmak, sebze yemek ve kahve, çay, sigara, içki, gibi zararlı şeyleri terk etmek gerekir.

Miyopluk : 5 metreden daha uzağı yeteri kadar görememeye miyopluk denir. Nedeni, göz kaslarının yorulmuş ve kuvvetlerini kaybetmiş olmasıdır. İrsi olanları da vardır.

.[N]
Nasır : Daha ziyade el ve ayağın sürekli olarak sürtünmelere uğrayan noktalarında üst derinin kalınlaşması ve sertleşmesi ile meydana gelen ve basılınca ağrı veren sertleşmiş deri tümseğine nasır denir. Nedeni, nasırlaşan bölgeye yapılan basınç ve sürtmedir. Ayakta görülen nasırlara çoğunlukla sıkı ayakkabılar neden olur.

Nefes darlığı : Tıp dilinde dispne denilen nefes darlığı önemli bir hastalığın belirtisi olabilir. Spor yaptıktan, koştuktan veya yorucu bir iş yaptıktan sonra nefes darlığı normal sayılabilir. Ancak ortada neden yokken nefes darlığından şikayet etmek mutlaka üzerinde durulması gereken bir konudur. Çünkü kansızlık, kalp hastalıkları, mide hastalıkları, bronşit, tiroid bezinin büyümesi, akciğer hastalıkları, zatürree, astım, zehirlenme, şişmanlık, nefes darlığına neden olabilir. Nefes darlığından şikayet edenlerin sigarayı kesinlikle bırakmaları, ağır yemekleri de terk etmeleri gerekir.

Nefes kokusu : Tıp dilinde halitosis denilen nefes kokusunun nedenleri çeşitlidir. Genellikle aşağıdaki nedenlerden kaynaklanır:
- Hazımsızlık, geğirme, kokulu yiyecekler, alkol ve bazı ilaçlar
- Burun veya sinüz hastalıkarı
- Çürük dişler, ağız yaraları veya bademcik iltihabı
- Kusma veya uzun süreli perhizler
Diğer taraftan şeker hastalığı, kansızlık ve ateşli hastalıklar sırasında da nefes kokusu hissedilir.
Herşeyden önce, ağız temizliğine çok dikkat etmek gerekir. Çürük dişler tedavi ettirilmeli, yenilen ve içilen şeylerin kokusuz olmasına dikkat edilmelidir. Hergün temiz havada yürümek de faydalıdır. Kısa sürede geçmeyen nefes kokularında bir doktora başvurmak gerekir.

Nefrit : Böbreklerin çalışmasında görülen bir bozukluktan kaynaklanır. Bu durumda idrara protein karışır. Tıp dilinde bright hastalığı da denir. 3 çeşidi vardır.
- Akut Nefrit
- Müzmin Nefrit
- Subakut Nefrit
Nefritin bütün çeşitlerinde yatak istirahatı şarttır. Üşütmemeye dikkat etmek ve bele kuşak sarmak da gerekir. Ayrıca çıkan idrar miktarından çok su içilir.

Nevralji : Sinir ağrısına tıp dilinde nevralji denir. Bilhassa, yüzde ve başta hissedilir. Ama vücudun diğer taraflarında da bulunabilir. Nedeni soğuk algınlığı, şeker hastalığı, damar sertliği, veya ağrı yapan sinir yakınında meydana gelen herhangi bir hastalıktır.

Nevrasteni : Zihin ve vücudun aşırı derecede yorgun düşmesi sonucu ortaya çıkan bir hastalıktır. Üzüntü, sıkıntı, endişe, yeteri kadar dinlenmeye vakit ayırmadan uzun süre çalışmak, bazı mikrobik hastalıklar ve sinirleri uyarıcı ilaçları uzun süre kullanmak nevrasteni için gerekli olan zemini hazırlar. Kişi gerçekte hasta olmadığı halde bazı organlarının hastalığından yakınır. Çabuk yorulur, çabuk sinirlenir, huzursuzdur, baş ağrıları vardır. Bazen de gözlerinin iyi görmediğini söyler. Dikkatini toplayamaz, uykuları da normal değildir. Cinsel ilişkide başarılı olamadığını, hazımsızlık çektiğini, vücudunun her yerinin ağrıdığını söyler. Tedavi amacıyla, ılık duş almak, istirahat etmek, vakit buldukça açık havada dolaşmak, günlük sıkıntılardan uzaklaşmaya çalışmak, hazmı güç şeyler yememek, kahve ve sigarayı terketmek gerekir.

Nezle : Burun içindeki ince zarın, üst solunum yollarının virütik iltihaplanmasıdır. Nezle bulaşıcıdır. Hastada burun akıntısı, hapşırma, boğaz ağrısı, baş ağrısı, öksürük bazen de ateş görülür. 1-15 gün devam eder. İyi tedavi edilmezse müzminleşir. Tedavinin ilk şartı istirahat etmek ve kalabalık yerlerden uzak kalmaktır.

Nikris hastalığı : Halk arasında gut veya damla hastalığı tıp dilinde ise podagra denir. Özellikle fazla içki içen ve fazla kırmızı et yiyenlerde görülür. Daha fazla erkeklerde rastlanır. El, ayak başparmağı, diz ve dirseklerde şişkinlik meydana gelir. Ağrı da vardır. Buraları dokunulmayacak kadar hassaslaşmıştır. Ateş 39,4 dereceye kadar yükselir. Tedavinin başarılı olması için mutlaka yatak istirahati gerekir. Gıda rejimi uygulanır. Acılı, tuzlu, sirkeli ve şekerli yiyecekler terkedilir. Alkol ve sigara bırakılır. Dana, koyun ve kuzu eti yenmez. Diğer etler, yağ, nişastalı yiyecekler mümkün olduğu kadar azaltılır. Şeker yerine bal kullanıllır. Az patates, yağsız beyaz peynir, yağsız süt, yoğurt, enginar, havuç, kereviz, kiraz, lahana, fasulye, zeytin, maydanoz, armut, çilek, erik, kara turp, üzüm, domates, ve pırasa yenilebilir. Ayrıca mümkün olduğu kadar çok limon suyu içilir.

[O-Ö]
Onikiparmak bağırsağı ülseri : İncebağırsağın 25 santimetre kadar olan ilk bölümüne onikiparmak bağırsağı denir. C harfi görünümündedir. Onikiparmak bağırsağında meydana gelen ülsere tıp dilinde duodenum ülseri denir. Tedavi eidlmeyen gastrit, fazla asit, sinir bozukluğu, düzensiz hayat, gürültü, fazla miktarda sigara, çay, kahve ve alkol kullanmak, safra kesesi veya karaciğer yetersizliği, kalp hastalıkları, hormon dengesizliği, dengeli bir şekilde beslenememe, çok sıcak veya çok soğuk yiyecekler, haddinden fazla et, hamur işleri veya baharatlı yiyecekler ve bazı ilaçlar; onikiparmak bağırsağında ülserin meydana gelmesine yardımcı olur. Hasta, mide ekşimesi ve ağzına ekşi su gelmesinden şikayet eder. Ayrıca dili paslı, rengi solgundur, baş dönmesi ve fazla terleme de görülür. Midesinin üstüne basılınca, ağrı hisseder. Yemeklerden sonra da göğse doğru yayılan bir ağrı belirir. Bu belirtiler, ilk bahar ve sonbahar aylarında daha da artar. Tedavi için yapılacak ilk iş, hastalığı doğuran nedenleri ortadan kaldırmak, yemekleri az, fakat sık sık yemek, istirahat etmek ve üzüntüden uzak yaşamaya gayret etmektir.

Ödem : Vücudun anormal derecede su toplamasına halk arasında istiska; tıp dilinde ise ödem denir. Veya hidrofizi denir. Yüzde, ellerde, ayaklarda veya karında ağrısız şişlikler görülür. Bu şişkinliklerin kaynağı kalp, karaciğer veya böbrek hastalıklarıdır.

Öksürük : Çoğunlukla, göğüs, boğaz veya karın boşluğunda meydana gelen bir rahatsızlığın belirtisi olarak ortaya çıkan öksürüktür 3 grupta toplanır.
- Kuru öksürük
Nezle, boğaz iltihabı, bademcik iltihabı, fazla sigara içmek, sindirim bozuklukları, gastrit, ishal, kabızlık, bağırsak solucanları, kalp hastalıkları ve ses tellerinin hastalanmasından kaynaklanan öksürükler balgamsızdır, yani kuru öksürüktür.
- Nöbet şeklinde gelen öksürük Bu çeşit öksürük, boğmaca veya ciğer şişmesi; gırtlak veya hava borusunun tahriş olması, veya astımdan kaynaklanır. Bu çeşit öksürükte pek az balgam görülür.
- Balgamlı öksürük
Bu çeşit öksürük, sık sık tekrarlar. Hastada hırıltı vardır. Balgam çıkarır ve nefesini dışarı vermekte zorluk çeker. Balgamlı öksürük; Bronşit, astım, sinüs iltihabı, müzmin sinüzit, kalp hastalıkları veya tüberküloz'un bir işareti olabilir.
Öksürük, nasıl olursa olsun, ihmal edilmemesi ve mutlaka tedavi edilmesi gereken bir hastalıktır

[P]
Pamukçuk : Çocuklarda görülen ve beslenme yetersizliğinden kaynaklanan bir hastalıktır. Tıp dilinde candia albicans denir.

Paratifo : Tifoya benzeyen, mikrobik ve bulaşıcı bir hastalıktır. Paratifo mikropları paratifolu hastanın idrar, büyük abdest veya kanında bulunur. Lağım sularının karıştığı içme suları ve bu sularla yetiştirilen yiyeceklerle bulaşır. Hastalığın yaygınlaşmasında kara sinekler de önemli rol oynar.

Paslı dil : Çoğunlukla mide hastalıkları veya bazı ateşli hastalıklarda dilin paslandığı görülür. Uzun süreli dil paslarında doktora başvurmak gerekir.

Peltelik : Dil peltekliğinin nedenleri çeşitlidir: Müzmin nezle, bademciklerin hastalanmasından dolayı burundan konuşma, kısmi sağırlık, yarık damak bu duruma neden olabilir.

Prostat büyümesi : Prostat bezi, idrar torbasının boynu ile idrar yolu başlangıcını çevreleyen ceviz büyüklüğünde bir guddedir. Yalnız erkeklerde bulunur. Prostat bezi, 50 yaşını geçen erkeklerde büyümeye başlayıp, rahatsızlık verebilir. Hastalığın belirtileri gecenin son kısmında idrara kalkmak, gündüzleri sık sık idrar yapmak, idrar yapmakta zorluk, idrarın yavaş yavaş akması, idrarın başında veya sonunda bir damla kan şeklinde görülür. Kesin tedavi ameliyatla gerçekleşir.

Prostat iltihabı : Vücudun herhangi bir yerindeki iltihabın, kan dolaşımı aracılığı ile prostat bezine gelip yerleşmesi sonucu ortaya çıkar. Hastada titreme, halsizlik, ateş, sırt ve bacak ağrıları görülür. Hasta, İdrarını ve büyük abdestini yapmakta güçlük çeker. Tedavi sırasında en az 10 gün yatak istirahati şarttır.

Prostat kanseri : Prostat bezinin genişleyip, büyümesi sonucu ortaya çıkan bir hastalıktır. Hastanın karın bölgesinin alt kısımlarında ve bacak aralarında ağrı vardır. Bazen sırtta ve kollarda da ağrı hissedilir. Doktor tedavisi gerekir.

[R]
Rahim egzaması : Rahimden gelen cerahatli akıntının neden olduğu bir çeşit egzamadır. Rahimde veya vajina çevresinde kızarma ve şişlikler görülür. Bu şişlikler bir süre sonra su toplayıp, kabuklanır. Kaşıntı, zonklama ve yanma hissedilir.

Rahim iltihabı : Rahimim iç yüzünün iltihaplanmasına tıp dilinde endometri denir. Nedeni, belsoğukluğu, doğumdan ve çocuk düşürdükten sonra rahimde parça kalması veya rahim düşüklüğüdür. Hastanın karın bölgesi hassastır, vajinadan cerahatli ve sümüğe benzer akıntı gelir. Aybaşı kanamaları fazla olur. Bacaklarda ve leğen kemiği bölgesinde ağrı vardır. Bu ağrılar dinlenmekle geçer. Doktora başvurmak gerekir.

Rahim kanaması : Bu hastalık, aybaşı hali dışında görülen aşırı kanamalarla kendini gösterir. Aybaşı hali sırasında da sancı olmaz.

Rahim kanseri : Çoğunlukla rahim boynunda ve vajinanın başlangıç kısmında meydana gelen bir hastalıktır. Çok düşük yapan veya çok doğuran kadınlarda daha fazla görülür. Tıp dilinde uterus kanseri denir. Vajinadan kan veya fena kokulu akıntı gelir. Böyle durumlarda, vakit kaybetmeden doktora başvurmak gerekir.

Rahimde polip : Rahimde meydana gelen ve nohut büyüklüğünde olan renkli yumrulara rahim polip'i denir. Nedeni, rahimin iç yüzünü örten zarın iltihaplanmış olmasıdır. Aybaşı halinde aşırı kanama, rahim akıntısı ve arasıra gelen karın ağrıları ile kendini gösterir. Kesin tedavisi ameliyattır.

Rahim sarkması : Bazı kadınların vajina veya rahimleri bacaklarının arasına doğru sarkar. Bu durum, yaşlı kadınlarda görüldüğü gibi gençlerde de görülebilir. Nedenleri, müzmin öksürük, ıkınma, ağır şeyler kaldırma, aşırı yorgunluk, rahim ur veya polipleri, doğum sırasında destekleyici kas ve bağların zayıflamış olması veya aileden gelen eğilimdir.

Rahim urları : Çoğunlukla doğum yapmamış kadınlarda görülür. Bazı urlar zararsızdır. Ancak aybaşı günlerinde gecikme, kilo kaybı, kansızlık ve adet görmenin ikinci ve üçüncü günlerinde haddinden fazla kanama varsa, geç kalmadan bir doktora başvurmak gerekir. Ayrıca hastada idrar yapma ihtiyacı fazlalaşır, leğen kemiği bölgesinde ağrı vardır.

Raşitizm : Çocuklarda görülen bir çeşit kemik hastalığıdır. Nedeni, yeteri kadar D vitamini almamaktır. Çoğunlukla yeteri kadar güneş görmeyen, sıhhi olmayan, rutubetli, karanlık ve basık tavanlı evlerde yaşayan, yeteri kadar süt içmeyen ve haddinden fazla miktarda unlu gıdalarla beslenen çocuklarda görülür. Hastalık genellikle 2 yaşında ortaya çıkar. Çocukta huysuzluk ve devamlı terleme görülür, iştahı azdır. Bazıları kabızlık çeker, bazıları da ishal olurlar. Adaleleri gevşektir. Derileri soluk ve kansızdır. Dişleri geç çıkar ve erken çürür. Ayakta durmayı ve yürümeyi geç öğrenir. Bacak kemikleri çarpıktır. Düztabanlık görülür. Deniz, kum veya güneş banyoları, kış aylarında da, haftada 3 kere ılık banyo yaptırmak yaralıdır.

Romatizma : Umumiyetle eklem, kas ve sinir sistemini etkileyen hastalıklara romatizma denir. Romatizma ağrıları, vücudun her tarafında görülebilir. Halk arasında, romatizma ağrılarına yel denir. Şişmanlık, hormon dengesizliği, karaciğer yetersizliği, beslenme dengesizliği, mide ve bağırsak bozuklukları, çürük dişler, sinüzit, bademcik iltihapları ve yaşlılık romatizmayı hazırlayan nedenlerin başında gelir. Ayrıca, soğuk ve rutubet de çok önemli rol oynar. Romatizmalı yerlerde ağrı, yanma veya üşütme ve şişlikler görülür. Ağrı bazen dayanılmaz dereceye varır. Hareket etmekte de güçlük çekilir. Tedavi edilmezse, kalp kapağı hastalığı veya bir başka hastalığa neden olur.
3 çeşit romatizma vardır:
- Akut eklem romatizması
- Romatoid artrit
- Dejeneratif romatizma

[S-Ş]
Saç dökülmesi: Günde, normal olarak 80 saç kılı dökülür. Bundan fazla dökülme yaşın ilerlemiş olması, bazı ateşli hastalıklar, tiroid hastalıkları, kansızlık, verem, şeker hastalığı gibi bütün vücudu etkileyen hastalıklardan sonra görülür. Tıp dilinde alopesi adı verilen saç dökülmesi; basit saç dökülmesi ve pelad olmak üzere iki çeşittir.

Saçların kepeklenmesi: Kafatası derisi üzerinde meydana gelen gevşek pul şeklindeki kabuklara kepek denir. Kuru ve yağlı olmak üzere iki çeşidi vardır. Yağlı sarımtırak görünüşteki kepeklenmeye, tıp dilinde sebore denir. Nedeni, derinin en üst kısmında bulunan tabakanın, ürettiği fazla parçalardır. Bunlar, çoğunlukla saçlar tarandığı zaman dökülür. Tedavinin ilk şartı; temizlik ve fazla miktarda unlu şeyler yememektir.

Saçkıran: Tıp dilinde tinea tonsurans denilen saçkıran, bir çeşit mantarın neden olduğu bulaşıcı bir hastalıktır. Hiç vakit kaybetmeden tedavi etmek gerekir. Saçkıranlı hastanın tarağını kullanmak veya şapkasını giymekle bulaşır. Tedaviye, hastalıklı yerdeki saçları kesmek veya traş etmekle başlanır. Saçlar, haftada iki kere yıkanır.

Saç ve sakal ağarması: Yaş ilerledikçe saça ve sakala rengini veren maddenin yapımı azalır, bir süre sonra da tamamen kesilir. Kumral ve kızıl saçlar, daha erken beyazlaşır. Genç yaşlarda görülen beyazlaşmalar ise, ırsidir. Tedavisi yoktur.

Safra kesesi iltihabı: Safra kesesi taşlarının neden olduğu bir çeşit iltihaplanmadır. Tıp dilinde kolesistit denir. İki çeşidi vardır.
- Müzmin safra kesesi iltihabı
Safra kesesi büzülür, gereği gibi çalışamaz hale gelir. Hastanın karnında, özellikle yemeklerden sonra gaz ve gerginlik vardır. Ayrıca; sağ taraftan başlayıp, kaburgaların altına kadar yayılan geçici bir ağrı ve sarılık nöbetleri de görülür. Tıp dilinde kronik kolestit denir. Bu hastalık genellikle 40 yaşını geçmiş şişman kadınlarda görülür.
- Akut Safra Kesesi İltihabıBilhassa, safra yollarına yerleşmiş taşın neden olduğu bir hastalıktır. Tıp dilinde akut kolestit denir. Hastada karnın sağ üst kısmına gelen ani, şiddetli ve çabuk gelişen, sırta, hatta sağ omuzun ucuna kadar yayılan ağrı vardır. Ateş artar, kusma ve bulantı görülür.
Her iki çeşit safra kesesi iltihabında da; vakit kaybetmeden doktora başvurmak gerekir. Ameliyat gerekebilir.

Safra taşları : Safra koyulaşması sonucu meydana gelen taşlara halk arasında safra taşı, tıp dilinde ise kolelitiasis denir. Yapılarında kolestrin bulunur. Bazı safra taşları, rahatsızlık vermez. Bazıları da safra kanalını tıkar. Çok şiddetli, batıcı bir ağrı, bulantı ve kusma yapar. Hasta yerinde duramaz olur. Bu olayların hepsine birden safra kesesi krizi denir. Düşmeyen veya alınmayan safra taşları, safra kesesinin iltihaplanmasına da neden olur. Safra taşlarının neden olduğu rahatsızlıkları gidermek için doktor müdahalesi gerekir.

Sağırlık: Sonradan meydana gelen sağırlıkları doğuran nedenler çeşitlidir. Mesela; dış, orta veya içkulak bozuklukları, beyin hastalıkları veya histeri, geçici sağırlığa neden olabilir. Gerçek nedeni bulmak doktorun işidir.

Sakal iltihabı: Sakal kılının kolayca koparılması ve kopan kılın ucunda da cerahat damlacığı görülmesi şeklinde ortaya çıkan bir hastalıktır. Tıp dilinde sikozis denen bu hastalığa, stafilokok cinsi mikroplar neden olur.

Salgın menenjit: Menegokok adı verilen bir çeşit mikrobun; beyin zarına yerleşmesi ve orada iltihaplanmalar meydana getirmesi sonucu ortaya çıkan bulaşıcı ve tehlikeli bir hastalıktır. Hastalık, boğazlarında mikrop taşıyan hastalar veya kendileri hasta olmadıkları halde boğazlarında menenjit mikrobu taşıyan sağlam kimseler tarafından bulaştırılır. Hastalık çoğu kere üşüme, titreme ve ateşin birdenbire yükselmesiyle başlar. Halsizlik, başağrısı, ve kusma görülür. Dudak ve burun deliklerinin kenarlarında uçuklar belirir. Gözlerini açmakta zorluk çeker. Bir süre sonra, ensesi sertleşmeye ve başını öne eğememeye başlar. Hiç vakit geçirmeden tedaviye başlamak şarttır. Aksi halde, ölümle sonuçlanabilir. Bu günkü tedavi yöntemleri sayesinde hastanın sağlığına kavuşması mümkündür. Salgın menenjit salgını sırasında sağlıklı kimseler hastalarla görüşmemelidir. Kalabalık yerlere gidilmemelidir. Bütün vücudun, özellikle ağız ve burunun temiz tutulması gerekir.

Saman nezlesi: Ot veya bitki tozlarının neden olduğu bir çeşit alerjik hastalıktır. Tıp dilinde pollenosis veya alerjik rinit denir. Daha ziyade, çiçeklerin açtığı aylarda görülür. Hastada şiddetli aksırmalar, burun tıkanıklığı, gözlerde kızarma ve sulanma, fazla miktarda berrak burun akıntısı ve öksürük görülür. Tedavinin ilk şartı, çiçeklerin açtığı sıcak ve rüzgarlı günlerde kırlara gitmemek ve güneş gözlüğü kullanmaktır.

Sara : Bir çeşit sinir hastalığıdır. Nedeni beynin çalışmasında görülen bir anormalliktir. Tıp dilinde epilepsi denir. Grand mal ve petit mal olmak üzere iki çeşidi vardır.
- Grand Mal :
Saranın ağır şekline grand mal denir. Hasta nöbet gelmeden önce aura denilen bir devre geçirir. Bu sırada da, nöbetin geleceğini anlar. Bu devrede, kulak çınlaması, belirli bir yerde ağrı, titreme vardır. Ne olduğunu anlayamadığı bir koku hisseder. Kısa bir süre sonra da, şuurunu kaybederek yere düşer. Vücudunda kuvvetli çırpınmalar başlar. Kol ve bacakları ritmik bir şekilde kasılıp, gevşer. Ağzı köpürür, dilini ısırabilir, farkında olmadan küçük ve büyük tuvaletini koyabilir. Bir süre sonra da kasılmalar azalır, derin bir soluk alarak sakinleşir ve kendine gelir.
- Petit Mal :Saranın hafif şeklidir. Bu çeşit saralıda şuur kaybı görülür fakat, kasılma ve gevşemeler görülmez. Hatta bazen çevresindekiler kriz geçirdiğini bile anlamaz.
İlkyardım olarak, kriz geçiren hastanın yaralanmasını önleyici tedbirler alınır. Dilini ısırmaması için de temiz bir mendili top yaparak ağzına koymak faydalıdır.

Sarılık : Safranın kana karışıp, bütün dokuları hatta göz aklarını bile sarıya boyaması ile ortaya çıkan bir hastalık belirtisidir. Tıp dilinde ikter denilen sarılığın üç çeşidi vardır.
- Hemolitik sarılıkKandaki alyuvarların tahrip olması sonucu safra, kana karışır. Hastanın idrar rengi normal, büyük tuvaleti ise koyudur.
- Hepatik sarılık :Bir virüsün neden olduğu karaciğer iltihabıdır. Karaciğer hücreleri şişer ve safra yolları tıkanır. Belirtileri, yavaş yavaş görülür. Hastada ateş, iştahsızlık, ishal ve kusma vardır. En çok görülen sarılık çeşidi budur.
- Obstrüktif sarılık :Nedeni, safra kanallarının tıkanmış olmasıdır.
Ortak belirtileri ise şunlardır. Hastalığın neden olduğu sarı renk, önce göz aklarında görülür. Sonra yüz, boyun, gövde, kol ve bacaklara kadar yayılır. İdrarın rengi sarı ile koyu kahverengi arasında değişir. Ciltte de kaşıntı vardır. Büyük abdest, kil renginde ve fena kokuludur.
Tedavinin ilk şartı, yatak istirahatidir. Sıkı bir perhiz uygulanır.

Sedef hastalığı : Nedeni, kesinlikle bilinmeyen bir hastalıktır. İrsi veya sinirsel olduğu söylenmektedir. Tıp dilinde psoriasis denir. Daha çok, baş derisinde, dizlerde ve dirseklerde veya tırnaklarda meydana gelen düzensiz kırmızı lekelerle kendini gösterir. Lekeler, gümüş renginde ve pul pul olup, deriden yüksektir. Kaşıntı yoktur.

Ses kaybı : Sesin tamamen kaybolmasına, tıp dilinde afoni denir. Tam veya kısmi olabilir. Nedeni, boğaz veya gırtlak hastalıkları, konuşma kaslarını kontrol eden sinirlerin hastalanması veya sinir bozukluğudur. Tedaviye geçmeden önce, gerçek nedeni bulmak gerekir. 1-2 gün içinde geçmeyen ses kayıplarında doktora başvurmak gerekir.

Ses kısıklığı : Boğaz veya gırtlağın, dışarıdan gelen organizmalar tarafından istila edilmesi sonucu ortaya çıkar. Nedeni, soğuk algınlığı, bağırmak, çok konuşmak, boğazı tahriş edici duman veya benzeri gazlar veya boğaz iltihabıdır. Kısa sürede geçmeyen ses kısıklığında, doktora başvurmak gerekir.

Sık sık idrara gitme : Günde 4 veya 6 kez idrara gitmek normal sayılır. Bu sayı, içilen su miktarına göre değişir. Toplam idrar miktarı, 8 su bardağı kadardır. Bu miktarda ve idrara gitme sayısında fazlalık olduğu zaman gençlerde şeker hastalığı, ihtiyarlarda böbrek hastalığı veya prostat büyümesi düşünülebilir.

Sıraca : Tıp dilinde scrofula denir. Bir çeşit kronik deri veremidir. Nedeni, boyundaki lenf bezlerinin veremidir. Daha ziyade boyun bölgesinde ve yüzde acısız şişliklerle ortaya çıkar. Bir süre sonra patlayan bu şişliklerden irin akar.

Sıtma : Anofel adlı sivrisineğin sokmasıyla, insandan insana bulaşan, titreme, ateş ve ter nöbetleriyle kendini gösteren, kimi zaman da başka bir hastalık gibi görülen ve tedavi edilmezse, öldüren bulaşıcı bir hastalıktır. Tıp dilinde malarya denir.

Siğiller : Derinin üst tabakasının büyümesi sonucu ortaya çıkar. Nedeni, bir çeşit virüstür. Tıp dilinde verrü denir. Aynı kişide bir yerden diğer bir yere bulaşabilir. Daha ziyade, parmak, ayak ve yüzün çeşitli yerlerinde, yuvarlak deriden yüksekte ve çilek görünümünde kabartılar halinde görülür.

Sinirsel ağrılar : Bu çeşit ağrılar, genelikle küt ağrı şeklindedir. Vücudun her yerinde hissedilebilir. Ama, çoğunlukla kalp çevresindeki ağrılardan şikayet edilir. Bazı kimseler de başlarını tıpkı bir çember gibi sıkan baş ağrılarından şikayet ederler. İşte bu çeşit ağrılar, bedeni bir arızadan kaynaklanmıyorsa, sinirsel ağrılardır.

Sinir bozukluğu : Hayat şartlarından fazlasıyla etkilenenlerde görülebilen, esasta önemli bir kaynağı olmayan bir rahatsızlıktır. Devamlı olarak endişe içinde olmak şeklinde görülenine anksiete, ruhi ve bedeni bitkinlik şeklinde görülenine de depresyon adı verilir. Hasta hayattan zevk almaz, her zaman mutsuzdur, huzursuzdur, sinirlidir. Uykuları düzensizdir. Gerçekte bir hastalığı olmadığı halde çeşitli hastalıkların varlığından şikayet eder. Tedaviye hayatının iyi yanlarını görmeye alışmakla başlanır. Sinirlenmekten kaçınmak, her kötü olayın iyi bir tarafı olduğunu görmeye alışmak, düzenli bir hayat sürmek gerekir.

Sinirsel hazımsızlık : Sinir sisteminin düzenli, uyumlu çalışmasını kaybetmesi sonucu ortaya çıkar. Ayrıca, alkol kullanmak, fazla sigara içmek, haddinden fazla çay, kahve veya süt içmek, çabuk ve gereği gibi çiğnemeden yemek yemek şikayetlerin artmasına neden olur. Hastanın karnında ağırlık hissi vardır, midede gurultu, yanma veya ekşime görülebilir. Geğirir, gaz çıkarır. Yorgunluk, baş ağrısı, çarpıntı ve unutkanlıktan da şikayet edilir.

Sinirsel kusma : Sinir sistemindeki düzensizlikten kaynaklanan bir durumdur. Ağıza su gelmesi şeklinde de görülebilir. Herşeyden önce, sinirlenmemeyi, düzenli bir hayat sürmeyi alışkanlık haline getirmek tedavinin ilk şartıdır.

Sinüzit : Çene, alın ve şakak kemikleri içinde bulunan ve buruna açılan içleri hava dolu boşlukların, sinüslerin iltihaplanması sonucu ortaya çıkan bir hastalıktır. Had ve müzmin olmak üzere iki çeşidi vardır. Nedeni burun iltihabı, nezle, grip, alerji, burundaki şekil bozuklukları veya buruna kaçan yabancı cisimlerdir. Hastanın yüzünde zonklayıcı bir ağrı, burnunda tıkanma, akıntı ve baş ağrısıyla birlikte gelen ateş görülür.

Siroz : Karaciğer dokularının harap olması ve karaciğerin sertleşmesi sonucu ortaya çıkan bir hastalıktır. Tıp dilinde cirrhosis denir. Beslenme, hazımsızlık ve fazla miktarda alkol bazen de safra yollarının tıkanması sonucu görülür. Hastanın karnı su toplar, ayak bilekleri şişer, iştahı azalır ve arasıra da kusar.

Sivilceler : Yağ bezelerinin fazla çalışmasından, hormon veya metabolizma bozukluklarından kaynaklanan en küçük çıbanlara sivilce denir. Sivilceleri sıkmamak, tuzsuz, yağsız ve baharatsız şeyler yemek gerekir.

Siyatik : Üst bacağın arka kısmı, arka bacağın dış tarafı ve siyatik siniri boyunca yayılan ağrıya siyatik denir. Ağrı, bazen birdenbire gelir. Bazen de yavaş yavaş ilerler. Otururken, kalkarken, uzanırken hareketler zorlukla yapılır. Belkemiğinin aşağı bölgesi, hassastır. Ağrılar yürürken, öksürürken ve gerinirken daha da artar. Halk arasında sinir romatizması da denir. Nedeni, omurlar arasında kıkırdak disklerin yerinden oynaması, yani disk kayması, omurganın alt bölümünün iltihaplanmış veya zedelenmiş olması, dizkapağı iltihabı veya sinir iltihabıdır. Tedavinin ilk şartı yatak istirahatidir. Ayrıca yatak altına kalın bir tahta koymalı, iki yastıktan fazla da yastık kullanmamalıdır.

Skorbüt : C Vitamini eksikliğinin neden olduğu bir hastalıktır. Daha ziyade 5-6 ay süreyle yeteri kadar C vitamini alamayan çocuklarda ortaya çıkar. Hastada dermansızlık, zayıflama, ve kanamalar görülür. Yaraların iyileşmesi gecikir, diş etleri şişer ve mikrobik hastalıklara yakalanma ihtimali artar. Küçük çocuklara her gün 4 çorba kaşığı taze sıkılmış portakal, limon veya greyfurt suyu verilirse, skorbüt olmaları önlenmiş olur.

Şarbon : Halk arasında karakabarcık da denilen bu hastalık daha çok kasap, çiftçi veya veterinerlerde görülen ve hayvanlardan, insanlara geçen mikrobik bir hastalıktır. Daha çok yüz, boyun veya kolda bir çıban çıkıp daha sonra patlar. Etrafında da siyah bir kabuk meydana gelir. Öldürücü bir hastalık olduğu için vakit kaybetmeden doktora başvurmak gerekir.

Şeker hastalığı : Vücudun şeker yakmasında ortaya çıkan bozukluğun neden olduğu bir hastalıktır. Tıp dilinde diabet denir. Pankreas, kandaki şeker miktarını kontrol eden ve adına insülin denilen bir madde salgılar. Pankreas bu görevini yerine getirmezse, kandaki fazla şeker, karaciğere depo edilir. Aç karnına alınan 100 gram kanda 80 miligram şeker vardır. Bu miktar yemekten 1-2 saat sonra 140 miligrama kadar yükselir. Kandaki şeker miktarı hastalığın durumuna göre aşağıdaki gibi tespit edilir. Şeker durumu Açken Yemekten 1-2 saat sonra Normal kimselerde 80 mg. 140 mg.
Orta derecede 130 mg. 190 mg.
Ağır derecede 160 mg. 215 mg.

2 çeşit şeker hastalığı vardır.
- Şekersiz Diabet :
Hipofiz bezinin arka tarafından salgılanan antidiüretik hormonun yetmezliği sonucu ortaya çıkan bu çeşit şeker hastalığına, tıp dilinde diabetes insipidus denir.
- Şekerli Diabet :Pankreasın salgıladığı insülin yetmezliği sonucu ortaya çıkan bu çeşit şeker hastalığına, tıp dilinde diabetes mellitus denir.

Şeker hastalığını doğuran nedenler dengesiz beslenme, şişmanlık veya sinir bozukluğudur. Bazı kimselerde de irsiyet önemli bir rol oynar.
Hastalığın başlangıcında çok yemek ve su içmek ihtiyacı vardır. İdrar miktarı da artar. Kadınların idrar yapma yerlerinde kaşıntı vardır. Ayrıca devamlı yorgunluk hali görülür.
İleri safhada devamlı baş ağrısı, el ve ayak titremeleri, iştahsızlık, aseton kokusuna benzer nefes kokusu, ter kokusu, adele krampları, hafıza zayıflığı, kısmi veya tam felç, iyileşmeyen yaralar ve uykuda sayıklama görülür.
Şeker hastalığı tedavi edilmezse sonuç damar sertliği, kalp yetmezliği, göğüs anjini, görme zayıflığı, katarakt, karaciğer hastalıkları, siroz olabilir.
İki çeşit şeker koması vardır.
- Diabetik Koma aha ziyade şeker hastalarında görülür. Nedeni, insülin verme zamanını geçirmek, gerektiğinden az miktarda insülin vermek, bağırsak iltihabı, bademcik iltihabı, grip veya iyileşmeyen yaralardır.
- Şeker Eksikliği Koması :
Tıp dilinde hipoglisemi adı verilen bu çeşit koma, terleme, titreme, çırpınma huzursuzluk, şiddetli açlık, ve aşırı duygusallıkla başlar. Nedeni, fazla miktarda insülin vermek veya çok miktarda karbonhidratlı yiyeceklerle beslenmektir.

Şeker hastaları haftada en az iki kere ılık banyo yapmalıdır ve sonra da vücutlarının her tarafını ılık bir havlu ile ovmalıdır. Kabız veya ishal olmamalıdırlar. Perhiz yapmalıdırlar. Erken yatıp erken kalkmalıdırlar. Ağız, boğaz ve diş sağlığına aşırı özen göstermelidirler. Masaj, beden hareketleri ve açık havada yürüyüşü ihmal etmemelidirler.

Şirpençe : Daha çok ense, sırt ve kaba etlerde beliren birçok çıbanların birleşmesi ile meydana gelen ve çabuk genişleyen bir çeşit kan çıbanıdır.

Şişmanlık : Şişmanlık, alınan kalori miktarının yakılan kaloriden daha fazla olması sonucu ortaya çıkan bir metabolizma bozukluğudur. Tıp dilinde obesite denir. İstatistiklere göre şişmanların daha çabuk yaşlandıkları, şeker hastalığı, damar sertliği, kalp hastalıkları, karaciğer ve safrakesesi hastalıkları, tansiyon yüksekliği, akciğer hastalıkları, romatizmal hastalıkların tehdidi altında bulundukları belirtilmektedir. Bu nedenle şişmanlıktan kurtulmak için diyet ve beden hareketleri yapmak gerekir.


[T]
Tansiyon : Kan basıncına tansiyon denir. Kalp her kasılışında belirli miktardaki kanı atardamarlara pompalar. Bu sırada da, kan basıncı en yüksek seviyeye çıkar. Buna büyük tansiyon denir. Kalbin iki kasılışı arasında geçen zaman içinde ise, kan basıncı en düşük seviyeye iner. Buna da küçük tansiyon denir. Büyük tansiyon ile küçük tansiyon arasındaki fark da nabız basıncını gösterir. Tansiyon yaşa bünyeye ve tansiyon ölçüldüğü andaki ruhi veya bedeni duruma göre farklılık gösterir. Yaşlandıkça tansiyon yükselmesi normaldir.

Tansiyon düşüklüğü : Büyük tansiyon, 11'den aşağı düştüğü zaman tansiyon düşüklüğü vardır. Bu duruma tıp dilinde hipotansiyon denir. Tansiyon, ateşli hastalıklar sırasında, büyük kanamalardan sonra, iç salgı bezi bozukluklarında veya herhangi bir hastalıktan sonraki iyileşme döneminde düşer. Bazı kadınların aybaşı hallerinde, veya sıcakta fazla ter kaybından sonra veya sinirli kimselerde de tansiyon düştüğü görülür. Devamlı olarak tansiyon düşüklüğü önemli bir hastalığın işareti olabilir.

Tansiyon yüksekliği : Büyük tansiyonun kişinin yaşına göre yüksek olmasına halk arasında tansiyon yüksekliği, tıp dilinde ise hipertansiyon denir. Bir çok hastalıkta tansiyon yüksekliği görülür. Mesela kalbin sol bölümünün büyümesinde, böbrek hastalıklarında, damar sertliğinde, kan hücrelerinin çoğalmasında, şişmanlıkta ve iç salgı bezleri hastalıklarında kan basıncı artar. Tansiyon yüksekliğinin belirtileri arasında yorgunluk, sinirlilik, çarpıntı, baş dönmesi, uykusuzluk, baş ağrısı vardır.

Tavukkarası : Az aydınlık yerlerde, görememek şeklinde ortaya çıkan bir çeşit göz hastalığıdır.

Temriye : Bir çeşit deri hastalığıdır. Yer yer küme küme bir takım kızartılarla kendini gösterir.

Tırnak iltihabı : Tırnak kenarlarında veya altında cerahat birikmesine, tırnak iltihabı denir. Nedeni, ufak kesikler veya sıyrıklar sonucu bakterilerin yerleşmesidir. İltihaplanan tırnağın kenarında kızarıklık görülür. Ağrı da vardır.

Tifo : Mikrobik ve bulaşıcı bir hastalıktır. Hastalığın mikrobu çomak şeklindedir. Tifo basili adı verilen bu mikrop, çoğunlukla tifolu hastaların dışkılarında veya idrarlarında, kanlarında, tükürüklerinde veya vücutlarında görülen deri döküntülerinde bulunur. Tifo salgınına, lağım suları karışmış içme suları veya lağım suları ile mikroplanmış yiyecek maddeleri neden olur. Salgın daha ziyade yaz ve sonbahar aylarında görülür. Hastalık, mikrop vücuda girdikten yaklaşık 7-15 gün sonra ortaya çıkar. Hastalığın ilk günlerinde yorgunluk ve baş ağrıları görülür. Fakat hasta yatmak ihtiyacını hissetmez. Birkaç gün sonra ateş yavaş yavaş yükselmeye başlar. İştahsızlık, baş ağrısı, burun kanaması, bronşit, mide ve bağırsak bozuklukları ile birlikte ishal görülür. İlk belirtilerin ortaya çıkmasını takip eden birkaç gün içinde ateşi daha da yükselir. Göğsünde karnında ve sırtında pire ısırığına benzeyen kırmızı lekeler belirir. Bu günler içinde tansiyon düşer, nabız da yavaşlar. Hastalığın üçüncü haftasında karın gerginleşir ve şişer. Dışkı ise yumuşaklaşır, bağırsak kanamaları görülebilir. Bademcikler iltihaplanmış, hasta zayıflamıştır. Üçüncü haftanın sonlarından itibaren, ateş düşmeye ve diğer belirtiler kaybolmaya başlar. Tifo kalbi, beyni, böbrekleri, akciğerleri, karaciğeri, göz ve kulak sinirlerini etkiler. Bu nedenle iyi tedavi şarttır. Hastaya süt, yoğurt, ayran, hoşaf, meyva suları, limonata, portakal suyu, yumurta sarısı, yumurtalı çorbalar, iki kere çekilmiş etten yapılmış köfteler, sebze ve meyve püreleri verilir. Çok su içirilir.

Tifüs : Çok tehlikeli ve bulaşıcı bir hastalıktır. Halk arasında lekeli humma da denir. Bitler aracılığı ile bulaşır. Tifüsü doğuran nedenler; pislik, aşırı kalabalık yerlerde yaşamak, açlık ve yorgunluktur. Tifüs 12-14 gün devam eder. Riteksiyon denilen tifüs mikrobu, vücuda girdikten bir süre sonra; hastada halsizlik, baş ve bel ağrıları görülür, ateşi yükselir. Dudakları kurur, dili paslanır, yüzü kızarır. 4-5 gün içinde derinin üzerinde ufak kırmızı lekeler ortaya çıkar. Bazı hastalarda, sayıklama, bağırma ve tuvaletini altına kaçırması görülür. Hasta sağlıklı kişilerden ayrı bir yerde bakıma alınır. Eşyaları, bulunduğu yer dezenfekte edilir. Sulu ve sindirimi kolay yiyecekler verilir. İyi beslenir, vücut temizliğine çok dikkat edilir.

Titremek : Tıp dilinde tremor denilen titremek, irade dışında meydana gelen bir hastalık belirtisidir. El ve ayak titremesi; daha ziyade, nevroz, isteri veya nevrasteninin belirtisidir. Hafif titremeler, genellikle, guatr, alkolizm, kurşun veya cıva zehirlenmesi ya da ihtiyarlığın işaretidir. Şiddetli titremeler parkinson hastalığı ve uyku hastalığında görülür.

[U-Ü]
Uçuk : Dudakta veya burun kenarında hafifçe şişmiş, kırmızı ve ağrılı bir leke şeklinde beliren bir hastalıktır. Nedeni, tükürükte bulunan bir çeşit virüstür. Daha ziyade ateşli hastalıklar ve soğuk algınlığı sırasında görülür. Tıp dilinde herpes simplex denir. Dudak veya burun kenarında meydana gelen kırmızı lekeler, bir süre sonra su toplar, küçük kabarcıkar meydana gelir. Birkaç gün sonra da sararırlar ve kabuk bağlarlar.

Ur : Vücudun herhangi bir yerinde görülen şişliklere halk arasında ur, tıp dilinde ise tümör denir. İyi huylu, kötü huylu ve iltihabi olmak üzere üç çeşidi vardır.

Uykusuzluk : Tıp dilinde insomnia denilen uykusuzluğu doğuran nedenler çeşitlidir. Örneğin yorgunluk, mide şişkinliği, hazımsızlık, zayıflatıcı veya uyarıcı ilaçlar, fazla sıcak, rahatsız edici ışık, gürültü sinir bozukluğu, fazla miktarda çay, kahve veya sigara içmek, ağrılar, kalp veya akciğer hastalıkları, ateş, kaşıntı, günlük olayların etkisi, yatağın uygun olmaması, tedirginlik gibi nedenler uykusuzluğa neden olur. Uykusuzluğu doğuran nedeni bulmak gerekir. Basit uykusuzluklarda yatmadan önce sigara, çay, kahve gibi şeyler içmemek, müzik dinlemek, yatak odasını havalandırmak, bir bardak sıcak süt içmek ve sıcak banyo yapmak çok faydalıdır.

Uyurgezerlik : Tıp dilinde somnambülizm adı verilen bu hastalıkta hastanın şuuru uykuda olduğu halde, duyu organları uyanıktır. Belirtileri hastaya göre değişir. Bazıları uykularında gezer; bazıları ise uykularında konuşur, bağırır, el ve kol işareti yapar. Uyandıkları zaman da uykularında yaptıklarını hatırlamazlar. Daha çok ruhsal bir bozukluğun ifadesidir. Ayrıca başından yaralanmış olanlarda, kanlarındaki şeker oranı düşük veya beyin damarlarında sertleşme olanlarda da uyurgezerlik görülebilir. Bazı kimselerde ise genetiktir. Uykuda gezen hastaların devamlı olarak ailesi tarafından kontrol altında tutulması, başına gelecek herhangi bir kazayı önlemesi açısından faydalıdır.

Uyuz : Serkopt denilen gözle zorlukla görülecek kadar küçük olan uyuz böceğinin, üst derinin altına girerek meydana getirdiği kaşındırıcı ve bulaşıcı bir deri hastalığıdır. Özellikle el, bilek, parmak araları, koltuk altları, karın bölgesi ve kaba etlerde şiddetli kaşıntılar ve çizgi şeklinde yaralar görülür. Yapılacak ilk iş hastanın ve ilişkide bulunduğu kimselerin bütün çamaşırlarını, elbiselerini, yatak örtü ve çarşaflarını yıkamaktır.

Üremi : Karaciğerde meydana gelip, kan vasıtasıyla böbreklere taşınan ve idrarla dışarı atılan zararlı maddelere üre denir. Ürenin, idrarla dışarıya atılmayıp, vücutta kalmasından meydana gelen hastalığa da üremi denir. Nedeni, böbrek hastalıkları ve prostat büyümesidir. Hastada devamlı baş ağrısı, görme bulanıklığı, hıçkırık, gündüzleri uyuma ihtiyacı ve geceleri de uykusuzluk görülür. Vakit kaybetmeden tedavi edilmesi gereken bir hastalıktır. Ayrıca tedaviye yardımcı omak amacıyla hastanın üşütmemesi, yorulmaması, düzenli beslenmesi, sigara veya alkolü bırakması gerekir.

Üşümek : Bazı kimseler, üşümeyi gerektirecek hastalıkları olmadığı halde üşüdüklerinden yakınırlar. Bu şikayetleri, kalorisi yüksek şeyleri yemekle geçer. Ayrıca aşağıdaki reçeteleri uygulamak da faydalıdır.

[V]
Varis: Damarların büyümesi ve şişmesine varis denir. Çoğunlukla bacağın alt kısımlarında görülür. Nedeni ayakta fazla durmak, şişmanlık, kan damarlarındaki kapakların düzensiz çalışması veya jartiyer kullanmaktır. Belirtileri, deri yüzeyindeki damarlar eğri, büğrü olup şişerler. Deri rengini kaybeder. Akşam saatlerinde de ayak bilekleri şişebilir. Banyodan sonra, aybaşı halinde, sıcak havalarda veya uzun süre ayakta kaldıktan sonra, yorgunluk, bacaklarda ağrı, karıncalanma ve dolgunluk hissedilir.

Varis ülseri : Daha çok, bacağın alt kısmında görülen yuvarlak bir yaradır. Nedeni, varisli yerde meydana gelen herhangi bir yaralanmadır. Hastalık bacağın alt kısmında, bileğe yakın bir yerde yuvarlak bir yara olarak ortaya çıkar. Ayak bileği şişer, deri esmerleşir ve bazen de ağrı hissedilir. Doktor tedavisi şarttır.

Veba : Bulaşıcı ve öldürücü bir hastalıktır. Veba mikrobunu taşıyan farelerin pireleri tarafından insanlara geçer. Nedeni, pisliktir. Pis ve güneş girmeyen yerler veba için en uygun ortamlardır. Hastalık, mikrop kapıldıktan sonra gelen 2-8 gün içinde kendini gösterir. Hastada, aniden başlayan baş ve sırt ağrıları, ateş, titreme, kusma, nefes darlığı, halsizlik, deri lekeleri, burun kanaması, kan tükürme, kasık ağrıları ve devamlı dalgınlık görülür. Dili de kahverengi ve kurudur. Yapılacak ilk iş hastayı tecrit etmektir. Çevresindeki sağlıklı kimselerin de koruyucu aşı olması gerekir. Bugün için önemi kalmayan ve eski devirlerde olduğu kadar çok görülmeyen bu hastalığın tedavisi için geç kalmadan sağlık kuruluşlarına haber vermek gerekir.

Verem : Akciğer veremi, tüberküloz, fitizi diye bilinir. Nedeni, koch basili denilen ufak kıvrık içinde küçük noktacıklar görülen çomak şeklindeki verem basilidir. Verem mikrobu insan vücuduna çeşitli yollardan girebilir. Bu yolların başında, solunum yolları gelir. Hastalık, çoğunlukla veremlinin balgamı veya veremli ineklerin sütü ile bulaşır. Sağlık şartlarına uymamak, aşırı yorgunluk, üzüntü, grip, boğmaca, kızamık veya şeker hastalığı vücudun direncini kaybetmesine ve hastalığın ihtimalinin artmasına neden olur. Verem, üç devrede gelişir. Birinci devrede, hastada genel yorgunluk, iştahsızlık, sırt ağrıları, öksürük, ve 38 dereceye varan ateş görülür.Verem basili bu devrede tüberkül adı verilen iltihaplı bölgeler oluşturur. İkinci devrede hiç bir belirti görülmeyebilir. Fakat basiller bütün vücuda yayılarak deri, eklemler, kemikler, böbrekler, bağırsaklar, karın ve beyin zarına yerleşirler. Bu devrede tedaviye başlanmamışsa, vücudun direnci azalmaya başlar. Üçüncü devrede, varem basilleri kan veya lenf kanalları yoluyla yayılmaya devam eder. Hastada, yorgunluk, balgamlı öksürük, akşamları yükselen hafif ateş, iştahsızlık ve gece terlemeleri görülür. Bu devrede, tedavi edilmezse, diğer akciğer de hastalanabilir. Tedaviye 4 ila 9 ay kadar devam etmek gerekir. Tedavinin ilk şartı temiz ve açık hava, bol gıda ve üzüntüsüz bir hayattır.

[Y]
Yanıklar: Sıcak bir şeyin veya yakıcı bir maddenin etkisiyle vücudun herhangi bir yerinde meydana gelen hücre ve doku bozulmasına yanık denir. Yanıklar ikiye ayrılır:
- Basit Yanıklar: Bunlar, deride hafif bir kızarıklık meydana getiren yanıklardır. Bir süre sonra, içi su dolu kabarcıklar ortaya çıkar. Bunları, kesinlikle patlatmamak gerekir. Yapılacak şey gerekli ilacı sürüp iyileşmesini baklemektir.
- Önemli Yanıklar: Yanık alanı büyük ve derinliği de fazla ise, önemli bir yanık var demektir. Bu gibi durumlarda mutlaka hastaneye başvurmak gerekir.

Yaralar: Herhangi bir kaza sonucu deride meydana gelen yarılma, kesilme, ezilme veya parçalanmalara yara denir. Birçok çeşidi vardır. Ateşli silahlar, batıcı veya delici aletler, yakıcı maddeler veya hayvan ısırmaları sonucu meydana gelen yaraların, hiç vakit kaybetmeden tedavi edilmesi gerekir. Yaralar, temizlik şartlarına uyulmayıp da, mikrop kapacak olursa, yara yerinde şişme, kızarma, ateş ve ağrı görülür. Bu da, yaranın iltihaplandığına işarettir. Bu durumdaki yaralar, gereği gibi tedavi edilmeyecek olursa, yaradan dağılan mikroplar vücudun diğer tarflarına da yayılıp çok tehlikeli hastalıkara yol açabilir. Yaralanmalarda yapılacak ilk iş; akan kanı durdurmaktır. Kanı durdurmak için, kanayan yerin üstüne gaz bezi veya temiz bir bez parçası konup, iyice bastırılır. Kan bir süre sonra durur. Kanama durduktan sonra bez kaldırılır, yaranın üzerine bir parça tentürdiyot sürülüp, yara temiz bir gaz bezi ile sarılır. Kan fışkırarak akıyorsa, yaranın üzerine gaz bezi yea temiz bir bez parçası bağlandıktan sonra, kanayan yere bastırılır. Sonra ipin uçları, bir parça çubuğa bağlanıp, döndürüle döndürüle iyice sıkılaşması sağlanır. Ve hiç vakit kaybetmeden hastaneye götürülür.

Yılancık : Küçük yara veya sıyrıklardan giren mikropların neden olduğu ve tıp dilinde Erizipel denilen bir çeşit deri hastalığıdır. Halk arasında kızılyürük denir. Mikrop kapıldıktan bir kaç saat veya birkaç gün sonra; hastada ateş ve titreme görülür. Bilhassa, yüz, burun kanatları veya baldırlarda; çevresi kabarık, yaygın kızarıklık ve ağrı görülür. Bu bölge, bir süre sonra şişer, deri gerilir. Ayrıca iştahsızlık ve baş ağrısı da görülebilir. Yılancık ihmal edilmemesi gereken bir hastalıktır. Bunun için de iyi bir tedavi şarttır. Tedavinin ilk şartı, yatak istirahatidir.

Yılan sokması : Yılan zehiri çok çabuk ve şiddetli tesir gösteren zehirlerdendir. Ancak, bu zehirler ağızdan alındıkları zaman zehirlemezler. Zehirli yılanların çoğu büyük başlıdır. Bazılarının başları da üç köşelidir. Uzun kıvrık dilleri ve çatallı dişleri vardır. Soktukları zaman; dişlerinin dibinde bulunan bezden salgıladıkları zehiri, dişin içindeki kanal vasıtasıyla, soktukları yere aktarırlar. Orada ağrı, şişme ve kızarma görülür. Bazı kimselerde de yılan zehirinin çeşidine göre, kusma, baygınlık, titreme, nefes darlığı, uyuklama veya kısmi felç görülür. Yılan sokan kimseye zehir bütün vücuda yayılmadan önce aşağıdaki işlemi yapmak gerekir. Sokulan yer kol veya bacakta ise; yaranın üst tarafına sıkı bir bağ yapılır. Sonra alkole bandırılmış veya ateşte kızartılmış bıçak, çakı veya jiletle yara kanatılır. Arkasından, ağzın etrafına ve dudaklara zeytinyağı sürülür. Sokulan yer emilip, tükürülür. Aynı işlem 3-4 kere tekrarlanır. Sonra madeni bir şey ateşte kızdırılıp, sokulan yer dağlanır. Ayrıca aşağıdaki reçetelerden biri veya bir kaçı uygulanır. Zehirlenme belirtileri varsa vakit kaybetmeden hastaneye götürmek gerekir.

Yorgunluk : Uzun süre çalışmaktan sonra görülen durumdur. Organların sürekli olarak yorgunluğu sonucu bozulmasına da sürmenaj denir. Gereği gibi çalışmama, isteksizlik, halsizlik, baş veya sırt ağrıları, hazımsızlık, huzursuzluk ve huysuzluk, can sıkıntısı gibi belirtilerle ortaya çıkar. En kolay tedavi, ılık duş alıp, istirahat etmektir. Sabah akşam, kol ve bacakları soğuk su ile yıkamak da çok faydalıdır.

[Z]
Zatülcenp : Akciğerleri saran zarın iltihaplanması sonucu görülen bir hastalıktır. Tıp dilinde plörezi denir. Nedeni, zatürree, verem veya akciğer absesinden yayılan iltihaptır. Tedaviye vakit geçirmeden başlamak gerekir.

Zatürree : Halk arasında akciğer iltihabı tıp dilinde ise pnömani denir. 3 çeşidi vardır.
- Lober Pnömoni : Pnömokok adı verilen mikropların neden olduğu had akciğer iltihabıdır. Mikroplu tozlar, fazla yorgunluk, soğuk algınlığı veya uzun süre güneşte kalmak hastalığın zeminini hazırlar. Hastalık ani baş ağrısı, titreme, kusma ve sırt ağrıları ile başlar. Ateş, 40 dereceye kadar yükselir. Fakat 10. günden sonra düşmeye başlar. Öksürük, kısa sürelidir. Balgam, kanlı ve yapışkandır. Hastanın yüzü kızarmış, dudaklarının etrafı kabarmış, cildi kuru ve dili de paslıdır. Geceleri kriz gelebilir.

- Virüs Zatürreesi : Virüslerin neden olduğu bir çeşit zatürreedir. Ya aniden ya da bir soğuk algınlığı sonunda görülür. Lober pnömoniden daha hafif geçer. Hastalığın ateşi 39 dereceye kadar yükselir. Kendini son derece yorgun hisseder. Öksürüğü kuru fakat az balgamlıdır. Kol ve bacaklarında da ağrılar vardır.

- Bronköpnomoni : İyi tedavi edilmeyen grip, boğmaca, bronşit veya kızamıktan sonra ortaya çıkan bir hastalıktır. Nedeni, akciğer ve bronşların yer yer iltihaplanmış olmasıdır. Hastalık, bronşit gibi başlar, tedbir alınmazsa, 2-3 gün içinde ağırlaşır. Ateş sabahları 38 derece iken akşamları 40 dereceye kadar yükselir. Hastada öksürük, cerahatli ve bazen de kanlı balgam görülür. Halsizdir, nefes almakta güçlük çeker, rengi de soluktur.
Doktor tedavisi şarttır. Diğer tarftan, hasta istirahat ettirilir ve morali üstün seviyede tutulur. Yanına fazla misafir kabul edilmez. Ağrı olan tarafına içine sıcak su doldurulmuş şişe konur. Sıcak su buharı teneffüs ettirilir. Ateşi yükseldiği zaman da; vücudu ıslak bezle silinir. Ateş düşürücü ilaçlar verilmez.

Zayıflık : Vücut yeterli derecede beslenmezse, kilo kaybeder. Bu durum, bir çok müzmin hastalıklarda ve had hastalıkların hemen hemen hepsinde görülür. Zayıflık, belirli bir hastalıktan kaynaklanıyorsa, ilk önce onu tedavi etmek gerekir.

Zihin yorgunluğu : Aklın geçmiş olayları, öğrenilen şeyleri saklayıp, zamanı gelince şuur üstüne çıkarıp, hatırlaması kabiliyetine hafıza denir. Bu yeteneklerin geçici olarak kaybolmasına da zihin yorgunluğu denir.

Zona : Göğüs veya gövdede ya da yüzde ve gözde, çoğunlukla yalnız bir tarafta olmak üzere görülen ve sinirler boyunca yakıcı ağrılara, zona veya herpes zoster denir. Hastalık başladıktan birkaç gün sonra ağrıların olduğu yerde, bir kırmızılık ve ortasında içi su dolu küçük kabarcıklar görülür. Bu belirtiler bir hafta kadar devam eder.

Konu Gudii tarafından (27-01-2009 Saat 07:58 AM ) değiştirilmiştir..
ScheyTAN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 12-04-2008, 06:51 PM   #2
Profil
Gudii
Delü Üye
 
Gudii - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

 
Üyelik tarihi: Mar 2008

Asteroids Champion! Pacman Champion! Tetris Champion! Simon Champion!
Nerden: Denizli

Yaş: 35

Mesajlar: 13,352

Ruh Hali:
Rep Puanı: 37
Rep Derecesi :
Gudii is on a distinguished road

Cinsiyet:
Uye No:21
Gudii - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart

tskelr herkesin okuaması gerekenm bilgiler
Gudii isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 27-01-2009, 06:11 PM   #3
Profil
ZeuS
Webmaster
 
ZeuS - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

 
Üyelik tarihi: Mar 2008


Nerden: İstanbul - S. Çiftliği


Mesajlar: 5,422

Ruh Hali:
Rep Puanı: 21
Rep Derecesi :
ZeuS is on a distinguished road

Cinsiyet:
Uye No:2
ZeuS - MSN üzeri Mesaj gönder ZeuS isimli Üyeye Skype üzeri Mesaj gönder
Standart

Bunları okumak epeyce zaman alıcak Anca forumda bununla ilgili arama yaptığınızda ulaşıp sizi ilgilendiren yeri okumak daha sağlıklı olur ya da başlıkarı bir göz gezdirmek faydalı olucaktır.Teşekkürler şeytan kardeş (=
__________________
[Linkleri Sadece Kayıtlı Kullanıcılar Görebilir... Kayıt Olmak İçin TIKLAYINIZ ! ]
ZeuS isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 12-02-2009, 10:02 AM   #4
Profil
Gudii
Delü Üye
 
Gudii - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

 
Üyelik tarihi: Mar 2008

Asteroids Champion! Pacman Champion! Tetris Champion! Simon Champion!
Nerden: Denizli

Yaş: 35

Mesajlar: 13,352

Ruh Hali:
Rep Puanı: 37
Rep Derecesi :
Gudii is on a distinguished road

Cinsiyet:
Uye No:21
Gudii - MSN üzeri Mesaj gönder
Exclamation Tıp Sözlüğü

Abse
Vücut boşluklarında, dokularda ya da organlarda bakteriler tarafından oluşturulan enfeksiyon sebebiyle beyaz kan hücreleri, ölü dokular ve bakteri artıklarından oluşan irinin birikmesi hali.



Sivilce denen şey patladığı zaman ortalığı kirletir. Patlatılmadığında kendiliğinden geçtiği iddia edilse de öyle olduğu tarihte nadiren görülmüştür.



Sürpriz yumurta gibi akşam sadece dişiniz agrıyor ve diyorsunuz ki; "ne olursa olsun yarın bu dişi çektireceğim".. Fakat böyle olmuyor. Sabah kalktığınızda yanağınızda kocaman bi yumurta, konuşmakta zorluk, etraftakilerin sizinle alay etmesi ve sırf bu yüzden baş ağrısı. En az iki gün böyle geçiyor.. Sonrasında doktor size ilaç yazar (tabi hemen başınızın ağrısı geçer nedeni ilaç değil, psikolojik) sonra yanağınızdaki şişlik iner ve siz de hiç birşey olmamış gibi devam edersiniz. O diş de öyle kalır. Asla çektirmezsiniz. İşte abse bu.

(gönderen: pilavcı)


Adale
Kas. Vücudun haraketini sağlayan cizgili kaslar istemli hareketleri sağlarlar. Özellikle sindirim sistemindeki düz kaslar ise otonom sinir sistemi etkisi ile çalışırlar.Kalp kası ise yapı olarak çizgili kas olmakla beraber kendi içinde bir otomatikliğe sahip olup otonom sinir sisteminden de etkilenir.

Hayvanlardan Et diye yediğimiz şey olup ayakların bağlı olduğu kısımdan (But) çiğköfte, omurganın iki yanındaki kısımdan (küşleme) kuşbaşı kebap ve interkostal bölümden nefis lahmacun olur. Ayrıca beyaz etli (kaslı) hayvanların (Balık tavuk) sadece otonom sistem etkisinde hareket etmediklerinin de belirtilmesi gerekir. (espri:drage)


Adet
Cinsel erginlik dönemindeki kadınlarda rahim iç tabakasının dökülmesine bağlı aylık kanamalı periyot …

Başlangıcı da bitişi de tantanalıdır... Özellikle ilk adetini gören sabinin tokat atılarak kendine getirilmesi gerektiği inancı yanlıştır... Sonraki dönemlerde ayda bir hafta etraftakilere hayatı zehir etme eğiliminin bu fizyolojik olayı dayak yiyerek karşılama ile alakası var mıdır bilinmez…Sayılı adet çabuk geçer, araya bir yahut iki gebelik birkaç düşük falan girdikten sonra bir de bakarsınız ki vedalaşma zamanı gelmiş. Eee şimdi ne olacak? otomatikman etraftakilere her 4 haftanın birini zehir etmek hakkı elden gidecek... Menopoza giren bayanın etraftakilere ve kendine kesintisiz 3-5 yıl süren işkencesi bu ayda bir haftalık işkence hakkı yerine geçer…Toptan yapılan bu birkaç yıllık eziyetin ardından kişi daha serin ve daha keyifli ve fakat dizleri ağrıyan tombul bir teyzeye dönüşür... İyidirler, börekleri ve kurabiyeleri enfes olur, eski günleri anlatırken gözleri dolar..



Menopoz ve sonrasına dair gözleminiz göz yaşartıcı.. Hatıraları gün ışığına çıkardığından belki de .. Erkek çocukta babaya olan öfke (oedipus falan) giderek kendini hayranlığa bırakır.. Babam bu kadına iyi sabrediyor diyerekten. ( katkı: çekirge)




Adrenalin
Böbreküstü bezlerinin iç kısmında bulunan hücreler tarafından salgılanan hormon.

Bu da epeyce sömürülmüş bir kelime... Malumunuz adrenalin heyecan durumlarında kanda yükseliyor.. Bunu da ahali biliyor ya artık ileri geri "adrenalin pompalamaktan" bahsediliyor.. Kardeşim ne bitmez tükenmez adrenalin pompasıymış bu? Güzel hanımları görmekten, heyecanlı maç seyretmeye kadar her mevzuda adrenalin pompalamaktan bahsediliyor... Gerçek olduğu bizce de malum olan durumlar yok mu? Var elbette Arifim ama olur olmaz durumlar değil bunlar..




Afazi
İdrak ve idrak ettigine cevap verme islemlerinden birisi ya da her ikisinin birden bozulması hali. Algılamanın bozulmasına duysal afazi denirken, algılanana cevap verilememesine motor afazi denmektedir. Bunların da çeşitli seviyeleri ve karışık şekilleri vardır.

Bazı kendini bilmezler aziz halkımızda afazi olduğunu, ne anlatılanı idrak ettiğini ne de derdini anlatabildiğini söylerler... Bu hal ciddi bir tartışma konusudur...Kimileri böyle yüce bir halkın afazik olamayacağını, kendini ifade etme yetisinin damarlarındaki asil kanda mevcut olduğunu söylerken, başka bir kendini bilmez güruh , yolda adres sorarak biryere varma ihtimalinin zayıflığını savlarına temel olarak gösterip milletin afazik olduğunu savunmaktadırlar..


Afrodizyak
Cinsel isteği arttırdığı bilinen yiyecekler ve maddeler.
Arifim aha bir tartışma konusu daha... Öyle de bir muhabbet ki müşterisi her daim hazır... Erkeklerdeki performans arttırıcı yiyeceklerden tut da özel kadın azdırıcılarına kadar her birinin üzerinde birkaç saatlik muhabbet açılabilecek onlarca konu... Benim diyeceklerim "aç ayı oynamaz" bu biiir... "Emekli ayı maaşına ve kuyrukta bekleme süresine göre oynar" bu da ikiii... "Karnı tok sırtı pek olan bir takim adem ve kadin da istiridye yeyip, bilmemne sineğinin kanadını yutarak bedenlerinde haz dalgalarının başlamasını beklerler.." bu da üüüç.. Hadi güzelim dağılalım , dükkanın önünü kapatmayalım...

Aft
Ağız ya da yutak mukozasında, belli durumlarda da cinsel organlar civarında oluşan genellikle birden fazla sayıda olan yüzeysel ülserler..
Agorafobi Açık alanda bulunma korkusu. Eski ismiyle pazaryeri korkusu.
AIDS
Sonradan gelişen (doğumsal olmayan) bağışıklık eksikliği sendromu… HIV virüsü tarafından oluşturulur ve virüsün bulaşmasından uzun süre sonra ortaya çıkar. Hastalık ortaya çıkmadan önceki belirtisiz döneme “HIV pozitif periyodu” denir.
Şimdilerde pek sesi soluğu çıkmayan bu virüs zamanında ortalığın tozunu atmıştı. Sosyete de listeler elden ele gezerdi... Efendim ayidis li mankenle birlikte olanların listesi, Moldavyalı HIV pozitif bayanın listesinde kimler varmış.. aman da aman… ABD de tedaviler, yurtdışında AİDS den vefat edip de yurda barsak kanserinden gitti diye haber yollamalar…Ne günlerdi be Arifim…

Akciğerler Göğüs kafesinin büyük kısmını dolduran ve kanın oksijenlenmesini sağlayan solunum sisteminin iki adet olan temel organı..

Akne
Deride, özellikle de yüz derisindeki kıl dipleri ve yağ bezelerinin iltihabından dolayı ortaya çıkan irinli, sert kırmızı şişkinliklerle kendini gösteren cilt rahatsızlığı
Hormon aktif dönemin önemli belirtilerinden olması halk arasında birçok yanlış inanca sebep olmuştur. Akne si olan gençlerin evlendirilince şikayetlerinin biteceği ya da vücutları ile ilgileri azalınca düzeleceği inancı tamamen yanlıştır... Yani kendi çevremden biliyorum bedenine sabah akşam iyilik yapıp da tertemiz cilde sahip olanlar olduğu gibi kendini unutup da silme akne sahibi olanlar da vardır... Akne cilt doktorlarının temel gelir kaynaklarından olup ancak ciltteki yağsı sıvı salgılayan bezlerin azalması ile düzelir…Cildiye uzmanları umumiyetle akne vakalarını tam iyileştirmez bir sonraki meslekdaşlarına da iyileştirilecek birşeyler bırakırlar... Akne düzeldiği zaman da kişi genellikle 40 yaşlarına gelmiştir ki “bundan sonra güzel olsam ne olur olmasam ne olur?” diye düşünmeye başlamıştır...


Akromegali Hipofiz bezinden salgılanan büyüme hormonunun kemiklerde uzama tamamlandıktan sonra aşırı salınmaya başlaması ile ortaya çıkan, ellerde ayaklarda, kafa kemiklerinde aşırı büyüme ile kendini gösteren hastalık.

Akupunktur
Vücutta meridyen denilen belli eksenler üzerindeki noktalara iğne batırılması ile hastalıkların tedavi edilmesi yöntemi.
En kıllı ve de tüylü konulardan birisi... Faydası konusunda tartışma büyük... Her kafadan bir ses çıkıyor... Mesleğe başladığım senelerde akupunktur yaptıracam diyene "aman gözüm, gel akıllı ol, eline, beline, diline sahip ol başka şeye gerek yok" şeklinde vazü nasihatte bulunurdum... Daha sonraki yıllarda "hadi gidin bir de boyunuzun ölçüsünü böyle alsınlar" şeklinde bir yaklaşımım oldu...Son senelerde ise kesinlikle yorum yapmıyorum... "Akupunktura başladım" diyene : "çok iyi efendim bir müddet sonra neticelerden haberdar olalım" derken, "Akupunkturu bıraktım" dendiginde de: "gayet iyi etmişsiniz tıbbi tedaviler çerçevesinde derdinizi halletmeye çalışalım" şeklinde kıvırıyorum...

Akut
Hızlı gelişen.
Lise yıllarında akut kelimesine takmıştım...Sözlüğü açar ve karşımda " had" kelimesini bulurdum. İki kelimeye öylece bakar ve bir türlü anlam veremezdim. Rızkımızı hekimlikten kazanacağımız belli olduğunda da manasını çözmek için ilk uğraştığım kelimelerdendir. Daha sonraları öğrendik ne manaya geldiğini ancak vatandaşa bu kelimeyi öğreten AKUT kısaltmasıyla kendini tanıtan arama kurtarma teşkilatı olmuştur.

Akyuvarlar Kanın şekilli elemanlarından olup öncelikle vücut savunmasında rol alan kimi bakterileri yutarak, kimi de salgıladıkları antikorlarla işlev gören hücreler.

Albinizm
Derideki renk hücrelerinin melanin adlı renk verici maddeyi oluşturamaması hali…Bu vakalarda gün ışığına dayanıksızlık ve sıklaşmış cilt kanserleri görülür.
Yani sıkıcı bir durum ama, olaylara bir de iyi yönünden bakmak lazım. Bizim mahallede bir Albino Tekin Ağabey vardı, inanmazsınız yataktan akşama doğru çıkar ve doğru kahveye gelirdi…Ciğer ekmekçiden yarım ekmek içine bol soğanlı ciğerini alır ve gece oniki ye kadar sürecek olan okey muhabbetine girerdi. Emin olun hava karardıkça Tekin ağabey coşar, çoğu elde ara taşına okeye döner, her akşam mutlaka birkaç kez çifte giderdi . Bir efsaneydi…Onun masasında oyun kazanmak NBA de ilk sezonda sayı kralı olmak gibi bir şeydi...

Alkolizm
Uzun dönemde ciddi miktarlarda alkol tüketimi ile ortaya çıkan karakteristik davranış şekilleri ve buna bağlı oluşan tablo. Ağırlık dereceleri değişmekle beraber ciddi alkolizm de alkolden ayrılmayla hayati tehlike oluşturabilen durumlar ortaya çıkabilmektedir.

Bu konuda en ilginç olan alkolün tüketilme şekli ve miktarı üzerinde yapılan geyikler ve efsanelerdir…Sabah kalkınca içmek üzere akşamdan yatağı başına votka limon hazırlayanlardan, arabanın sağ ön koltuğuna bir kasa bira koyup İstanbul dan Ankara ya gidinceye kadar bunu bitirenlere kadar neler neler… Mezarlık çevresi alkoliklerinin üç öğün yedikleri “mama” bunlar içinde en hoşuma gidenidir. Mama üç temel malzeme ile yapılır. Boş sardalye konserve kutusu tabak olarak hazırlanır... Kesinlikle yıkanmamalıdır. İçine tanıdık fırıncıdan sinyal ile alınmış bayat ekmek doğranır... Üzerine mavi tekel ispirtosu boşaltılır. Ekmekler eflatunumsu mavi renge iyice büründüğünde mama hazır demektir. Elle yenir ve mutlaka beş parmak kullanılarak, göğe doğru açılmış ağza ispirtolu ekmekler yuvarlanır... Bu sırada el bileğine doğru akan ispirto da ziyan edilmez ve yalanmak sureti ile gövdeye indirilir. Bu son hareket aynı zamanda hijyenik açıdan önemli olup kişisel temizlikte önemli rol oynar…Bu yazdıklarım Arifin bilgileridir ben onun yalancısıyım…

Altıncı hastalık
Çocukluk hastalıklarından, üç ila dört gün süren yüksek ateşin arkasından başlayan döküntülerle kendini gösteren virus rahatsızlığı.
Çocukluğumuz bütün hastalıkların sırasıyla geçirildiği, ilkokul sıralarında devamsızlıkların genellikle bulaşıcı hastalıklar sebebiyle olduğu döneme rastladı...Aşıların aynı enjektörün sırayla kollarımıza dürtülmesi suretiyle yapıldığı seneler...Bu dönemde aileler birbirlerinin çocuklarının hastalıklarına da ilgi gösterir, kadınlararası muhabbetlerde kimin çocuğunun ne "çıkardığı" önemli yer tutardı...Ortalıkta gezer ve kadınların anlatııklarına kulak kabartırken beşinci hastalık ve altıncı hastalık terimleri kulağıma çalınmıştı...O zamanlardan aklıma yerleşen bu hastalıkların bir sırası olduğu ve en sonuncunun da altıncı hastalık olduğu şeklindeydi...Felancanın çocuğu altıncı hastalık olmuş dediklerinde "vay be bitirmiş sonuna gelmiş diye düşünürdüm".
Alyuvarlar Kanın şekilli elemanlarından olup oksijen taşınma işini yapan ve içerdikleri demir sebebiyle kana malum kırmızı rengini veren hücreler.

Amfizem
Dokularda olması gerekenden fazla hava ya da gaz bulunması hali. Yumuşak dokularda özellikle gaz oluşturan bakteri enfeksiyonları ile beraber olabilirken, akciğerlerde olan şekli kronik akciğer hastalıklarındandır

Amino asitler
Proteinleri oluşturan, asit yapıdaki ve mutlaka karboksil ve amino grubu içeren yapıtaşı maddeleri. Mutlaka dışarıdan alınması gerekenlere esansiyel amino asitler denmektedir. Bir kısmı ise vücutta sentezlenebilmektedir.

Amnezi
Hafızada kısmi ya da tamamen kayıp.
İlgili maddelerde de göreceğimiz gibi amnezi deja-vu ya da jamais-vu lar ile doldurulabilir. Özellikle borç alıp da vermeyen kişi bu konudaki amnezi durumunu "kesinlikle verdim" ya da " ne ben senden para mi almıştım?" şeklinde gösterebilir ki biz bu duruma "bilinçli amnezi" bu haldeki kişiye de "şerefsiz" diyoruz. (teşekkürler wahşi)

Anafilaksi
İlgili maddenin vücutla temasını takiben kısa bir süre içinde gelişen, tüm vücutta yaygın olarak görülen döküntü, ödem, nefes darlığı, tansiyon düşmesine bağlı bilinç kaybı, kalp ve solunum sistemi fonksiyonlarında yetersizlik sonucu ölümcül olabilen çok ağır bir allerjik reaksiyon.

Analjezik
Ağrı kesici

Anastezi
Narkoz. Operasyon amaçlı olarak için duyular, hareket ve bilincin damar yolu veya solunum yolu ile narkotik maddeler verilerek iptal edilmesi.
Eter bulununcaya kadar cerrahların ne yaptığı açıkçası muamma...O dönemlerde cerrahi işlemler bilindiği kadarıyla "bağırta bağırta" esasına göre yapılmaktaymış... 1800 lü yıllardan kalan metinlerde cerrahi girişimlerdeki narkozun esasları aşağıdaki gibi anlatılmakta ve bu metin aynı zamanda mikroplara karşı alınan tedbirler hakkında da bilgi vermektedir...
"Cerrah operasyon odasına girdi. Ceketini asistanına verdi. Hasta meme operasyonu yapılacak bir kadındı. Operasyon masasına yatırıldı. Cerrah asılı duran muşamba önlüklerden en kansızını giydi. Tepsideki bıçaklardan birini alarak masata sürtüp bilemeye başladı... Keskinliğine parmak ucu ile baktı ve kanaat getirdikten sonra asistanına işaret verdi... Asistan hastaya önce yarım şişeye yakın rom içirdi... Arkasından ağzına büyükçe bir bez parçası tıkadı ve dişlerini sıkmasını istedi... Hasta denileni yaptı ve yattıktan sonra gözleri tavana dikili vaziyette bekledi.. Sonra gözleri kapandı... Cerrah iyi bilenmiş bıçağı ile meme üzerinde operasyona başladı... bu sırada alnındaki terleri ve sıçrayan kanları da diğer elinin tersi ile silmekteydi"


Anatomi
Vücudun yapısını inceleyen bilim.
Anemi
Kansızlık. Kırmızı kan hücrelerinin yahut kandaki oksijen taşıyan hemoglobin maddesinin belli sınırların altına inmesi. Bir hastalık olarak değil bir belirti olarak ele alınması ve mutlaka sebep araştırılması gerekli durum.
İç hastalıkları hekimlerinin hatta gündelik poliklinik pratiğindeki birçok hekimin hayat kurtarıcı olarak sarıldığı teşhis... Erginlik çağındaki ülkemiz kadınlarının yarıdan fazlasının anemik olması tanı konamayan vakalarda bütün bulguların kansızlığa bağlanarak doktorun temize çıkmasını sağlar...
Ayrıca bağlı olarak söylenebilecek birtakım otantik tedaviler de vardır...Örneğin domates yeme ya da pekmez içme ile anemi tedavisi güç ve meşakkatlidir... Siyah üzüm yiyerek de aneminizi tedavi etmeniz zor olup aldığınız kiloları vermek daha ileri bir gayret gerektirir...



Anevrizma
Atardamar duvarı balonlaşması.

Anjin
Aslında ağrı manasına gelen bu kelime meşhur kullanımda akut boğaz enfeksiyonunu tanımlamada kullanılır.
Anjin deyince aklıma geliveren ilkokul sıralarında hemen her gün bir arkadaşımızın boğazı tülbentle sarılı olmasıydı... Bu senelerde doktorlar anjin olanların boğazlarına direkt müdahalede bulunurlar, bademciklerin üzerindeki tabakaları mekanik olarak uzaklaştırıp muayenehanelerinde boğaz absesi boşaltırlardı... Penisilin en gözde ilaçtı ve yedi gün boyunca sabah akşam yapıldıktan sonra ferahlamış bir boğaz ve fakat ağrıyan kalçalarla ortada dolaşmaya başlardınız...Yine o zamanlarda - ki fazla tarih olduk zannetmeyin sene 1969-70 - atuşman denen boğaza sürülen ilaçlar vardı iyodlu, tadı iğrenç şeylerdi...

Anjiografi
Damarların içine radyasyon geçirgenliği farklı bir madde verilerek filminin çekilmesi .

Anoreksi
Özellikle genç kadınlarda görülebilen, yemek yememek, çok az uyumak, buna rağmen çok aktif olmakla beliren psikolojik bir bozukluk. Kişi devamlı bir kilo alma korkusu içerisindedir ve bedeni ile aşırı alakalıdır. Genellikle adet düzensizlikleri ve uzun süre adet olamama da eşlik eder.
Parayı vücudunun güzelliği ile kazanan manken ve fotomodel avanesinin sermayeyi korumak hesabı ile anoreksi hallerine girmesi sıktır. Bunu bir dereceye kadar normal görmek mümkün olmakla beraber "bir deri bir kemik" hallerin bizim ırkın erkeklerini bozduğunu bilmek de ayrı bir paradokstur...

Antibiyotik
Bakterileri öldüren ya da üremelerini engelleyen, bu şekilde enfeksiyonlara karşı kullanılan maddeler.
Her köşebaşında bir eczane olması ve hayatiyetine devam etmesi insanımızın antibiyotik merakı ile açıklanabilir.. Her boğaz ağrısı, her yüksek ateş eczane ziyareti ve arkasından bir kutu antibiyotik kullanılmasına sebep olmaktadır. Zaman icinde antibiyotik isimlerini öğrenen ve yaptıkları işin doğruluğuna inanan birçok kişi böylesi durumlarda adıyla sanıyla antibiyotik "satın alır"... İyi olup olmadıkları başka konu...

Antidepresanlar
Depresyona karşı kullanılan ilaçlar.
Tıbbi sektör dışındaki insanların da aşina olduğu ve çok rahatlıkla cümle içinde kullandıkları ilaçlar vardır... Antidepresanlar ve sakinleştiriciler bu ilaçların başında gelir... Anadolunun en ücra köşesindeki bir kasabada kadınlar arası ev toplantısında gözleme, soda böreği ve kısır eşliğinde "prozac" tan bahsetseniz ya da "xanax" dan sözetseniz kimse yadırgamaz... 1960 lı senelerden hatırladığım "nevrol cemal" ya da "validol simple" nin yerini alan günümüz ilaçları etkinlikleri ile de ön plana çıkıyorlar...

Antikor
Bağışıklık sistemi tarafından yapılan ve antijen adı verilen yabancı bir maddeye bağlanıp onu nötürleşme amacı güden protein kompleksi.

Antiseptik
Belli bölge, alet ya da dokuların mikropsuzlaştırılması işleminde kullanılan maddeler.
Antiseptik madde deyince herkesin aklına belli bir takım malzeme gelmekle birlikte mikropsuzlaştırma işleminde kullanılan çok değişik materyal de mevcuttur. İlk hatırlayabildiğim yaralı parmağa işeme konseptidir ki bunun sebebini halen çözememişimdir. Yine bir başka çözülmesi müşkül konu yaralı bölgeye tütün basma hadisesidir. Yine yaraya rakı dökmek te antiseptik kullanımında farklı bir yaklaşımdır...
Antispazmodik Spazm çözücü. Daha çok iç organlardaki düz kasların ağrılı kasılmalarını tedavide kullanılan ilaçlar.

Antraks Bkz: Şarbon.

Anüs
Sindirim sisteminin dışarı açılan son kısmı. Makat deliği.
Gündelik hekimlik pratiğinde makat yoluyla kullanılan ilaçlar genellikle problem olmaktadır... Özellikle bakire bayanlar ve erkekler nedendir bilinmez bu yolla kullanılan ilaçlara karşı antipatik yaklaşırlar... Kendisine suppozituar (fitil) şeklinde kullanılacak bir ilaç önerilen delikanlı beyler önce hafif bir yukarıdan bakan gülümseme ile "ama ben düzcinselim" havalarına girerler, sonra da kabul ederler... Genç hanımların da ilk söylediği "ama ben daha önce hiç kullanmadım" cümlesidir ki nereye bağlarsanız oraya gider...

Aorta
Kalpten çıkan ana atardamar. Çıkan aort, aort kavsi ve inen aort şeklinde üç anatomik kısma ayrılarak incelenir.

Apandisit
Appendis adı verilen kör barsak kısmının iltihabı.
Cerrahların önemli maişet kaynaklarından olan apandisit, tanısı görece kolay, tedavisi çok daha kolay bir akut cerrahi haldir... Burada önemli nokta apandisit var diye açılan vakada bunun olmadığının anlaşılmasıdır... Buna hekimler kendi aralarında "kuş çıktı" şeklinde yaklaşırlar... Genel kaide bir hekimin açtığı bütün apandisit tanıları doğru çıkıyorsa yani hiç kuş çıkan olmuyorsa epeyce vakayı atlıyor demektir... Kuş çıkan vaka sayısı %30 u geçiyorsa da ameliyat kararını biraz çabuk veriliyor denebilir...

Aritmi
Kalp atışlarının düzensiz olması, ritim bozukluğu

Arpacık
Kirpik kökündeki bezlerin bakterilerle iltihaplanması nedeniyle alt ya da üst göz kapağında oluşan, içi irin dolu, kaşıntılı, yanmalı ve sızılı şişliktir.
Delikanlıyı bozan tedavilerden birisi de arpacık için uygulanır... Göz kalemi çekerek ya da sürme ile arpacığın geçtiğine inanılır ve tabii ki yanlış bir inanıştır...Bazı delikanlılar ailenin kadın kişilerinin israrı ile göz makyajı yapmış halde işe giderler.. Bu durum hem etraftan bıyık burmalara sebep olur hem de kişinin tedavisi gecikir.. (teşekkürler arif&wahşi)
Artrit
Eklem yangısı. Eklemde ağrı, şişlik ile giden, birçok olguda kızarıklık ve/veya ısı artışının olduğu bir klinik bulgu.
Artroskopi Optik sistemler aracılığı ile eklemin içinin görülmesi esasına dayanan tanı ve tedavi yöntemi.

Aspirin
Ağrı kesici ve ateş düşürücü özelliğinin yanı sıra kandaki trombosit adı verilen pıhtılaşma pulcuklarının aktivitesini de engelleyen madde. Asetil salisilik asit.

Astım
Hava yollarının fiziksel ya da allerjik uyaranlara artmış yanıtının söz konusu olduğu, müzmin, tekrarlayıcı, kendiliğinden veya tedavi ile tamamen veya kısmen geri dönüşümlü öksürük, hırıltılı soluma, nefes darlığı belirtilerin yer aldığı bir hastalık.

Aşı
Bağışıklık sistemini önceden uyarmak yoluyla, enfeksiyon hastalıklarından korunmakta kullanılan ve hastalandırıcılığı azaltılmış mikroorganizma ya da toksinlerden oluşan, son yıllarda birçoğu laboratuvar ortamında sentetik olarak üretilen maddeler.

Ateş
Vücut ısısının normal değerlerin yani 37 santigrad derecenin üzerine çıkması.

Bağışıklık Mikroorganizmalara karşı koyarak o mikroorganizmanın yaptığı hastalığın oluşmasını engelleyen direnç sistemi.
Bakire Bkz. Virgin.

Bakteri Hastalık yapıcı olabilen ya da olmayan, üreme yeteneğine sahip, tam bir hücre özelliği göstermeyen yaşam birimleri.

Basur
Hemeroid. Anüs çevresinde ve barsağın son kısmındaki toplardamarların aşırı genişlemesi ve bazı hallerde içlerinde kan pıhtılaşması ve enfeksiyon olması ile kendini gösteren durum.
Memleketimin insanı birçok konuda olduğu gibi basur konusunda da derin ve engin bir bilgiye sahiptir... Bu bilgilerin derinliği öyledir ki hastaların yarıdan fazlası hekime gözükmeden eş dost tavsiyesi ile hemeroid tedavisi olur... Halk arasında uygulanan tedavilerden bazıları akla yatkın gibi gözükse de bir kısmını düşündüğümde camı açıp uzaklara doğru Allah Allah diye haykırasım gelir... İlk aklıma gelen basur tedavisi kırmızı acı biber, acı salça ve az miktar un ile havanda döğülmüş cam kırıklarını karıştırıp aç karna hastaya içirme konseptidir ki hey hey yine de hey hey demekten başka çareniz yoktur..Kim bulmuş ve ilk kim uygulamıştır, bunu piyasaya çıkartanı iki gün dinlenmeden dövsem rahatlar mıyım..? Muamma... Bir diğer yöntem de bizzat uygulayan iki kişi tarafından bana anlatılmış olup esası közlenmiş patlıcanları yanyana ve çok sıcak iken tepsiye dizip, makata da zeytinyağı sürerek patlıcanların üzerine oturmaktır... Buna ben "abi bu ne ya?" şeklinde yorum yapabildim... Sizin yorumlarınız varsa bekleriz...
Ve bir de pratik ligasyon ya da koagulasyon (bağlama veya pıhtılaştırma) yöntemleri ile muayenehanede hemeroid tedavisi yapan hekimlerimiz vardır.. Bunlardan özellikle meşhur olanlarının dükkanları dolar taşar... Her işte olduğu gibi buralara giden yurdum insanı da herşeyi ve makat ağrısını bir yana bırakıp doktorun günlük kazancını hesaplama işine girer..."Ulaaan ben geldiğimde on kişi vardı, benimle onbir, sonradan da beş kişi geldi etti onaltı ikiyüzer dolar aldı herif, bunun ellisi masrafa gitse, ...vay babayın kemiği ne datlı iş be!" şeklinde derin düşüncelere garkolur...


Bayılma
Genel güçsüzlük ve pozisyonu koruyamama ile kendini gösteren, uzun ya da kısa sürebilen genellikle geri dönüşü olan şuur kaybı.
Bayılma deyince orada durmak lazım.. Kelimenin kullanılış şekli "ay şimdi bayılıciim" cumlesi içerisinde ya da "oğlum hamamda karılar nasıl bayılır göster bakayım" biçiminde olabilir. Nedendir bilinmez acil pratiği olan hekimler çağırıldıklarında ilk olarak bayılan kişinin cinsini sorarak işe başlarlar.. Hasta erkekse pek bir koşunurlar da nedense bayan ise az ağırdan alırlar..Bunun sebebi cinsi latifte mesaj kaygısı olan bayılmaların çokluğu olsa gerektir..
Ve devamında bayılma ile alakalı söylenebilecek olan iki uçta ta kullanılabilen bir kelime olduğudur... İnsanlar çok sevdiklerine de "bayılır" canlarını sıkanlar tarafından da bayıltılır"...

BCG
Verem aşısı... Bacillus Calmet Guerin in kısaltılmasından türemiştir.
Türk milletinin hayatindaki en önemli dönüm noktalarında yani doğduğunda, ilkokula başlarken ve askere gittiğinde verem aşısı olup olmadığına bakılır ve aşısı yoksa mutlaka aşılanması sağlanır.. Verem aşılı doğana şu ana kadar rastlanmamış olması yukarıdaki cümlenin mantığını zedelemez...

Behçet Hastalığı
Ağızda aft, cinsel organlarda ülser ve gözün ön odacığında irinlenme ile seyreden bir bağışıklık sistemi hastalığı. Tanımı Türk doktoru Prof.Dr.Hulusi Behçet tarafından yapılmıştır ve romatolojik hastalıklar çatısı altında ele alınır.
Yakın zamana kadar uluslararası planda gurur kaynaklarımızdan birisiydi... Zafere susamış milletim 3-1 lik macaristan zaferinin ardından bir Türk doktorunun tanımladığı hastalığı gündeme getirirdi... Neyse ki Galatasaray ın UEFA zaferi ve Milli takımın dünya üçüncülüğü devreye girdi de sevinilecek şeylerimiz arttı...

Belsoğukluğu
İdrar yolarının son bölümlerinde, buraya bağlı salgı bezlerinde ve ilaveten kadında rahim ağzında yerleşen Neisseria Gonorrhoae bakterisi ile oluşan akut iltihap. Cinsellikle bulaşan hastalıkların en çok rastlananı.
Hasta ile hekimi sırdaş yapan hastalıklar vardır... Bu da onlardan birisi... Orta yaşlı ya da genç bir erkek gelir ve hekime ilk cümle olarak "hocam biz bir halt yedik" derse akla gelecek ilk durum bu olmalıdır... Hastalığın güzelliği belirtilerinin çok, tedavisinin kolay olmasıdır... Bununla beraber birçok aklıevvel kişi çok bilen bir yakını ya da eczacısından aldigi ilaç ile kendi kendini tedavi etmeye çalışır.. Eh nasiplerine mani olunan hekim kesimi de iyileşmeyen vakalara "beter olun" şeklinde yaklaşır ki doğrusu olmasa da doğalı budur...


Beriberi
B1 vitamini ya da diğer ismi ile Thiaminin uzun süreli eksikliğinde ortaya çıkan ve merkezi sinir sistemini öncelikle etkileyen hastalık.
Beş Duyu Sinir sistemine çevreden ve vücudun çeşitli kısımlarından gelen izlenimlere duyu denmekte olup çeşitli duyular için özelleşmiş organlara da duyu organları denir. Temelde 5 duyu olduğu kabul edilir. Dokunma: derideki sinir uçları ile, Tad: Dil ile , Koku: Burundaki reseptörler ile, Görme: Göz ile, Duyma: Kulak ile hissedilir.
Beşinci hastalık Daha çok ilkbaharda küçük salgınlar yapan, iki ile on yaş arasındaki çocukları etkileyen yanaklarda şaplak atılmış gibi kızarık ve sıcak iz yapan viral hastalık.

Beyin
Kafatasını dolduran, sinir sisteminin en önemli ve temel organı.
Yurdum insanı beyin ile alakalı konuşmayı çok sever.. Sevdiklerinin yaptığı hatalarda beynine söven bir dolu fert biliriz.. Beyinsiz lafını çok fazla kullananların işlek bir beyne sahip oldugunu söylemek de epeyce zordur..
Bazı kendini bilmezler kadın beyni ile erkek beyni arasında bir takım farklılıkları tesbit ettiklerini söyleyip güya bilimsel çalışma olduğunu iddia ettikleri bir takım yalan yanlış şemaları piyasaya sürmüşlerdir.. Bu şemalarda erkek beyninin tamama yakını seks ile alakalı gösterilmekte, daha ufak bir kısmı TV uzaktan kumandasi ile alakalı şeklinde iddiada bulunulmakta ve dahi noktavi bir bölüm de nezaket kısmı olarak ahaliye sunulmaktadır.. Buna elbette itibar etmemelidir. Hele de kadın beyninin yarıdan fazlasının ayakkabı alışverişi ile ilgili gösterilmesi de sakat bir zihnin ürünüdür.. Bizim çalışmalarımız erkek beyninin ancak % 60 kadarının seks ile ilgili olduğu, kadın beyninin de en fazla %50 lik kesiminin ayakkabı alışverişlerini idare ettiği yönündedir..

Beyin ve Sinir Cerrahisi Bkz. Nöroşirürji.

Beyincik
Beynin alt arka kısmında özellikle denge ve koordinasyon ile alakalı olan merkezi sinir sistemi bölümü.

Bıngıldak
Yaşamın ilk aylarında kafa kemiklerinin arasındaki elle farkedilebilen boşluklar.

Hekimlerin bebeklerin vücutlarındaki sıvı dengesini takipte kullandıkları bıngıldaklar çok bilmiş ebe ninelerin ve mahallenin işi az hanımlarının ilgi sahasına girer. Kimisi bıngıldağın geç kapanmasının akıl işareti olduğunu iddia ederken kimisi de açık kısmet ile ilintilendirir. Anadolunun bazı yörelerinde işi ilerletip ilk ayı dolmadan çocuğun kafasına şekil verenler de vardır. Elbette ki sanat ile fazla yakınlığı olmayan insanımız kafaya şekil verirken de belli birkaç çeşidi aşamamış bebeler sadece yumurta gibi sivri ya da sini gibi değirmi kafalı olabilmişlerdir.

Biseksüel
Kendi cinsi ve karşı cinsle aynı anda ilgilenen.
Bazı kendini bilmezler bu durumun alternatifleri arttırmak açısından faydalı olduğunu söyleseler de muhafazakar site yapımız bunu şiddetle reddeder (espri: wahşi)

Bistüri
Operasyonlarda ya da cansız doku ya da kadavra üzerinde yapılan işlemlerde kullanılan, değişik büyüklük ve ağız şekilleri olabilen çok keskin bıçak. Ameliyat bıçağı.
Halk arasında kullanılan ve anlamakta zorluk çektiğim terimlerden birisi "bıçak parası" sözüdür. Tamam bunu cerrahların operasyon yapmak için aldıkları parayı kast ile söylüyorsunuz da neden bistüri parası ya da neşter parası değil de ille de bıçak parası. Para verince bıçaklanmış olmak hisleri mi?

Biyopsi Canlı dokudan mikroskobik inceleme ve dolayısyla da patolojik tanı için parça alınması.
Böbrekler
Karın arka duvarında bulunan, kanı üre ve benzeri maddelerden temizlemekle, sıvı dengesini korumakla görevli, ayrıca hormonal vazifeleri de olan bir çift boşaltım sistemi organı.
Bir başka yanlış inanış ta böbreklerin soğukta ya da açıkta kalması ile hastalanacağı korkusudur... Bu kanıya nereden varılmış, nasıl bu kadar taraftar bulmuş bilinmez.. Ama biz hekimler için güzelliği her beli ağrıyan kişinin "galiba böbreklerimi üşüttüm" diyerek kapımızı çalmasıdır ki maişet motorunun çalışması için son derece faydalıdır..(espri: wahşi)
Bronkoskopi Soluk borusu ve bronşların optik sistemler ile incelenmesi ve gerektiğinde biopsi alınması işlemi.
Bronşit Akciğerin oksijen alışverişi yapılan dokusuna havayı taşımakla görevli borucukların mikroorganizmalar, kimyasal etkenler veya allerjik sebeplerle olan yangısı.
Brucelloz Bkz. Malta humması.

Bulumi
Bulumia nervosa. Yeme bozukluklarından en fazla görülen ve kişinin gereksiz cins ve miktarlarda yiyecek tüketmesi sonrasında isteyerek kusması ile sonlanan bozukluk.
Anoreksi ile kardeş... Aynı bozukluğun bir başka hali... Manken ve fotomodellerin oburluk yapmaları sonrasında "hadi lan şimdi formumuz bozulup işsiz kalacaz bir yol kusup gelelim" dedikleri kulaktan kulağa anlatılır. (espri arif&wahşi)

Bunama
Sosyal hayatın ve giderek kendine bakımın engellenecek şekilde zihni melekelerin bozulması hali.
Şimdi tutup da burada demans çeşitlerine falan girecek değiliz.. Hani vaktimiz olsa onu da yaparız ama siz sıkılacaksınız.. En güzeli aile büyüklerinden birinin bunadığı evlerdeki hali anlatmak... Efendim bunağımız genellikle evdeki sabit yerinde ve mümkün olduğu kadar hareketsiz oturur, kendisine söylenenleri büyük bir dikkatle dinler.... Tabii ardindan unutur ve yeniden sorar... Esir aldıklarına defalarca eskilerden anlatır ve ayni soruları defalarca sorar... Kapıyı açık bırakmaktan , sokağa çıkıp kaybolmaya ve ocağın üzerine çay koyup yatmaya kadar bilumum riskli işi yapar , jamais vu ile deja vu larla diğer aile fertlerini başka tıbbi problemlerle, örneğin ülser, fıtık gibi hallerle karşı karşıya bırakır... Durumun vahim olduğu ailelerde kişiler sırayla birer günlük bunaksavar rolü oynamak zorunda kalırlar ki bu hal ağzına bir tane çarpamayacağınız için beş yaşındaki bir çocuğun bakımından daha meşakkatlidir... Ve ailenin yaşlanma yolundaki beyleri ve hanımlarının hiç durmadan "yarabbim sen bizi bu duruma düşmekten koru" şeklindeki duaları da olaya ayrı bir hava katar...
By-Pass Belli bölgeye birim zamanda yeterli kan gitmemesi halinde damarın tıkalı oldugu bölgeyi devre dışı bırakacak köprü damarlar ile dolaşımın sağlanması. Vücutta birçok bölgede uygulanabilmesine rağmen en kullanışlı olduğu yer kalp kasını besleyen koroner damarlardır.


Burun
Solunum sisteminin başlangıcı ve aynı zamanda beş duyumuzdan biri olan koku almanın merkezi olan organ..
Bir tükenmez ekmek kaynağı da bu uzuvdur... Önceleri sadece plastik cerrahi uzmanlarının ilgi alanında iken bu işteki karın büyüklüğü kulak burun boğaz mütehassıslarını da cezbetmiştir... Ahalide öyle bir burun yaptırma furyası vardır ki 16 yaşına yeni girmiş teru taze kızlar, gelinlik çağına gelmeden burnumuzu yaptıralım da görücüler sukutu hayale uğramasın demeye başlamışlardır... Adam cinsinin kendini beğenmişleri de kılık kıyafeti düzüp cüzdanı şişirdikten, kulak kılları ile elmacık kemikleri üzerindeki tüyleri epilasyonla aldırdıktan sonra burun düzelttirme sırasına girmektedirler... Bu mühim cerrahi konuda el mahareti ve fiyat cok önemli olup paradan kısanlar ipince iki çizgiden müteşekkil burun delikleri ve gaga misali bir burun ile dolaşıp "vah garibim ucuza kaçıp az bilene yaptırmış" nazarları ile seyredilmektedirler... Michael Jackson misali burun namına birşeyi kalmayanlar ya da bir sene sonra burun ucu sağ omuzunu gösterenler de mevcuttur...

Caisson Hastalığı
Vurgun. Dalgıçlarda ve havacılarda görülen yüksek basınçtan alçak basınca doğru hızla yer değiştirme sonucunda kandaki eriyik haldeki azotun gaz haline geçmesi ile birçok organda hasar oluşturan, ölümcül olabilen durum.

Cerrahi
Hastalık ya da yaralanmaları operasyon teknikleri ile sağaltma bilimi. Bir çok alt dalları olan bir tıbbi ana disiplin.

Check-up
Herhangi bir rahatsızlık duymayan ya da minimal şikayetleri olanlarda yapılan genel sağlık kontrolü.
Burada da üzerinde durulması gereken en önemli konu vatandaşın check-up tan beklentisidir... Bir çok kişi bu işlemi bir borunun ucundan girip diğer tarafından çıkarak yapılan bir tarama olarak düşünmektedir... Hatta bir kısmı şikayetlerin diğer uçtan çıktığında buharlaşıp uçacağını düşünüp yüzünde abuk bir gülümseme ile başvurmaktadır... Çoğu batıl gibi bu konuda da israrlı olunmakta, kan tahlili , idrar tahlili, röntgen ve ultrason gibi tetkikleri görünce "bunun neresi check-up" şeklinde direnilmektedir... İlaveten tekerlekli sandalyede getirilen 80 yaşını aşmış piri faniler de görülür ki bunlara denecek laf bulmak çok müşküldür...

Cüzzam Bkz. Lepra.




Çapak
Göz pınarlarında toplanan, ölü hücreler ve doku artıklarindan olusan sıvı ya da katı olabilen birikinti.

Çarpıntı
Kişinin kendi kalp atışlarını hissetmesi hali. Bir semptom olup asla bir teşhis değildir.
Kadın cinsinin en fazla bahsettiği çoğunlukla mesaj içeren şikayetlerden birisidir... Poliklinik ortamında "çarpıntınız olur mu? " sorusuna "hayır" cevabını veren cinsi lafitin sayısı yok denecek kadar azdır... Elbette ki meslekte uzun yıllar geçirdikten sonra asla her çarpıntıyı önemsiz diye ele almanın ne kadar tehlikeli olduğunu biliriz... Lakin çarpıntıdan yakınan ve dişe dokunur bir teşhis konulan genç hanım sayısı da kabili ihmal miktarındadır..

Çıban
Derideki irinli kabartıların genel adı.
Sevdiğim deyimlerden birisi "çıban başı" şeklinde ifade edilen problem kişilik tanımlamasıdır... Öyle ki nerede ve nasıl kullanırsanız kullanın akla sosyopat bir kişilik, halli mümkün olmayan zincir sorunlar gelir.. (espri: wahşi)

Çıkık
Eklemi meydana getiren kas, bağ ve kemiklerin arasındaki yapısal ilişkinin bozulması hali..
Halk arasında çıkık tedavisini fasulyeden yapanlara da çıkıkçı ya da sınıkçı denmekle beraber bu ademlerin elinde epeyce fazla insan parçası kaldığı da bir gerçektir.. Bir başka acı gerçek de ortopediste gidinceye kadar çıkıkçıya yönlendirilen insanların çokluğu ve bunu yapanların vicdanen kendilerini rahat hissetmeleridir...

Çil
Değişken büyüklüklerde olabilen ve açık kahveden koyu kahve rengine kadar değişebilen cilt lekeleri.
Hem ismi leke olup hem de insanı şirinleştiren başka birşey yoktur herhalde... İlle de kızları şirin çizmek istediklerinde nedense burun çevresine birkaç çil konduruverir karikatüristler...

Dalak
Diyafram kasının sol alt yan kısmında, karın boşluğunda bulunan, dolaşım ve kan oluşum sistemi ile bağışıklık sistemiyle ilintili yumuşak etsi organ.
Deyim bazında kullanışlı bir kelime... Koşup nefesi daralan için "dalağı şişmek", korkaklar için "dalaksız olmak", zor işlere kalkışanlar için "işin dalak istemesi" kullanılabilir...Son iki yazdığım kibar kişiler tarafından kullanılır, yoksa biz sokak çocukları için dalak yerine kullanılacak organ çok bellidir...

Daltonizm Bkz. Renk Körlüğü.

Damar sertligi Arterioskleroz.
Damar cidarında bağ dokusu artışına ve kalsiyum tuzlarının birikmesine bağlı olarak damarın sertleşmesini tanımlayan genel terim.

Damarlar Bkz. Dolaşım Sistemi.

DDT
Böcek öldürücü zehirlerin atası sayılan "Dikloro Difenil Trikloretan" maddesi. Temas zehiri olup 1939-1970 seneleri arasında yaygın kullanılmıştır. Birikme özelliğinden dolayı bu tarihten itibaren yasaklanmıştır.

Yasaklandığı senelerde milletimizin temel kırsal ölüm sebeplerinden birisi DDT yi ayran ya da süt zannederek içme şeklindeydi... Camın önüne "sabaha birkaç böcek öldürelim hazır olsun" diye bırakılan DDT dolu şişeyi, "bubam gece galktığımda içeyim diye ayran hazırlamış ne gusell" diyerek kafasına diken sabi subyandan epeyce telefat verdik... Daha sonraki yıllarda kırsal ölümlerde damdan düşme ilk sıraya fırladı ki bu da ayrı bir kahramanlık mevzuudur...

Debil
Eğitilebilir olan ve normalin alt sınırına yakın zeka bölümüne sahip olanlara verilen ad.
Biz hekimlerin kod olarak kullanmayı sevdiği kelimelerdendir. Moron demeyi de severiz embesil demeyi de ama debilin gönlümüzdeki yeri ayrıdır. Yolunda gitmeyen bir tedaviyi hemşirenin yaptığı debilce işlere bağlamaktan tutun da söyleneni anlamayan hasta sahiplerini iç dünyamızda debillikle nitelemeye kadar birçok hal ve şartta bu kelimeyi kullanırız. Moron derken biraz hakaretamiz hava taşısak da debil derken karşıdakine herhangi bir faydamız olmayacağını hakaret falan etmeden sadece durumun izahı olarak belirtiriz. Adam debilse debildir... Faydamız olmayacaktır... Haa bakın ekranda gördüklerimize de debil demeyi severiz, ancak bunların mevkileri ile alakalı olarak ya kısık sesle ya da içimizden söyleme hallerimiz vardır... Delikanlıyızdır ama o kadar da değildir...

Decubitus Yarası Bkz. Yatak Yarası.

Deflorasyon
İlk cinsel ilişki ile kızlık zarının yırtılarak duhule müsait hale gelmesi.
Yüce milletimin en fazla önem verdiği sahnelerden biri olan deflorasyon anı iki yüz sene öncesinin Londra'sında da önemli ve para eden bir şeydi... John Cleland "Fanny Hill, bir zevk kadınının anıları" kitabında masum görünüşlü fahişenin güvercin kanı emdirilmiş sünger vasıtası ile nasıl müteaddit deflorasyon sahnesi yaşattığını anlatır...

Deja-vu Bilinçlilik durumu ve gerçeklik duygusunun bozulduğu bazı hallerde daha önceden hiç yaşanmamış bir hadisenin tekraren yaşanıyor gibi olması. Gördüm biliyorum hali.
Delirium Ateşli hastalıklar, zehirlenmeler, madde kullanımı, akıl hastalıklarında görülebilen, halusinasyonlar, saldırganlık, titreme ile kendini gösteren bilinç bozukluğu hali.

Delirium Tremens
Kronik alkolizmde alkolden ayrıldıktan sonraki ilk 48 ile 72 saatte görülen halusinasyonlar, titreme, saldırganlık ve şuur bulanıklığı ile karakterize tablo.


Demans
Bkz. Bunama.

Depresyon
Temel olarak içe kapanıklık ve olması gerekenden fazla üzüntü ve mutsuzluk hali. Günümüzde depresyon yerine iki uclu duygulanım bozukluğu terimi kullanılmakta olup periyodlar halindeki duygudurum değişmelerini ifadeye yarar.

Bu da insanımızın en sevdiği teşhislerden ve üzerinde taşımaktan gurur duyduğu rahatsızlıklardandır... Öncelikle depresyona "deprasyon" denmesi öyle yaygındır ki manken-fotomodel makulesinin tamama yakını, sanatçı ve futbolcu ahalisinin yarıdan fazlası bu kelimeyi boyle kullanır.. Böyle olunca kendi halindeki vatandaşım da doğrusunu böyle bilecektir... Depresyon özellikle de okumuş yazmış ademler ve bunların kadın cinslerinde bir statü sembolüdür... Psikiyatri hekiminin seanslarına ne sıklıkta gidildiği ve kullanılan ilacın fiyatı da statü açısından fikir vericidir... Malı mülkü düzmüş, kendine ayıracak zamana kavuşmuş nisa taifesinde belli aralıklarla depresyona girmeyene adam gözü ile bakmazlar... Olaya seksist yaklaşmış olacağız yine ama depresyonun kredi kartı ekstresi ödeyen erkekler açısından zararı katmerlidir... Zira yukarıda bahsettiğimiz iki uçlu duygulanım bozukluğunun iyi ucu da kötü ucu da hatunları alışveriş yapmaya itebilmektedir...


Dermatoloji
Cilt ve bağlı kısımların hastalıklarını inceleyen bilim dalı. Cildiye.

Dezenfeksiyon
Mikropsuzlatırma işlemi.

Dış gebelik
Sperm ile döllenen yumurtanın yani dölütün yuvalanması gereken rahim içi yerine başka bölgelere yerleşmesi. En fazla görülen tüpler içi yerleşim olmakla birlikte karın zarına yerleşen ve miada kadar gelebilen gebelikler vardır.

Diabet
Şeker hastalığı. Pankreasın yeterli derecede insülin salgılayamamasından ve salgılanan insülinin dokularda etkili olamamasından kaynaklanan kronik, çeşitli organlarda yıkıcı olabilen bir hastalıktır.

Difteri Corynebacterium Diphteriae bakterisinin burun, boğaz yaraları ve lenf dokusunda yerleşmesi ile ortaya çıkan tipik hastalık. Sadece üst solunum yolları ile sınırlı olmayıp toksinin etki ettiği organlarla alakalı değişik belirtiler olabilir. Yaygın aşılama ile ortadan kalkmış hastalıklardandır.

Dil
Eğız boşluğunda yer alan, tatma, yutkunma, ses oluşumu ve hatta mimik oluşumu gibi işlevleri olan çok hareketli kas yapısındaki organ.

Bilindiği üzere bu sözlükteki temel vazifelerimizden birisi de birçok bilimsel gerçeği göz önüne korkmadan koymak... Atalarımız "dilin kemiği yoktur" derken üzülerek söylüyorum hata etmişlerdir.. Dilin kemiği vardır.. Bir adettir... Dil kökündedir.. Bu kemiğin özelliği de vücutta başka hiç bir kemikle eklem yapmayan tek kemik olmasıdır.. O halde söyleyebileceğimiz şey şu olmalıdır.. Dilin kemiği vardır, tektir ve delikanlı bir kemik olduğundan başka kemiklere eyvallahı yoktur..

Dipsomani
Belli aralıklarla aşırı alkol alma ihtiyacı ile kendini gosteren bir bozukluk.

Disk hernisi
Omurlar arasında bulunan ve dış kısmı sert kıkırdak orta kısmı yumuşak bağ dokusundan oluşan disklerin sinir köklerine baskı yapacak şekilde fıtıklaşması. En çok bilinen şekli belde olduğundan buna yaygın olarak bel fıtığı denmektedir.. Bu doğru olmayıp hadisenin olduğu omurları söyleyerek disk hernisi demek en doğrusudur.
Haydi buyrun bir büyük tıbbi ya da gayri tıbbi insan grubunun maişet kapısı olan hastalığa. Beni derinden etkileyen otoyollardaki köprü ve viyadük duvarlarına yazılmış "bel fıtığı için arayın"diyerek verilmiş cep telefonu numaralarıdır. Kaç kişi yoldan sapıp bu telefonun olduğu yere gider, hırlı mıdır hırsız mıdır bilemeden kendini, elini ve belini teslim eder bilinmez... Bilinen bir gerçek vardır ki üzerinde en fazla tedavi uygulanan durumlardan birisi disk hernisidir. En çok duyulanlarından sırasıyla gidelim... Burada yazdıklarımızı yapanlar tamamen kendi yaptıklarından sorumludur onu da bildireyim...
1. "bele alabalık sarmak ve iki gün beklemek" , bunun bel fıtığını yumuşatarak çözdüğüne inanmak. Bu konudaki püf noktası balık kokusundan dolayı çevrenin kişiden kaçması ve bunun sonucu ortaya çıkan depresyondur... ağrı geçer geçmez bilemem...
2. Kıyılmış kuyruk yağı ve patates püresini karıştırıp bele sarmak... ikinci günün sonunda iyi olduğu iddia edilse de faydasını görenler oldukça mahdut sayıda... Ha üreyen bakterileri soruyorsunuz.. Ona da katlanın gülüm.
3. Çeşitli bitkisel yağların karışımı ile bölgenin "işi bilen" birisi tarafından ovulması ve başparmak ile baskı yapılması... Allah koruya..
4. "Kırt ettirdi" tedavileri...Efendiiim öncelikle meşhur bir ademe gidilir.. Bu kişi bir tedavici olup beli ağrıyanların belini, boynu ağrıyanların boynunu kırt ettirip tedavi eder... En çok uygulanan koltukaltlarından geçirilen sağlam bir kemer ya da benzeri bir cisim ile ayakları üzerine ağırlık konan kişinin beden üst yarısının hızla çekilmesidir... Ne kadar kıtırdama sesi duyulursa tedavi ya da felç olma şansı o denli büyüktür... Bir de boyun fıtıklarında çene altından çekme şeklinde yapılanı da vardır ki yaptıranların akıllarına şaşarım...
5. Bilcümle diğer uygulamalar... Aklınıza gelebilen herşeyi buraya sürerek ya da elektronik akupunkturlardan, masaj aletlerine kadar her çareyi deneyerek geçen yıllar... Hüzün yine hüzün...
Disk hernisinin en iyi yanı da tembellik hakkınızın olmasıdır... (espri: wahşi) Bel fıtığım var lafını bir kez çevreye yaydıktan sonra hiç kimse size "tut şunun ucunu taşıyalım abi" demez...


Dismenore
Adet esnasında ağrı duyma. Ağrılı adet görme.
PMS işkencesinin temel dayanaklarından birincisi ve en önemli olanı...
Dispanser Ayaktan takip ve tedavileri yapılabilecek hastaların ücretsiz ya da az bir ücret karşılığı tedavilerinin yapıldığı sağlık kurumu. Ülkemizdeki en önemli örnekleri Verem Savaş ve Sıtma savaş dispanserleridir..

Disparoni
Kadında devamlı ağrılı cinsel birleşme.
Bazı kendini ve anatomiyi bilmezler hemen "nerede öyle erkek" şeklinde mevzuya dahil olacaklardır... Lakin konu öncelikle kadın psikolojisi ile alakalı olup diğer sebepler daha sonra gelir... Kısacası tenasül uzuvlarının cesameti ile ağrılı ilişki arasında münasebet pek yoktur... Varsa da "oha" dır... (espri: wahşi, arif, necmi)

Dişler
Ağızda alt ve üst çene kemikleri üzerinde dizili, kesme, parçalama, öğütme gibi işlevleri olan sert yapılar.

Diyafram
Göğüs boşluğu ile karın boşluğunu ayıran ana solunum kası.

Diyaliz
Böbrek işlevlerinin vücut dışında yarı geçirgen zarlardan kanı geçirme esasına dayanan aletler yardımı ile ya da karın iç zarından faydalanarak yapılması.


Diyet (Bkz.Perhiz)
Bkz. Perhiz.
Aslında diyet lafı daha çok kullanılıyor ama ben inat olsun diyerek bilgiyi oraya yazdım.. Bilginize..

Dizanteri
Kalın barsak tipi ishalin mikroorganizmalar tarafından yapılan şekli.

DNA
Genetik şifrelerin depolandığı molekül.

Doğum
Dişinin gebelik boyunca taşıdığı yavruyu zamanı gelince ekleri ile beraber dış aleme bırakması hadisesi. Ritmik ağrılarla başlayan bu olay plasenta (eş) dışarı atılmasına kadar sürer.
İnsanda doğum olayının en önemli noktası ağrı çekme ve neticesindeki rahatlama halidir... Gebeler genellikle sonundaki mutlu olayın da etkisi ile ağrıya mutedil tepkiler verir... Ancak çekilen ağrı o denli tarifi zor bir ağrıdır ki bazılarının kocalarına ve doğacak çocuklarına sövdükleri de vakidir... Ayrıca 4 ve daha yukarı sayıdaki gebeliğinin miadındakilerde ise çekilen ağrı fazla olmayıp fazla olsa da tanıdık bir durumdur... Bu gebelerin doğum öncesi bağırıp çağırmalarını "bir gün yüzü görmedim, ne heriften yüzüm güldü ne de karnım sıpasız kaldı" mealinde anlamak mümkündür...(hocam seksist falan ama iyi yorum yaptım ya)

Doku
Aynı vazifeyi gören ve bu sebeple birarada bulunan hücreler topluluğu.

Dolama
Parmakuçlarında, genellikle de tırnakla temas eden alanda olan şiş ve ağrılı irinli enfeksiyon.
Çocuklukta hijyen şartlarımız mı kötüydü yoksa sokaktan içeri gelme huyumuz mu yoktu bilemiyorum.. Ama bildiğim birşey var ki çok sık dolama olurduk. Nasıl da sızlar ve zonklardı... Hemen her ailede bulunan çok bilen kişiye gösterildiğinde bunun iyileşme yollarını bir güzel tarif ederdi... En çok uygulanan tedavi şekli közlenerek yumuşatılmış kuru soğanın cücüğü çıkartılarak sıcak sıcak parmağın içine sokulmasıydı...Herhalde deriyi inceltiyor ve biraz da ısı etkisi ile dolamanın akarak iyileşmesini sağlıyordu... İkinci yöntem az çiğnenmiş lokumun o bölgeye sarılması idi... Bir diğer yöntem oraya eritilmiş zift akıtılarak yapılan müdahaleydi...Ve en bilimsel yöntem de kara merhem ya da diğer adıyla "pommade ichtiyoleé" nin sarılarak sabaha irinin akmasının sağlanmasıydı...


Dolaşım sistemi
Vücudun dışarıdan aldığı maddeleri ve oksijeni ayrıca çeşitli dokularda yapılan hormonları gövdenin çeşitli yerlerine dağıtma, metabolik işlemler sonucunda oluşan zararlı maddeleri temizleme ya da boşaltım organlarına getirmeye yarayan kapalı sistem. Sistemin motoru yani pompa işlevini gören kısmı kalp, kanın oksijenlenmesi işini yapan kısmı da akciğerlerdir. Bu sistemde üç tür damar vardır: 1. Atardamarlar: Kalpten kanın vücuda yayılmasını sağlayan damarlar. 2. Toplardamarlar: Vücuttaki organ ve dokulardan kalbe kanı geri getiren damarlar. 3. Kılcal damarlar ve lenf (akkan)sistemi: Dokularda oksijenlenme ve madde alışverişini sağlayan ve doku aralıklarındaki sıvıların dolaşıma kazanılmasını sağlayan sistem. Temiz kanın kalbin sol karıncığından çıkarak dokulara ulaştırılması ve dokulardan kirli kanın kalbin sağ karıncığına ulaştırılması işine BÜYÜK DOLAŞIM ve kirli kanın sağ karıncıktan akciğerlere giderek oksijenlenip kalbin sol karıncığına ulaşması işine de KÜÇÜK DOLAŞIM adı verilir.

Damarların isimlendirilmesiyle ilgili ciddi sıkıntılarım var. Toplardamarları anlıyorum. Ama atardamar ne demek? Niye atıyor? Basardamar, pompalardamar da denilebilirdi... (Selami Atmaca)

Dren
Cerrahi müdahaleler sonrasında yahut vücuttaki bir bölümdeki basıncı azaltma maksadıyla işlem yerine konan ve bir müddet bırakılan boru ya da borucuklar.

Bazı cerrahi girişimlerde hasta taburcu edilirken dren geçici bir süre için yerinde bırakılır ve evde nasıl takip edileceği öğretilir... Bu tip dreni ile eve yollanan hastaların en komikleri meme estetigi yaptırmış olanlarıdır... Geleceğe yönelik güzellik beklentileri olsa da memenin o drenli halini de görmüş olan evin erkek kişisi muhtemelen geçici bir cinsel istek kaybına uğrayacaktır..

Dudak
Ağız boşluğunun dışa açılan deliğini sınırlayan etli kısımlardan her biri.

Tarih boyunca insanlarin dişi cinsinin en fazla önem verdiği vücut parçalarından birisi olagelmiştir... Bunun sebebi de birbirine değen dudakların çocuk yapma işinin temelini atmaları olsa gerektir... Burada bahsedilen öpüşme hadisesidir ve kalbi kötü olanların aklına gelen şeyden dolayı da kendilerini kınıyorum (espri: wahşi)
Alemin ileri gelenleri dudakları ile öyle oynamış ve oynatmışlardır ki çoğu insan boylesi uğraşılarak meydana getirilmiş dudak abidelerine degil dudağını değdirmek dokunmak bile istemez... Bu da meydandaki insanlarin neden az cocuk sahibi olduklarının bir nevi isbatıdır... Yine bazı dudaklarıyla oynamayı sevenler hadiseyi öyle abartmaktadırlar ki karşı karşıya gelindiğinde "ben buralardan sıvışayım, öpülürüm falan neme lazım" hisleri oluşmaktadır...

Düşük
Rahim içindeki ceninin yaşama kabiliyeti kazanamadan dışarı çıkarak gebeliğin sonlanması hali.

EEG
Beynin elektriksel potansiyellerinin kaydına dayanan ve bu şekilde özellikle epilepsi tanısında kullanılan tetkik metodu.
Hastalar arasında kullanılan çeşitli terimler vardır ki bunların bazısı cidden komiktir... EEG isimlendirmeleri ve tarifleri de bu sınıfa girer.. Bazıları "beyin elektrosu", kimileri "beyin şeridi" çektirdim derken bir kısım insan da "beynimi elektroniğe bağladılar" gibi çok veciz ifadeler kullanmaktadır...

EKG
Kalp adelesi ve iletim sisteminin çalışmasını oluşan elektriksel potansiyeller ile incelemeye yarayan tanı yöntemi.
Eklampsi Gebeliğin son haftalarında ya da doğumdan hemen sonra ortaya çıkan hipertansiyon, idrarda protein kaybı, vücutta sıvı toplanması ve nöbet geçirme ile kendini belli eden ciddi rahatsızlık hali.
Ekokardiyografi Ultrasonik dalgalarla kalp boşlukları ve kapakları ile fonksiyonek durumu hakkında bilgi edinme metodu.

Eksitus
Ölüm. Genellikle eks olmak şeklinde kullanılan kelimenin manası "çıkış" olmakla beraber tıpta meşhur kullanımı "ölerek çıkmak" şeklindedir. Doğru olanı "exitus lethalis" şeklindedir.

Çok yapılmış espri ya da çok konuşulmuş anektod "hastanız eks oldu" denilenlerin bir kez daha arayıp "biz demin eks olan hastanın yakınlarıyız, şimdi durumu nasıl?" şeklinde sormalarıdır... Neyse ki son zamanlarda sevgilisinden ayrılanlar "eks sevgilim" şeklinde konuşuyorlar da yanlış da olsa kelimeye bir aşinalık oldu ahalide...

EKT
Şakaklara dayanan elektrodlar vasıtası ile beyne yüksek voltaj ve düşük güçte akım vererek yapılan psikiyatrik tedavi. Burada temel amaç kişide konvulsiyon yani yapay epilepsi nöbeti oluşturmaktır.
Ekzama Derinin kabartılı, pullanmalı, kaşıntılı ve kızartılı hastalığı. Müzmin ya da akut gelişebilir. Sebebi anlaşılamayanlarda stress suçlanmıştır. Temas ekzamaları ve mesleki ekzamalar da önemlidir.

ELISA
Kanda belirli bir antikoru saptamak ya da düzeyini belirlemek için kullanılan test yöntemi. Enzyme Linked Immun Sorbent Assay in kısaltması. Meşhur olması AIDS iledir.
Burada anlatacağım elemanlar gece nöbetlerinin ya da acil servislerin davetsiz misafirleri telaşlı genç beylerdir... Gecenin bir vaktinde gelirler ve doktorla başbaşa görüşme isteklerini ifade ederler... Sonra da seslerini iyice alçaltarak "hocam bir halt yedim ELISA baktırmak istiyorum" şeklinde konuşurlar... Birçok hekimin o anda gergin bir hale girmesine karşın bendeniz gayet sakin "rus mu rumen mi, ve ne zaman" şeklinde soruyu yapıştırırım.. Bir kısmı o akşamdan bahsetmektedir, bazıları aradan vakit geçmesine rağmen uykuları kaçtığından kalkıp gelmişlerdir... Eh işimiz ne; anlatırız testin ne zaman pozitifleşeceğini ne vakit yeniden uğramaları gerektiğini...

Emboli
Damarın kanın bildik yapısından farklı bir madde ya da pıhtı ile tıkanması. Katı, sıvı ve gaz maddeler ile olabilir.. Özellikle yağ ve kan pıhtısı ile olan emboliler çok görülenleridir.

Empati
Karşısındakinin hislerini iyi anlayabilmek adına kendini onun yerine koyarak düşünme metodu.
Bazı kelimler vardır ki aşırı sevgiye mazhar olup "yıllardır neredeydin" muamelesi görürler... Konsept gibi format gibi empati de bu çok sevilen ve her derde deva kelimeler kulübünün üyesidir... Medyatik ve cok bilen elemanlarımızın ağzından düşmez, gece gündüz empati yapıp dururlar...

Endokrinoloji
İç salgı bezlerinin fonksiyonlarını, bozukluklarını ve tedavisini inceleyen bilim dalı.

Endorfin
Beyin dokularında bulunan ve morfin kadar güçlü ağrı kesici özelliğe sahip bir dizi proteinin ortak ismi.

Endoskopi
Bazı organlar ve vücut boşluklarının içerilerine girecek şekilde yapılmış ışık ve mercek sistemli özel aletlerle incelenmesi yöntemi. İçine girilen organın adı temel alınarak isimlendirilir. Mide incelemesine gastroskopi, mesane incelemesine sistoskopi, bronşlara bakılmasına da bronkoskopi adi verilir.

Enfarktüs
Bir bölgenin kan akışının çok azalması ya da sağlanamaması ile ortaya çıkan doku hasarı. En çok görülen ve bilinenleri kalp kası ve beyinde olanlarıdır.

Ensest
Yasal ya da geleneksel engeller sebebiyle iliski kuramayan kisiler arasindaki cinsel iliski.Aile ici cinsellik.
Bazı kendini bilmezler (tabii ağızları torba değil ki büzesin) ülkemin ekonomik sistemini enseste benzetip, baba devlet ile evlat vatandaşın yatak birlikteliğinden bahsederler... Üzerinde kafa yormama rağmen çözemediğim bir mevzudur... (espri: wahşi)

Enürezis
Uyanık iken ya da uykuda idrar kaçırma. Gece alt ıslatma "enürezis noktürna" adını alır.

Enzim
Canlı organizma metabolizmasindaki biokimyasal reaksiyonlara artırma ya da azaltma şeklinde etki eden protein yapısındaki katalizör maddeler.

Epilasyon
İstenmeyen tüylerden kurtulmak için yapılan müdahale.
Anneniz ya da biraz daha gerilere gidelim anneanneniz istenmeyen tüyleri ne yapıyordu? Ne yapacak gülüm ağda yapıyordu, iple kopartıyordu, cımbızla alıyordu, kulak önlerindekilerle kollarındakileri de oksijenli su ile sarartıyordu... Böylece hem eli boş kalmıyordu, yapacak işi oluyordu hem de parası cebine kalıyordu... Epilasyon ve benzeri işlemler, laser, kızılötesi gibi müdahaleler çıktı çıkalı başta nisa taifesi olmak üzere kıldan muzdarip elemanlar para saçmaya başladılar... Bunun neticesinde de her sokakta bir güzellik merkezi her ailede bir epilatör (oha! abarttım tamam, her sülalede) oldu... Herkesin epilasyon yapabileceği kanaatine eklenen her yapacak işi az, parası fazlaca bayanın güzellik merkezi sahibi olabileceği fikri bu enflasyonun sebeplerinden birisidir... Son zamanlarda kullana kullana bıkmadığımız metroseksüel kavramı da epilasyoncular açısından hayat kurtarıcı oldu... Metroseksüel erkeğin yapacağı işler listesinde kulak kıllarının ve elmacık kemikleri üzerindeki istenmeyen tüylerin yokedilmesi de var ki bu coğrafyadan birkaç bin metroseksüel çıkması halinde epilasyon merkezleri abad olacaktır..

Epilepsi
Beyinde normal dışı elektriksel aktivite sonucu ortaya çıkan, anlık kasılmalardan, bilinçdışı hareketlere ve çırpınmalı büyük nöbete kadar gidebilen bir grup rahatsızlık.

Epitel
Organ ve vücut yüzeyini örten hücre tabakası.

Ereksiyon
Dikilme, ayağa kalkma.Yaygın kullanımda penisin sertleşip cinsel ilişkiye hazır hale gelmesi.

Ergenlik
Çocukluktan yetişkinliğe geçişte bedensel ve ruhsal değişikliklerin olduğu, bireyin ne çocuk ne de erişkin sayılmadığı ara dönem.
Üzerinde çeşitli yorumlar yapılsa da bebelerin kendini adam ya da kadın zannetmeye başlayıp sağa sola saldırmaları ve çete psikolojisine geçmeleri esastır... Erkek ergeni en iyi tanımlayan da "kamışa su yürümesi" sözü dür ki artık akıllı uslu sübyanın hormonları etkisinde ateş parçası haline geleceğini anlatır (espri: wahşi)

Eroin
Narkotik analjeziklerden, morfinden asetik anhidrit ile muamele sonucu elde edilen çok güçlü bağımlılık yapıcı etkisi olan madde. Diasetil morfin.
Argodaki adını unutmuşsunuz. Sokak dilinde beyaz isminden daha fazla "peynir" kullanılır.(gönderen: Derya)

Esrar
Dişi hint keneviri yapraklarından elde edilen yaygın kullanımlı bir halusinojen madde.
Memleketlere göre çok çeşitli isimler almakla beraber en fazla kullanılan ortak isim "ot" tur... kendi halinde bir süs bitkisi olarak ele alınabileceği gibi başka uyuşturucuların ilk basamağı olabileceği de ifade edilmektedir... Memleketimizde en yaygın isimlendirmeler üflenti , cift kagitli ve cigaralık şeklindedir... Yıllarca düzenli ot kullanmış olanlar, iyi malı kötü malı, ciddi ya da hergele satıcıyı anında teşhis edebilirler.. Böyle ademlere "üflentici baba" ismi verilir.. Bu alemde sözleri geçer, bir mala karşıdan baktıklarında has afgan malı mı karışık mı anlarlar... Genellikle başka maddelere takılmayı özellikle de hap tabir edilen materyaller ile ilgilenmeyi zül addederler... Üflentici ahalisinin en önemli özelligi "takılma" dır... Kahkaha atarken takılan ve dakikalarca gülenler olduğu gibi sabit bir noktaya gözleri dikip yaşamın gizini çözecek edasıyla saatlerce bakanlar da vardır... Ülkemizde arka balkon saksı çiçekçiliği şeklinde yeşili sev doğayı koru eylemlerinde kullanılması çok sıktır...

harikasın abi ya takılı kaldım yazına 4 kere okudum için içenin halini bilir sende üflentisin he helal (mert).
Yazarin cevabı: hemen gelgele gelmeyiniz. Yanıldınız.

Farmakoloji
İlaçları ve uygulamalarını inceleyen bilim dalı.
FAYDASI TARTIŞILIR DEĞİŞİK TEDAVİLER
Gündelik pratikte ya da acil polikliniklerde halen yapılagelen birçok ilginç ve faydası kendinden menkul tedavi vardır. Bunlar hekimin hastayı kısa sürede rahatlatıp başından atmasına yaradıklarından halen inatla uygulanırlar.

İlk aklıma gelen 1960 li senelerin Kemicetine-Novalgin kombinasyonu iğneleridir. Bu tarihlerde hekimler "ızdırabı ve iltihabı izale için" kemik iliği için zehirli olabilecek bir antibiyotikle ağrı kesiciyi karıştırıp enjekte ederlermiş... Efendim bu Kemicetine ve Novalgin birlikte verdiğinizde hasta hayatında tadabileceği en ciddi ağrılardan birini hissedeceği için mevcut durumunu unutacaktır.. Eh başarılı hekim de saniyesinde hastasına hastalığını unutturan hekim değil midir? Günümüzde halen uygulayan var mı bilmiyorum...
Günümüzde de antibiyotik ağrı kesici kombinasyonları çokça kullanılır ve ulkemizin en meshur grip ilacı da buradan türemiş olan Novalgin-Lincocin karıştırılıp vurulmasıyla uygulanandır... Faydası tartışılır, kullanımı kolay, eczacı kalfalarını hekim mertebesine yükseltmesi çokçadır...

Kokteyl mevzusu: Bu da ayri bir alamettir... Hastaları bırakın sağlık personelinin birçoğu kokteyl ile ayağa kalktıklarını ifade ederler ki öze değil belirtilere yönelik tedavinin doruk noktasıdır... Burada amaç birkaç ilacı serum içerisinde hastaya verip kısa sürede belirtileri silip "ne kıral doktorum var turp gibi oldum iki saatte" dedirtmektir...Aşağıda çok kullanılan kokteylleri verecem ama bunu tıp adına değil mizah adına yapıyorum.. Uygulayıp da sağlığı tehlikeye düşen olursa sorumluluk almam...
Novalgin, Bemiks, C-vit kokteyli: Özellikle ateşli hastalıkların ilk günlerinde hastanın ateşini düşürüp kendine gelmesini sağladığı iddia edilir...Hastalar "kokteyli yedim kendime geldim" derken bunu seven hekimlerin "hele bir kokteyl ye aklın başına gelsin" şeklinde cümleleri beni hep güldürmüştür. bu üç ilaç serum içerisinde verilir...
Modifiye güçlendirilmiş Novalgin,Bemiks, C-vit kokteyli: Yukarıdaki karışımı serumla verirken bir yandan damardan direkt olarak Kortizon (tercihan Prednol) ve yüksek doz antibiyotik verilmesi... Şifa garantilidir...
Dormicum, Dolantin, Diazem kokteyli: yapanların eline sağlık özellikle operasyon sonrası ajitasyon gösteren hastaları sakinleştirip sarhoş etmede kullanılır... Bu üç maddeyi birarada alan hasta bu dönemde yaşadığı mutluluğu ömrü boyunca devamlı arayacak ve bir daha ameliyat olsam yine o güzel serumdan verirler mi acaba diyerek kendisine ameliyat bahaneleri bulmaya çalışacaktır...
Kokteyl mevzusu derindir ve bunu okuyanların katkılarıyla daha da renkli hale gelecektir...

Felç
Hareket ya da duyuların kaybı. Sinirler, omurilik ya da beyindeki ilgili bölgelerin tahribi ile ortaya çıkan his ya da motor kayıp.
Fetus Cenin. Üçüncü gebelik ayı başından itibaren doğuma kadar olan sürede anne karnındaki canlıya verilen isim.

Fıtık
Karın içi organları, omurlar arası diskler ve bazı yumuşak dokuların içinde bulundukları boşluğa komşu kısma doğru fırlaklaşması. Karın içi organların dış ortama doğru yahut göğüs kafesine doğru fıtıklaşması en çok görülen haldir.
Canı sıkılan, üzülen ya da bir işi başaramayan ademin kendi durumunu ifade için kullandığı genellikle üç ya da dört aşamalı sıhhi bildirimden birisi... Bu bildirimlerden hafif şiddette olan "hasta oldum" şeklinde olup durumun vahametine göre "uyuz oldum", "kabız oldum", "fıtık oldum" şeklinde devam eder ve en ciddi hal "ülser oldum" şeklinde beyan edilir...


Filebit
Toplardamar duvarı iltihabı.

Fizik tedavi
Hastalıkların sağaltımında ısı, hareket, ultrasonik dalgalar, elektrik akımı gibi fizik ajanların kullanıldığı tıp dalı.

Flatus
Makat yolu ile gaz çıkarma. Yellenme
Muhabbeti bol, iğrençleşmek isteyenlere sınırsız kaynak olan bir mevzu...Aşağıdaki şiir ile yetineceğim...Sahibi bilinmeyen, internet ahalisinin elden ele gezdirdiği birkaç dize.. (gönderen: wahşi)
Bazen ağladığınızda
kimse göz yaşlarınızı görmez.
Bazen içiniz yandiğinda,
kimse acınızı görmez.
Bazen endişelendiğinizde,
kimse derdinizi görmez.
Bazen mutlu olduğunuzda,
kimse güldüğünüzü gormez.
Ama bi yellenseniz...


Fobi
Belli durumlarda ortaya çıkan, anlamlı olmayan aşırı korku ya da panik hali. Kapalı yer, açık alan, yükseklik, bazı hayvanlar fobi sebebi olabildiği gibi sosyal fobiler de en fazla görülen hallerdendir.

Frengi
Sifiliz. Cinsel ilişki ile geçen hastalıkların en bilineni. Treponema Pallidum adlı bir cins bakteri tarafından yapılan, çoklu organ hasarına sebep olabilen, doğumsal ya da edinsel bir hastalık.

Frijitlik
Cinsel soğukluk olarak da bilinen kadın cinsel işlev bozukluğu..
Cinsel işlev bozukluklarından en fazla tartışma ,,,,,,,,,,,,ürecek olanıdır... Gerçek frijitlik nedir nerede başlar nerede biter kimse doğru dürüst bilmez, biliyorum diyenler de az bilirler... Efendim durum üzerinde doğal yorumlar yapanlar, güzel söz ve hediyelerin frijitliği giderdiği iddiasındadı.
__________________
Muhacir diye küçümsenenler, tarihin yazdığı savaşlarda en geriye kalanlar, yani "Düşmanla sonuna kadar dövüşenler". Çekilen ordunun ri'cat hatlarını sağlamak için kendilerini feda edenler ve düşman karşısında kaçmak, çekilmek nedir bilmeyenlerdir. Muhacirler kaybedilmiş ülkelerimizin milli hatıralarıdır. M. Kemal ATATÜRK 17.01.1931

Türk İnsanı Para Gibidir İçine Işık Tut ATATÜRK Yoksa Sahtedir....!
Gudii
Gudii isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 12-02-2009, 10:03 AM   #5
Profil
Gudii
Delü Üye
 
Gudii - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

 
Üyelik tarihi: Mar 2008

Asteroids Champion! Pacman Champion! Tetris Champion! Simon Champion!
Nerden: Denizli

Yaş: 35

Mesajlar: 13,352

Ruh Hali:
Rep Puanı: 37
Rep Derecesi :
Gudii is on a distinguished road

Cinsiyet:
Uye No:21
Gudii - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart

Galenik Galen (yunanlı hekim ve öğretmen) zamanından kalan yöntemlerle elde edilen ilaçlar.
Gangren Dokuların kan dolaşımının ileri derecede bozulması sebebiyle hayatiyetini kaybetmesi hali. Oksijensiz ortamda yaşayabilen ve doku hasarı ile beraber gaz cıkışına sebep olan bakterilerin yaptığı şekline de gazlı gangren denir.

Gargara
Tedavi, hijyen ya da mekanik amaçlı olarak bir sıvıyı geniz ve yutak bölgesine doğru sevkedecek ve burada hareket ettirecek şekilde yapılan uygulama.

Gastrit
Akut ya da müzmin olabilen mide yangılarının genel ismi.

Hekimler için cankurtaran teşhislerden birisidir.. Uçana, kaçana ya da kapının önünden geçene gastrit tanısı koysanız boşa gitmez... hatta uyarına gelirse başka sebeplerle hekime gelmiş hastayı senin "ekşimen, yanman, geğirmen yok mu kardeşim? hah işte bal gibi gastrit olmuşsun" deyip salevatlamak dahi mümkündür... Başka bir ilginç durum eski doktorların buna mide nezlesi demesidir.. Bununla da pek alakası olduğu söylenemez...
Yine gastrit ya da bahsi ileride geçecek olan ülser halk arasında tedavi çeşitliliği açısından basur ve bel fıtığı ile yarışır... Ballı ısırgan tohumundan kantaron otuna, kudret narı ile zeytinyağından polene kadar birçok şifalı yöntem denenmektedir. Vakıa dürüst olalım doktora gitmek ile bunları uygulamak arasında iyileşme açısından ciddi fark var mıdır o da belli değildir...
Arifim gastritin bir diğer faydası da hekimlere rapor düzenlemede yaptığı yardımdır... Akut gastrit deyip bir gün ile yirmi gun arasi rapor dayarsin kimsenin gıkı çıkmaz...
Gastroenterit Öncelikle ishalle kendini gösteren, kusmanın da eşlik edebildiği mide barsak yangısı.
Gastroenteroloji Mide barsak sistemi ve bu sistemle bağlantılı olan karaciğer, safra kesesi, pankreas ve safra yollarının hastalıkları ile alakalı iç hastalıkları alt dalı.

Gastroskopi
Bükülebilir fiberoptik sistemler vasıtasıyla midenin incelenmesi işlemi. Yemek borusu, mide ve oniki parmak barsağı aynı anda incelenir ancak isimlendirmede gastroskopi kullanılır.
Hekime faydası, erken teşhisteki yardımı tartışılmaz olan bu yöntemi vatandaşın adlandırma şekilleri ilginçtir... En çok kullanılan "mideme hortum saldılar" lafıdır... Bir diğeri "boruyla mideme baktılar" şeklinde anlatılanıdır... "Hortuma girdim", "mideme ışık sarkıttılar" (ki bu doğrudur ) da diğer ifade şekilleridir..
Gavaj
mide ya da barsağa konan tüb vasıtası ile zorlu besleme.
Gebelik Ceninin dış çevreye uyum sağlayacak büyüklüğe kadar ana rahminde taşınması. Eşey hücrelerinin tüpler içinde birşelmesi yani döllenme ile başlar, dölütün rahim iç yüzüne yuvalanması ile devam eder ve miada ulaştığında doğum olayı ile sonlanır.
Gebelik testleri
Gebelikte kanda ve idrarda bulunan "Human Chorionic Gonadotropin" (HCG) hormonunun tesbiti esasina dayanan testlerdir. Kişilerin kendi başlarına uygulayabildikleri idrar testleri çok yaygın kullanılmakla beraber kanda HCG düzeyine bakılarak karar verilmesi günümüzde en yaygın ve güvenilir metoddur.
Fare, kurbağa ve tavşanlar üzerinden yapılan gebelik testleri inatla tıp fakültesi öğrencisi insan yavrularına öğretilmektedir.. Tarihi önemleri olmasına bir sözümüz yok ama nedense her lüzumsuz bilgiyi soğurup lüzumlu olanı unutmakta usta olan tıbbiye öğrencisi bu evlatlar hayatları boyunca kullanmayacakları gebelik testlerini öğreniverirler...Bunlardan ilk öğrendiğim Galli-Mannini testi olup erkek kurbağanın sırtındaki lenf gangliyonlarına gebe olduğu düşünülenin idrarının zerkedilmesi esasına dayanır... İdrar zerkinden 30 dakika, 2, 6 ve 12 saat sonra kurbağada sperm yapımının uyarılıp uyarılmadığına bakılır... Bu yine kolay yöntem bir de yine asla unutmayacağımız Ascheim-Zondek testini dinleyin.. Burada dişi farenin karın boşluğuna gebe idrarı verilir ve 100 saat sonra yumurtalıklarında corpus luteum denilen cisimcik görülürse kadın hamiledir... Geri dönüp bakınca fareye yazık olması ayrı konu hem doktora hem de 100 saat bekleyen çifte de yazık.. Haydi seri halde fare testi yaptırıldığını düşünelim yani testi yapanın kafayı sıyırması işten değil... Bir de idrar zerkedilen farenin 90. saatte başka sebeple öldüğünü hayal edin şimdi , bekleyen çifte "valla sizin fare öldü, bir kez daha idrar verip 100 saat daha bekleyeceksiniz" demenin gerginliği intihara sürükler...

Geğirme
mide barsak sisteminde özellikle de midede toplanan gazın ağızdan gürültülü bir şekilde çıkartılması.
Toplum içinde bunu yapanlara samimi iseniz "oha" ya da "Çüş" denir... Samimi değilseniz "ben sana ayar oldum" şeklinde pis pis bakılır... Yaşınız ileri ve geğiren de daha genç ise "cik cik cik" şeklinde ses çıkartılır... Bunları geçelim de birisi aksırdığında yüzünüze tükürük tanecikleri gelir siz yine de mutlu memnun "çok yaşa/sen de gör" muhabbeti yaparsınız... bulaşmayan etmeyen geğirtiye bu hıncınız nedir?

Geniz eti Boğazdaki lenf halkasında yer alan ve geniz kısmında büyümesi ile soluk almayı engelleyebilen yumuşak doku.
Geriatri
Yaşlılık devresi ve bu dönemde vücutta meydana gelen değişikliklerin ve hastalıkların tedavisi ile alakalı tıp dalı.
Az bilinen ya da kamudan gizlenen bir gerçek geriatri servislerinde yatan kadın sayısının azlığıdır... Şuuru yerinde olan bir kadın yaşı ne olursa olsun zor kullanılmaksızın bu servislere yatırılamaz...
Gırtlak Üst solunum yollarında temel işlevi ses çıkartmak olan organ.
Gilbert hastalığı Hayatı tehdit etmeyen, karaciğerdeki bir enzim yetersizliğine bağlı hafif bir sarılık türü..
Glokom Göz içi basıncının artması ile kendini gösteren ve neticede görme kaybına sebep olan bir grup hastalık.
Glukoz Kanda bulunan ve çeşitli düzenleme mekanizmalarıyla belli seviyede tutulan altı karbonlu bir şeker.
Göbek
Rahim içi hayatta anne-cenin ilişkisini sağlayan göbek kordonunun giriş noktası olan ve doğum sonrası fonksiyon görmeyen genellikle çukur olarak beliren kısım. Karın duvarının en zayıf noktalarından olması göbek fıtıklarının oluşum mekanizmasında önemlidir.

Eh göbek fıtığı deyince de cerrahlar tarafından gelir kaynağı olarak göbeğin önemi ortaya çıkar... Hele de nüks fıtık dediğimiz tekrarlayan fıtıklar cerrah ahalisini pek sevindirir..
Milletimiz de göbek ile alakalı deyimleri pek sever... En başta göbeği düşmek, göbeğinden bağlı olmak ve göbeği çatlamak deyimleri sayılabilir... (teşekkurler Vahşi)
Karnın belli bölgesinde ağrı olanlara senin göbeğin düşmüş deyip başparmakla faydası kendinden menkul bazı bastırma hareketleri yapılması da adet olmuştur.. Yandığım nokta doktorunun adını ve adresini bilmeyen bir çok vatandaşım karşı mahallenin göbek kaldıran mahir ablasını ezbere bilip her karnı ağrıyanı ona ,,,,,,,,,,,,ürmesidir... Malumunuz karın ağrılarının apandisit, barsak tıkanması, ülser, safra kesesi iltihabı ve başka birçok sebebi olabildiğinden birçok hasta göbek nahiyesine sertçe bastırılan bir başparmaktan faide görmemektedir...(ya Arifim pek mi Osmanlıca kullandık?)

Göğüs
Karın ile boyun arasında kalan, içinde akciğerler, kalp, soluk ve yemek boruları gibi organları barındıran gövdenin üst bölümü.
Tabii böyle bir tıbbi tanım göğüs deyince zıplayan ülkem erkeğini mutlu etmekten çok uzak.. Bunu biliyorum ama heyhat ansiklopediler böyle yazıyor.
Göz
Bkz. Beş duyu.
Görme organı.
Grip
Zaman zaman salgınlar yapabilen ateşli virütik bir hastalık.
Burada hatırladığım 1992 senesindeki grip salgını.. Gece nöbeti tuttuğum zamanlar.. Her nöbette sabahlara kadar hasta bakıyorum..Ertesi gün ayakta uyuyarak bir o kadar daha hasta bakmaktayım... Kime ne reçete yazdım ne söyledim hepsi hafızamdan silinip gitmiş.. Ama hatırladığım birşey o senenin ocak-şubat aylarında kazandığım para ile kendime bir araba aldığım... Yani grip salgınları ille de kötü değildir... Öldürücü olmadıktan sonra çalışanlara işlerine 4-5 gün ara verme, doktorlara da beklemedikleri paralar kazanma fırsatını verdiklerinde iyi bile sayılabilirler.

Guatr
Boyun ön yüzünde gırtlak ile arka yüzü komşu olan ve vücudun metabolik dengesinde önemli rol oynayan tiroid bezinin her türlü büyümesi.
Teşhisi ve tedavisinde akraba ve komşuların da ciddi müdahalelerde bulunduğu bir hastalıktır... Öncelikle ülkemizde sık görülür ve hanımlar arasında yaygındır... Böyle olması da üzerinde konuşulacak bir mevzu olmasının garantisidir... İsimlendirmede aksanlar rol oynar ve guatr diyebilen nadir olup govatura, govatra, kuatra, kuvatur gibi isimlendirilmesi sıktır.. Boyun ön yüzünde hafif bir şişlik, hafif bir el titremesi, az bir gerginlik hali çevredekiler tarfından " aman gülüm sende guatara olmasın" denilerek kişinin doktora yollanmasına sebep olur ki biz hekimler için bulunmaz nimettir..
Gut
Ürik asit metabolizmasının bozulması ile bu maddenin kanda yükselmesi neticesinde ortaya çıkan ve başta eklemler ve böbreği etkileyen sistemik bir hastalık. Ayak başparmağını tutması tipik olup antiromatizmal ilaçların kullanılması ve kandaki urik asit seviyesini düşürücü tedbirler genellikle işe yarar.
Kandaki ürik asit seviyesini yükseltenler başta et ve kırmızı şarap olduğundan bu hastalık yüzyıllarca zengin hastalığı, ya da ileri gidelim tüccar hastalığı olarak bilinmiş... Eh insan cinsinin erkek kısmı da etsever olduğundan erkek hastalığı olarak kabul edilmiş... Tarihi romanlarda göbekli, yanaklarından kan damlayan ve az topallayarak yürüyen bir tüccar tarifi görürseniz bilin ki gut hastasıdır.. (fikir: wahşi)

Hafıza
Geçmişteki bir duyum ya da fikrin saklanması.
Burada sözümüz yine cinsi latife olacak ama, anlayamadığım nokta olumsuz şeylerin hatırlanmasının ne kadar kolay olduğudur...Kadın hafızalarında öyle ilginç bir nokta vardır ki rutine binen güzellikler asla hatırlanmaz da rutin dışı bir negatiflik asla unutulmaz... Erkek hafızası ise fazlaca ayırım yapmadan herşeyi silmek eğiliminde olduğundan üzerinde konuşulacak pek bir şey yoktur... (espri: wahşi)
Bir de aklıma geliveren Türk sinemasının birkaç on sene boyunca birçok dramda ani hafıza kayıplarını ve kafa travmalarıyla hafızanın yerine gelmesini kullanmasıdır...
Halkımın Teşhisleri
Bunu aklıma getiren hesapçı ya çok çok teşekkürler... Tabii ya bir de vatandaşın koyduğu teşhisler var... Çok da eğlenceli... Haydi Başlayalım..
Mayasıl: Mantar ve kaşıntıların, ilaveten pişiklerin ortak ismi... Boyundan aşağı her hangi bir yerinizde kaşıntı olduğunda mahallenizin teyzelerinin ilk söyleyeceği şey.. Ve tabii yurdumun birçok yerinde basur niyetine mayasır dendiğini de araya sıkıştıralım... (hesapçı)
Damar damar üstüne binmesi: Bu teşhis de önce hekimler tarafından vatandaşa söylenmiş, burkulma, kas spazmı ya da gerilmeyi ifade etmekte kullanılmıştır.. Sonraki yıllarda teşhis kontrolden çıkmış herkes birbirine sende damar damar üstüne binmiş muhabbeti yapmıştır...
Göbek düşmesi: Abi daha ne diyim.. Böyle de birşey var ve parmakla ovulunca yerine geliyor...
Halüsinasyon (Sanrı) Duyu organlarından herhangi birisini uyaran bir nesne yahut uyarıcı olmaksızın alınan hissin varlığına samimi olarak inanma hali. Beş duyunun herhangi biriyle ilgili olabilseler de en fazla görsel ve işitsel sanrılara rastlanır. Akıl hastalıkları seyrinde ve madde kullanımında görülmesi mutaddır.
Havale
Ani başlayan, birkaç saniyeden birkaç dakikaya kadar süresi değişebilen şuur kaybı, soluk almada zorluk, kasılma ve çırpınmalarla seyreden nöbet. Konvulsiyon.
Havale dendiğinde ilk akla gelen çocukluk çağı ateşli hastalıklarında görülen ve febril konvulsiyon adı verilen nöbetler akla gelir...Benim saflığım böyle ağır hastalıklarda yardım kuruluşlarının hasta çocuğun ailesine para gönderdiğini, bunun için havale geldi dendiğini zannetmemdir... Bu inancımda annemin havale geçiren komşu çocuklarından bahsettiğinde "verme yarabbi" seklinde dua etmesi de rol oynar... Ben bu şekilde dua etmeyi de "aman çocuğum ağır hasta olmasın da gelecek para eksik olsun" şeklinde yorumlardım... Çocukluk işte...


Hazım Bkz. Sindirim.

Hekim
İnsanların sağlığını koruyacak ya da hastalıklarını tedavi edecek çalışmaları sanat edinen kişi. Tabip.
Hani doktor denmesine bir lafım yok ama doğru olan doktoranın bir akademik kariyer olduğudur... Tıp doktoru demek bir nebze doğru olabilir...
Tarih şarlatanlarla hekimlerin bitmeyen mücadelesine sahne olmuş ve olmaktadır... Günümüzde dikkat edilmesi gereken önemli bir konu Tıbbiye diplomalı şarlatan sayısının fazlalığıdır... Bilinmesi gereken şudur: şarlatanlar her zaman için hekimlerden daha fazla hasta tedavi ederler veya daha az iddialı bir tabirle daha fazla hastayı memnun ederler.. Kullandıkları yöntemleri irdelememek kaydı ile bu pek de fena birşey olmayabilir...Güzel ülkem insanının şarlatana rağbetini gördükçe, gazetelerin sıhhi sayfalarında yüzlerinde plastik gülüşleri ile gözlerimize bakan sahtekarlara rastladıkça "beter olun" hissi ile dolup kenara çekilmek göze kötü gözükmemektedir...

Helikobakter Pilori (helicobacter pylori)
Helicobacter pylori midenin yüzeysek sümüksü tabakası ile mide epiteli arasına yerleşerek yaşamını sürdüren kıvrık veya spiral şekilli bir bakteridir. Duedonal ülserlerin % 90'ı, mide ülserlerinin % 80'ninden sorumludur.
Bir çok bilmiş hasta problemi de helikobakter üzerinedir...İyi anlatılmayan ya da abartılan konu insanımızın çok ilgisini çekmiş ve bilcümle ahali HP peşine düşmüştür... Birçoğu da midesinde helikopter çıktığını ifade ile doktora gelmektedirler.Tabii ki konuyu önemli gelir kaynaklarımızdan olduğu için küçük görecek değiliz... Lakin eşe dosta midenizde helikopter çıktı diye fazla üzülmeyin dediğimiz de bir gerçektir..

Hemanjiyom Kan damarlarının düzensiz şekilde birikiminden oluşan iyi huylu tümör. Damar yumağı.
Hematoloji Kan ve kan yapım organları ve bunlara bağlı dokuların hastalıkları ile ilgili tıp dalı.
Hemeroid
Bkz. Basur.

Hemipleji Bkz. İnme.

Hemofili Kanın pıhtılaşma mekanizmasında çalışan faktörlerden bazılarının eksikliği ile giden kalıtsal kanama egilimi hastalığı. Temel özelliği gecikmiş, uzayan kanamalardır. X kromozomuna bağlı geçtiği için kadınlar taşıyıcı erkekler hasta olurlar.
Hemoglobin Kırmızı kan hücrelerinde bulunan, kanın oksijen taşıma işini yapan demir içeren kırmızı bileşik. Temel işi oksijen taşımak olmakla beraber karbondioksit iletiminde de rol alır.
Hemşire Kızkardeş. Hasta, yaralı ve muhtaç bakımında ve tedavisinde rol üstlenen sağlık personeli.

Hepatit
Karaciğerin çeşitli sebeplerle olabilen iltihabı. En fazla görülen şekli virüslerle olanıdır. Viral hepatitler A harfinden başlayarak sırasıyla B,C,D,E,G,H gibi harflerle simgelenir. Kimyasal ajanlardan en fazla hepatit yapan alkol olup, ayrıca karbontetraklorür ve mantarlar da hepatit yapar.
Hepatitlerin, özellikle de B ve C tipi hepatitin medyatik olmasıyla beraber poliklinik hizmeti veren iç hastalıkları, enfeksiyon hastalıkları, aile hekimliği uzmanlarının ve bilcümle birincil sağlık hizmeti veren hekimlerin pösteki sayma dönemi başlamıştır...
Hepatit konusunda da diğer birçok konuda olduğu gibi hastanın ya hakiki bilgili ya da cahil olması tercih sebebidir... Yarım bilgili ve medya doldurulmuşu hastaya laf anlatmak göbek çatlatan bir iş olup hekimi cidden yaralamaktadır... Yapılan testlerin neden bu kadar pahalı olduğu üzerinde fikir yürüterek başlanan bu süreç testlerin açıklamalarının yapılamaması, bulaştırıcılığın anlatılamaması şeklinde sürer gider ve daha sonraki günlerde anlatılanı anlayamayan hastanın ailesinden gelen bilgi isteğı dolu tacizlerle sürer gider... Halbuki konunun cahili hastaya "güzelim senin kanında mikrop var, kimseye kan verme, aileni aşılat, cinsel ilişkiye kaputsuz girme, girdirtme " demek yeter de artar.. O görev bilinciyle dolu olarak sözlerinizi yorumsuz dinler... Denilenleri eksiksiz yapar.. Sorular sorun olmaz..
Gelelim bir de halk arasında inatla devam eden bazı hepatit tedavilerine...Özellikle alın bölgesine iki kaşın arasına jilet vurup kan akıtarak nasıl tedavi olunduğunu halen anlamamış hallerdeyim.. Bu işi yapan çok bilen ablalar acaba aynı jileti mi kullanıyorlar yoksa steril davranıp her hastaya ayrı jilet mi açıyorlar...Bu da muamma.. Kola sarı ip bağlayarak sarılık tedavisi de bir başka seminer konusudur ki hiç girmeyelim... (bilgi: wahşi)

Herpes simpleks
Dudak uçuğu ve genital bölgede enfeksiyona sebep olan virüs. (HSV) Tip-I dudak uçuğuna sebep olurken, Tip-II genital bölge herpesinden sorumludur.
Genital herpes bir deyimin doğmasına sebep olmuş bir enfeksiyondur...İnsanların yanlız kalmaktan delice korktuğu şu günlerde çabuk oluşan samimiyetler yatakta bitmiyorsa taraflardan birinin genital herpesinin olduğu düşünülebilir... Benzeri şekilde her türlü konuya girip te belli konulara giremeyenler için "herpes simpleks kompleksi" denebilmektedir... (espri: wahşi)

Heteroseksüel
Karşıt cinse ilgi duyan.
Efendim dünyadaki değişmelerin en fazla etkilediği kesim heteroseksüel insanlardır... Öyle ki son zamanlarda medyanın gazı ve dahi insanların da giderek daha renkli şahsiyetlere ilgi duymalarıyla heteroseksüel sıfatı hakaret babında kullanılır hale gelmiştir... Özellikle para sıkıntısını aşmış, eğlence dünyasi ile içiçe olan insanlarda cinsel tercih ifade ederken sıkıcı, eğlencesiz, giyim zevki olmayan demek yerine düzcinsel terimi kullanılmaktadır.. Bu sebeple bu alemin düzcinselleri de az saç boyası, tırnak cilası, parmak uçlarına kadar gelen makarna desenli kazaklar ve hareketlerine yerleştirdikleri bir kırıtma ile "öyle de olur, böyle de olur" havası vermektedirler..


HIV AIDS e sebep olan "insan bağışıklık eksikliği" virüsü.
Himen (kızlık zarı) Kadın cinsel organının girişinde bulunan ve genellikle ilk ilişki ile özelliğini kaybeden mukoza-deri kıvrımı.
Hiperglisemi Kan şekerinin olması gereken değerlerin üzerine çıkması hali.

IQ
Zeka bölümü.
Orta bilmiş insanımızın en fazla kullandığı terimlerden biridir... Öncelikle kendisine yüksek zeka seviyesi biçen nice orta-alt zekalı insanlar arasında komik olmaya devam edegelir.. Bir çok anne baba da çocuklarının ilk kelimeleri, ilk cümleleri ve çizdiği eciş bücüş şekillerden dahi olduğu kanısına varıp IQ ölçtürme yollarına düşerler... Psikolog cemaatinin fazla bir şikayeti yoktur elbette...

İdrar
Böbrekler tarafından oluşturulan boşaltım sisteminin son ürünü olan sıvı.
İktidarsızlık
Bir kişinin ya da bir vücut bölümünün belirli bir hareket ya da işlevi yerine getirememesi. Güç kaybı. Yaygın kullanımda erkeğin cinsel ilişkiye hazır hale ulaşamaması.
Yukarıdaki tanımlamada da gördüğünüz gibi iktidarsızlık denildiğinde esas olan lafı dolaştırmaktır... Net olmayan tariflerle bir şeyler anlatmaya çalışan bir erkek hastanız varsa size muhtemelen sertleşme ya da cinsel istek kaybından söz etmeye çalışıyordur...Tecrübeli hekimler "akşam eve gittiğimde külçe gibi oluyorum", yahut "hiç keyfim yok, her yanım dökülüyor, erkenden uyumak istiyorum" ya da "hocam bana bir haller oldu neşesizim" cümlelerinin ardındaki mesajı alır gerekli soruları sorarlar... Benim sorma şeklim kişiye göre değişir... En sevdiğim "bu aralar cinsel performansınızda azalma var mı?" cümlesidir.. Performans lafı soruyu sevimli hale getirir... Zira performans dendiğinde kişinin yapabilirliğini tescillemiş olursunuz ve bundaki hafif bir azalma da delikanlıyı bozmaz..
Bir de konuyu çok daha farklı ve komplekse kapılmadan anlatan orta yaş üzeri erkekler vardır ki bunların tamama yakını dünyalığı iyi, komedi anlayışları yerinde, hafif tombulca ademlerdir... Sırayla geçelim : "Hocam hanımla kardeş olduk" , "emin olun doktor bey işemeye zor buluyorum, değil ki öteki iş" , "İnan olsun aylardır hareket yok, geçen sabah bir uyandım sertleşmiş, telaşla hanımı uyandırdım, ama o zamana bizimki yine elden gitti" ve benzer ifadeler... Bir de hiç unutmadığım 60 yaşlarında bir hastamın "Doktor beyciğim ne zamanki aseksüel oldum hayatın tadını aldım, şimdi kadınları canım kardeşim olarak görüyorum, hayatımın her anını daha güzel yaşıyorum" demesidir...Tabii arifim yoruma açık konular bunlar...


İlk yardım
Ani bir yaralanma ya da rahatsızlık karşısında hekimin ilk müdahalesine kadar yapılması gereken işler.
Bir çok üzerine üzerine vazife olmayan işte olduğu gibi ilkyardım konusunda da memleketimin insanı derin bilgi ve beceriye sahipt.r.. Pardon derin bilgi olmaksızın beceriye sahiptir.. Bu becerinin sınırları biran önce tetanoz olsun diye yaraya at pisliği basmaktan, enkazdan kişiyi boynundan tutup çekerek çıkartmaya kadar uzanır... Sözüm aklı başında okura: hekim gelene kadar abi hadi şu işin ucundan tutalım diyene "aman dokunma" derseniz hem siz rahat edersiniz hem de kazazedenin hayatının kurtulma ihtimali artar..

İllüzyon
Görsel uyarıların yanlış algılanması. Yanılsama.
Espriyi yapmazsam ölürüm...İlluzyonun babası makyaj ve giyim kuşam ile olandır... Bu konuda en çok söylenen de levis 501 kot içinde güzel duranın aslında güzel olmadığı, olayın bir kot illüzyonu olduğudur.. Detay mı? Bozar bizi arifim (fikir:wahşi)

İmpetigo
A grubu streptokok denilen mikroorganizmalar tarafından oluşturulan cilt iltihabı.

İnfeksiyon
Vücut dokularının mikroorganizmalar tarafından işgali ve bu sebeple oluşan rahatsızlıklar. İnfeksiyonlar tamamen belirtisiz olabildiği gibi hayatı tehdit edici düzeyde de olabilirler.
İnme Bir beden yarısının tam felci. Hemipleji.
İnseminasyon
Spermlerin direkt olarak rahim içine aktarılması.
Erkek: İnan olsun süper bir şey bu... Yorgunluk yok, gayret ve zahmet yok...
Kadın: İyi diyorsun da ben ne anladım bu işten...

İnsomnia Uyuyabilme yetenegini kaybetmek.


İmmünoloji
Bağışıklık bilimi. Vücudun kendinden olanı olmayandan ayırması ve yabancı olana verdiği cevabı inceleyen bilim dalı.
İnsülin Pankreasın beta hücrelerinden salgılanan ve kan şekerinin düzeyini ayarlamada en büyük rolü oynayan hormon.
İntaniye İç hastalıklarının infeksiyon hastalıkları ile alakalı bölümü.

İntihar
Kendi yaşamına son verme.
Daha veciz bir ifade ile kendisinden başkalarını kurtarma.. (espri: wahşi)


İridoloji
Gözün rengini veren iris tabakasındaki değişiklikleri inceleyerek tanıya varma.
Bir eski türkü vardır "özbek, türkmen, tatar, kırgız..bunlar bir soydur" diye başlayan... Hani birlik ve beraberlikte irki yakınlıkların önemini gösteren... Benim de iridoloji deyince aklıma nedense bu türkünün değiştirilmiş hali geliyor..."akupunktur, biyo enerji, kinesioloji, iridoloji...bunlar bir soydur" diye söylenmeye başlıyorum... Devamında da bu konuda pratiği olanlardan ve kendince halka faydalı olmaya çalışanlardan özürler diliyorum... Sonra da "auram var bu ellerde ..aman da çakralarım açıldı" diyerek ortamdan uzaklaşıyorum...
İris Gözün rengini veren tabaka.
İshal Sık ve cıvık dışkılama.
İskelet Kemik ve kıkırdaklardan meydana gelen vücut çatısı.
Jamais-vu
Görmedim bilmiyorum manasına gelen ve psikiyatrik rahatsızlıklarda görülen daha önceden bildiği birşeyi reddetme hali.
Deja-vu halinin tam tersi... Borçlulara bu da tavsiye edilir... Bir de aldatılanların bu yöntem ile rahatladıkları ifade edilir...
Jinekofobi
Bazı erkeklerin kadınların yanında duramaması hali.
Emin olun sözlük için konulacak kelimeleri seçmede çok zorlandım.. Malum bütün tıbbi terimleri koymak akıllıca olmazdı... Birkaç kelime koyup yayına geçmek de şanımıza yakışmazdı... Ancak bu kelimeyi gördüğümde hiç tereddüt etmedim.. önce "bu ne abi yaaa?" dediğimi farkettim ve sonra hemen sözlük kelime listesine koydum...
Jinekoloji
Kadın üreme organlarının hastalıkları ile ilgilenen tıp dalı.

Jinekomasti
Erkekte memelerin birisi ya da ikisinin birden aşırı büyümesi.
Delikanlı tabiattaki erkeği ciddi ciddi bozan bir durumdur... Plaja gidemezsin, askerlik hizmetinde laf edenin haddi hesabı olmaz, omuzları öne doğru çıkartıp memeleri içeri çekersin... Travestiler tarafından da kıskançlıkla süzülürsün..
Kabakulak
Tükürük bezlerine yerleşen bir özel virüs tarafından yapılan hastalık.

Kabızlık
Dışkının kıvamında sertleşme ile beraber sıklığında da azalma olması. Zor dışkılama. Peklik.
Kabızın çeşitlerini inceleyecek olursak: ilk aklımıza gelen barsak kabzıdır ki mülayemet veren sinameki gibi bitkilerle ya da hazık bir hekimin verdiği çeşitli ilaçlarla çözülmesi mutaddır... Zihinsel kabzın çözülmesi ise pek güçtür... Halk arasında "jetonu düşmez" şeklinde veciz ifade bulan bu durum kişilerde idrak yollarının tıkanıklığında görülür... Dış belirtileri bön bakışlar, omuzları belli belirsiz oynatma ve avuç içlerini anlatana dogru çevirip öylece durma şeklinde özetlenebilir... Anlayış kabzı böyle; bir de izah ile alakalı kabz vardır ki adem her şeyi gayetle iyi anlamıştır ama anlatmaya çalışsa da becerememektedir... Böylelerine "bari kekeme olaydın da biz de beklemeye razı olaydık" şeklinde latif ifadelerle takılmak adettir... (espri ve osmanlıca yardım: sadullah abi)

Kadavra
Ceset. Anatomik inceleme için kullanılan cansız insan vücudu.

Kalp
Yürek. Büyük ve küçük kan dolaşımının pompası olan adale.
Tıp kitaplarından daha fazla edebi eserlerde sözedilen tek organ... Detayını her yerde bulmak mümkün... Kalpsiz den başlayan bu terane, taş kalpli ile devam eder ve kalbinde bana yer yokmuş üzgünüm ile sonlara gelir...

Kalp krizi
Enfarktüs. Kalp adalesini besleyen koroner damarlardan birinin ani olarak yetersiz hale gelmesi ile kalp kasının bir bölümünün ölmesi.

Kalp pili (Bkz. Pace-maker) -

Kalp yetersizliği Kalbin doku ve organların ihtiyacına yetecek kadar kan pompalayamaması hali.

Kamburluk
Sırt omurlarının dışa doğru çıkıntı yapması ile oluşan ortopedik kusur.

Kan
Damarları dolduran işlevsel sıvı.
Milletçe önemsediğimiz, damarlarımızda dolaşmasından gurur duyduğumuz özel sıvı... Bizi biz yapan şey... Zaman içinde insan damarlarında asil kan dolaşmasının fazlaca önemi olmadığını duyumsuyor... Elbette ki başka kan gezeceğine milletimin kanı dolaşsın.. Buna bir sözümüz yok... Lakin insani özelliklerin, nezaketin, saygının tamamının yerine geçmiyor maalesef... (amma politik konuştuk arifim ya)
Bir başka konumuz da karşısındakini kansızlıkla itham etmenin ülkemizdeki yaygınlığıdır... Hoşuna gitmeyen bir hareketini gördüğün ademi kansız diyerek itham edersin... Kıpırdayacak yer bırakmazsın...

Kan grupları
Kırmızı kan hücrelerinin üzerlerinde taşıdıkları antijenlere göre ayrımı.

Kanser
Bir hücre grubunun vücudun kontrol mekanizmaları dışında ve vücut aleyhine geri dönüşümsüz çoğalması hali.

Kansızlık
Bkz. Anemi.

Karaciğer
Karın boşluğunun sağ üst kısmında bulunan, çok önemli fonksiyonları olan, kitle olarak vücudun en büyük organı.

Kardiyoloji
Kalbin ve vücuttaki damarların, anatomi, fizyoloji ve patolojisini konu edinen bilim dalı.

Kaşeksi
Organik ya da psikolojik sebeplerle olabilen aşırı kilo kaybı. Bir deri-bir kemik tabir edilen hal.
Bulimik mankenlerin ilave dertlerle psikolojileri iyice bozulduktan sonra aldıkları hal..

Kaşıntı
Derideki serbest sinir uçlarının değişik nedenlerle uyarılmasına bağlı ortaya çıkan ve kişiyi o bölgeye fizik güç uygulamaya iten rahatsız edici his.
Gördüğünüz gibi tanım çok açık, fizik güç uygulamaya iten rahatsız edici his deniyor... Yani dövdüğünüz kişi için de "ama kendi kaşındı abi" demeniz gayet mantıklı...Kaşıntının nahoş his olmasının yanında çok keyifli hatta orgazma yakın tatmin duygusu veren bir şey olduğu da söylenebilir.. Bunun detayı ise ancak bilenler tarafından yapılır... Kaşınan yeri kaşıdıkça kaşıntınız artar sözünün doğruluğu da tartışmalıdır...

Katarakt
Göz merceğinin saydamlığını kaybetmesi.
İlk aklıma gelen çocukluk zamanımızda katarakt ameliyatı oldu denen yaşlıları bardak dibi gözlüklerle eve dönmesi ve birkaç hafta birilerinin koluna girerek evden çıkabilmeleriydi... Bu amca ya da teyzeler daha sonraki hayatlarında gözlerini diktikleri çocukları ister istemez korkutan kişilikler olarak göze çarparlardı... İlerleyen zamanla beraber göz içi lens uygulamaları ön plana çıktı da şimdilerde kimin katarakt ameliyatı olduğunu seçmek mümkün olmuyor... Bunu söylemezsem de olmaz, katarakt insanların tamama yakınında bir şekilde ortaya çıktığından göz hastalıkları uzmanlarının en önemli ekmek kapısıdır..

Kateter
Vücut boşluklarına sıvı vermek ya da almak amacı ile kullanılan özel hazırlanmış borucuklar.
Keloid Yaralanan ya da kesilen bir cilt bölümünün iyileşirken beklenenden fazla ve kalın iz kalarak kaynaması. Kötü iyileşme.

Kemik
İskeleti meydana getiren ve eklemlerle birbirleriyle ilişkilenen katı yapılı cisimlerin her biri.
Kemoterapi Vücudu hastalandıran mikroorganizmalarin ve kanser hücrelerinin ilaçla tedavi edilme yöntemi. Genel kullanımda kemoterapi denilince kanser tedavisi akla gelir. Bakterilerin ilaçla tedavisi ise antibiyoterapi şeklinde adlandırılmıştır.

Kıkırdak
Sert fakat esnek olabilen bir çeşit bağ dokusu.

Kıl kurdu
Yuvarlak solucanlardan olan ve özellikle çocukluk çağında çok görülen bir parazit türü. Oksiyür.
Sabahın seher vaktinde sokağa ve o zamanlar her yerde çok olan boş arsalara oynamaya gidip akşam ezanı eve döndüğümüzden olsa gerek bizim nesilde kıl kurdu herkesin ortak derdiydi... Sevgili annelerimiz kakalarımızı gözden geçirir ve babaya durumu rapor eder, baba da ertesi akşama iğrenç ötesi tadı olan şuruplardan getirirdi... Sabah aç karnına içilen bu şuruplar pederşahi ailede ciddi baba baskısı sayesinde yutulurdu...

Kısırlık
Dişi ya da erkek cinse bağlı olabilen ve üreme yetisinin ortadan kalkmasını simgeleyen durum.

Kızamık
Ciltte kırmızı-kabarık lekeler, gözde sulanma, bazen de beraberinde üst solunum yolu enfeksiyonu belirtileri olan çok bulaşıcı bir çocukluk çağı hastalığı.

Kızamıkçık
Döküntülü bir virüs hastalığı. Kızamıktan daha hafif seyreden, çocuklarda zararsız sayılan ancak gebelerde anne karnındaki çocukta sakatlıklara sebep olabildiğinden dolayı tehlikeli addedilen döküntülü hastalık.

Kinin
Sıtma ilaçlarının en bilineni.

Kireçlenme
Artroz da denilen eklem dejenerasyonlarının genel adı. Ekleme komşu kemik yüzeylerinde kalsiyum tuzlarının yoğunluk artışı kireçlenme denmesindeki temel sebeptir.

Kist
Bir zar ile çevrili içi sıvı dolu oluşumlara verilen genel ad.

Kleptomani
Önüne geçilemeyen hırsızlık isteği.
İlk akla gelen güzel vatanımda neden bu illete duçar olanların fazla olduğu... Öyle ya bir şeyin başına gelende ya da hasbelkader bir musluğu açıp kapatması istenende hemen kleptomani gelişiveriyor... Bu ülkenin suyu ya da havasından mı bu hastalığın sıklığı bilinmez...

Kodein
Öksürük kesici özelliği de olan ve bağımlılık yapma riski taşıyan güçlü bir ağrı kesici.
Kodein, yakın zamana kadar bazı ilaçların içinde sınırlı miktarda bulunurdu... Özellikle öksürük ilaçlarını kullananlar bağımlı hale gelirler öksürmeseler de ceplerinde taşırlar ve hatta yeşil reçete ile satılanları değişik doktorlara yazdırıp yedeklerlerdi.. Devletimiz aldığı tedbirlerle bunun önüne geçti de kırk dereden su getirip kodeinli ilaç isteyenler kayboldu... Hatta anlatılan kodeinli öksürük ilacı bağımlılarının başka evlerde hemen banyoya gitme ihtiyacından bahsedip ecza dolabını karıştırması ve bulduğu tanıdık ilaçları çalması durumu da vardır.. (anı: wahşi)

Kodeks
İlaç ya da gıda formülasyonlarını gösteren resmi kitabin ismi.

Koitus
Cinsel birlesme.
Bunun manasını anlattığımda ilk tepki "abi adını bilmeden ne çok şey yapıyormuşuz" şeklinde oluyor... (espri:wahşi)

Kokain
Lokal uyuşturma özelliği sebebiyle önceleri tıpta kullanılmış olan bağımlılık yapıcı uyarıcı madde.
Zenginlerin keyif maddesi olarak da bilinen bu madde ile alakalı efsaneler çokçadır... özellikle kokain-seks ikilisi hakkında hikaye dinlemeyenimiz yok gibidir... Kimileri de bunun tamamen göreceli olduğunu söyleyip o kadar masraf ettikten sonra yapılacak her işin insana mecburi zevkli geleceğini söylemektedirler... Bilinen şey: sosyete tabir edilen iki dirhem bir çekirdek giyinip piyasa yapan, birbirlerinden çabuk sıkılan ama halkayı bozmamak için yine de aynı çevrede sevgili değiştiren, bugün sizdeyiz yarın da bize gideriz ekibinin bu maddeyi yakından tanıdığıdır... Muhtemelen ilaç olarak kullanıyorlardır günahlarını almayalım...

kolaycı hekim teşhisleri
Kansızlık kireçlenme asteni sinir gerginligi , diz kapağının boşluk yapması, karaciğer yağlanması aklınıza gelen her tür kolay ve cankurtaran teşhisi yazınız lütfen.Yayınlamayan ne olsun...
Sinir ucu iltihaplanması (Bilgehan yolladı)... Benim de yıllardır çözemediğim bir teşhistir ama cidden kullanışlı olduğunu söyleyebilirim... Diabetlisine, yaşlısına, yatalağına, zonalısına rahat rahat söylenebilir...

Kolera
Vibrio Cholera tarafından yapılan, aşırı sulu , ince barsak tipi ishallerle kendini belli eden ölümcül barsak hastalığı.

Koli Basili
Oksijene gerek duymadan yaşamını sürdürebilen, hastalandırıcılık özelliği düşük olmakla beraber insan dışkısında bulunduğundan su kirlilik ölçümlerinde önemli olan bakteri.
Şimdilerde pek duymuyoruz gençlik günlerimizde koli basili ölçümleri ve hangi sahilde ne bulunduğu pek bir önemliydi... Gündelik raporlar gazetelerde çıkar yetkililerden tedbir almaları istenirdi... Nerede bu devlet nidaları koli basili ölçümleri fazla çıkan plajlarda yankılanırdı... Arifim bir de bu nerede bu devlet muhabbetine de girelim... Embesil maddesine ek yaparız artık...

Kolit
Kalın barsak yangılarının genel adı.
Yediden yetmişe hekimler ve vatandaş tarafından tepe tepe kullanılmış bir teşhis... Karnı ağrıyandan aralıklı ishal olana, kabız olanlardan karında gurultu hissedene kadar her kime söyleseniz uyar... Koliti olduğu söylenen vatandaşım da her gittiği hekime muharip gazi nişanesi gibi benim kolitim var lafını söyler... Özellikle spastik kolon denilen durum varsa hekim de hastaya "gülüm senin kolitin sinirsel" dediyse bu çevredekilere "beni sinirlendirmeyin yoksa kolitim azar" şeklinde yansımaktadır..


Kolon
Kalınbağırsak. Sindirim borusunun özellikle su ve minerallerin emilimi ile vazifeli son kısmı.

Kolonoskopi
Anüsten girilerek fiberoptik bükülebilir sistemler vasıtasıyla kalınbağırsağın incelenmesi işlemi.
Bu da delikanlıya yakışmayan teşhis yöntemlerinden birisidir... Ülkemin erkek insanı bunu kabul edene kadar kırk dereden su getirir... Neyse son zamanlarda dormicum isimli ilaç sayesinde başlarına geleni hatırlamıyorlar da biraz rahat gibiyiz...

Koma
Dışarıdan yapılan şiddetli ağrılı uyaranlara dahi cevap verilemeyen şuur kaybı.
Komplikasyon Bir hastalık, rahatsızlık, tıbbi tedavi ya da operasyon gidişi esnasında ortaya çıkan ve ana tabloyu ağırlaştıran beklenmedik durum.

Kontakt lens
Gözün kornea tabakası önüne yerleştirilerek kırma kusurlarını düzeltmede kullanılan mercekler.
İnsanın en önemli özelliği gözleri ve bakışlarıdır, malumunuz... Renkli kontakt lenslerin kullanıma girmesinden ve zenne taifesi arasında yagın hal almasından sonra kimin nasıl baktığını anlayamaz olduk... Bugün kahverengi bakanlar ertesi gün yeşil yeşil bakmaya başladılar.. Yok itirazımız ama sadece şaşırtılmaya karşıyız...

Kornea
Gözün saydam tabakası.

Koroner
yoğun bakım
Kalp damar hastalıklarının seyrinde kalp krizi, ritim bozuklukları ve benzeri durumlarda hastanın kalp performansının yakından izlenmesine ve ani müdahale edilebilmesine olanak sağlayan ünite.
Abi bir de duygu durumundaki bozukluklar için yoğun bakım olsa... Perdeleri çekili bir oda, kafaya kadar çekilmiş bir yorgan, her daim bir şeyler isteyip istemediğini soran bir anne... Maksimum nazlanma ve terslenme hakkı verilse insana...Her yıl bir kez boyle bir yoğun bakım tedavisinden geçilse... (fikir: wahşi)

Kortizon
Böbreküstü bezlerinden salgılanan ve birçok önemli işlevi olan hormon. Sentetik olarak elde edilmiş hali tıpta yaygın kullanım bulmuştur. Bağışıklık sisteminin rol aldığı hastalıklarda kullanılması çok sıktır.
Kendisi de tedavide kullanan hekimler de öcü olarak gösterilir... Kimler tarafından: az bilen ve fakat sesi çok çıkan tıp ve medya ahalisi tarafından... Uzun dönem kortizonlu ilaçlar kullanması gereken ve etrafakiler tarafından vazgeçirilen birçok hasta hayatını bu insanlar yüzünden rahat yaşayamamaktadır... Ey ahali bilin ki kortizon içeren ilaçlar yerinde bullanıldığında hayat kurtarıcıdır bu biiir... Hekiminize güvenmiyorsanız lütfen başka verdiği ilaçları da almayın ve hekim değiştirin bu ikiii... Komşu semiha teyzenin lafına bakıp da iki haftalık kortizon kullanımıyla kemiklerinizin kurabiye olacağını zannetmeyin bu üüüüç...
Ve tabii lafım hekimlere, ne olursunuz verdiğiniz her ilacın günahını ve sevabını tartarak verdiğinizi hastalara anlatın... Yok bunu yapmayacaksanız dükkanı daha fazla açık tutmayın... kimse yorulmasın...

Köpek memesi
Koltukaltındaki ter bezlerinin iltihaplanarak şişmesi.

Körlük
Görme yetisinin kaybı.

Kramp
Bir kas ya da kas grubunda ani gelişen istemdışı ağrılı kasılma.

Kromozom
Hücre çekirdeğinde bulunan genetik informasyon taşıyan yapı.

Kuduz
Merkezi sinir sistemini etkileyen ve öldürücü olabilen, tüm memelilerde görülebilen bir virüs hastalığı.

Kulak
Bkz. Beş Duyu.

Kulunç
Eğlencelik olarak alınmış gayritıbbi terim.
Valla bunun ne olduğunu tam olarak kavrayabilmiş değilim. Lakin kulunç denildiğinde aklıma kürek kemikleri üzeri ve civarındaki kaslar geliyor... Bunlar sanırım cereyanda falan kaldıklarında kasılıyorlar ve kişi de "kulunçlarım azdı" moduna giriyor... Kulunc üzerinden gidilerek yapılan birçok işlem ve tanımlama da var... Birisi size kuranderde durma kulunçlarına dokunur diyebilir... Yahut sırtım ağrıyor dediğinizde "gel kocum senin kulunçlarını kütürdeteyim geçsin" diyerek belden yukarınıza sarılıp grekoromen güreşteki kle pozisyonu alabilir... Bir başka zamanda mahallenin yaşlısı bir teyze yanınızda yüzüstü uzanıp "yavrum kulunçlarımı parmağınla ez pek ağrıyorlar" diyebilir.. İşte buraya kadar yazdıklarımız dumur durumuna düşmemeniz için hizmet kabilindendir. Biline.


Kurdeşen Bkz. Ürtiker.

Kuvöz
Erken doğumlarda dış ortamda yaşayamayacak prematureye rahim ici hayata yakin bir ortam sağlayan alet.

Kürtaj
Kazıma. Yaygın kullanımda istenmeyen gebeliklerin rahim iç yüzünü kazıyarak sonlandırılması işlemi
__________________
Muhacir diye küçümsenenler, tarihin yazdığı savaşlarda en geriye kalanlar, yani "Düşmanla sonuna kadar dövüşenler". Çekilen ordunun ri'cat hatlarını sağlamak için kendilerini feda edenler ve düşman karşısında kaçmak, çekilmek nedir bilmeyenlerdir. Muhacirler kaybedilmiş ülkelerimizin milli hatıralarıdır. M. Kemal ATATÜRK 17.01.1931

Türk İnsanı Para Gibidir İçine Işık Tut ATATÜRK Yoksa Sahtedir....!
Gudii
Gudii isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 12-02-2009, 10:04 AM   #6
Profil
Gudii
Delü Üye
 
Gudii - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

 
Üyelik tarihi: Mar 2008

Asteroids Champion! Pacman Champion! Tetris Champion! Simon Champion!
Nerden: Denizli

Yaş: 35

Mesajlar: 13,352

Ruh Hali:
Rep Puanı: 37
Rep Derecesi :
Gudii is on a distinguished road

Cinsiyet:
Uye No:21
Gudii - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart

Laparoskopi

Ların boşluğuna tanı veya tedavi amaçlı optik-cerrahi sistemlerle bir ya da fazla delikten girilerek yapılan müdahale.

Larenjit
Ses çıkarmada ana organ olan larenksin iltihabı.

LASIK
Gözün ön tabakasında laser yardımı ile yapılan kırma kusuru tedavisi.

Lavaj
Yıkama. Vücuttaki bazı boşlukların yıkanması işlemi olup yıkanan organın ismi başa getirilerek adlandırılır. Mide lavajı, vajinal lavaj, dış kulak yolu lavajı gibi.

Lavman
Teşhis, tedavi ya da boşaltma maksatlı olarak kalın barsağa makattan sıvı verilmesi işlemi.
Etkili lakin yapılanda nahoş hisler uyandıran bir yöntem... Bir de söylenecek şey, halkımın bu ismi telaffuzda çektiği zoruktur... Yarıya yakın insan lavman demek yerine lavma, lovma ya da lağım demeyi tercih eder ki sonuncusu teknik olarak doğru sayılabilir..

Lenf sistemi
Doku aralığı sıvısının alınarak göğüs boşluğunda ana toplardamara dökülmesini sağlayan kilcal damarlar ve düğümcükler sistemi.

Lenfoma
Lenf sistemi kökenli habis tümörlerin genel ismi.

Lens
Göz merceği. Kırma kusurlarını düzeltmek icin kornea önüne yerleştirilenlere kontakt lens, katarakt operasyonu esnasında göze konanlara göziçi lens denir.

Lepra (cüzzam) Cilt başta olmak üzere sinir dokusu ve diğer organlarda yavaş ilerleyen hasarlara yol açan bir bakteri hastalığı.

Lezyon Travmaya ya da başka bir patolojiye bağlı olşan doku hasarı ya da fonksiyon kaybı.

Libido
Cinsel istek ile alakalı içgüdüsel enerji.
Üzerinde yıllarca konuşulması mümkün bir konu... Türk erkeğinin eşi menendi bulunmaz libidosunun destansı anlatımı zaten binlerce sahife sürer... Erkek muhabbetlerinin temel taşı skor rakamı ve ayarın nasıl verildiğidir... Gerçi bazı kendini bilmez bilim adamları tutup araştırma yapmışlar ve bizim erkek ahalisinin erken boşalma ve haftalık cinsel ilişki sayısı açısından acınacak halde olduğunu tesbit etmişler ama ne gam... Mühim olan yaptığımız kahramanlık değil onu hikaye edişimizdir..
Soru: Erektil disfonksiyon ile libido arasında bağlantı var mıdır, ya da ne şekildedir? (Burak 3.1.2006)
Cevap: Libido olmasına hatta artmış olmasına rağmen erektil disfonksiyon olabilir. Kısacası istek çok, gayret var fekat muzafferiyet yok ise libido var ama ereksiyon olmuyor demektir. Libido yok ise adem oğlu uğraşmamayı yeğler, yer içer ve flatus lar arasında uyur..(dryagci 4.1.2006)


Lipid
Yağların genel adı.

Lipom
Yağlı dokunun iyi huylu tümörü.

Liposuction
Ciltaltındaki fazla yağların özel vakum yöntemleri ile alınması.
Şurası bilinmelidir ki her hal ve şartta şişman kadın daha ucuza gelir.. Durun hemen söylenmeye başlamayın yine antifeminem yaklaşıyoruz diye... Açıklaması var: ülkemin maddi hali düzgün böreksever kadın populasyonunun boş zamanlarında neler yaptığını gözden geçirelim... Birinci adres yosun ve çamur ile adamı zayıflatan ya da incelten dükkanlardır... Bu dükkanlarda çok bilmiş hatunlar bulunur ve müşterilerine nedendir bilinmez "canım" diye hitap ederler... Ayrıca LPG vardır, pasif jimnastik vardır, efendim daha neler neler vardır.. Amma ille de son nokta liposuction olup işin esası yağlı bölgelere dürtülen şiş benzeri boru materyal ile yağların emilmesi esasına dayanır... Etkili bir yöntem olup fiyatı da kallavidir.. Neticede kilolu fakat neşeli olan birisi bu tezgahlardan geçip de parasından olmuş birisinden daha iyidir biline...

Lohusalık
Doğum sonrasındaki 6-8 haftalık dönem.

Lösemi
Kan kanseri. Kan oluşum sisteminin hücrelerinden bir serinin kontrolsüz artması ile oluşan habis hastalık.

LSD
Halusinojen adı verilen hayal gördüren keyif vericilerin en iyi bilineni. Liserjik Asid Dietilamid.

Lumbago
Akut bel ağrılarına verilen genel isim.

Makat
Bkz. Anüs.

Malarya Bkz. Sıtma.

Malformasyon
Oluşum bozukluğu, kusurlu oluş ya da sakatlık.

Malta humması
Bruselloz. Hayvanlardan bulaşabilen, kendine özgü ateş seyri ve diğer belirtileri olan bir bakteri hastalığı.

Mamografi
Memelerin özellikle tümörler açısından radyolojik olarak taranması yöntemi.
Kadın cinsine periyodik işkence, görüntüleme merkezlerine devamlı gelir manasına gelen bir inceleme yöntemidir... Bir yerde mamografinin acısına hazırlık yapabilmek için yapılacaklardan bahsediyordu.. İlk yapılması gerekenin arabanızın bagaj kapağını açmak ve memeleri alt kenardaki kilidin iki yanına koyarak hızlıca kapatmak olduğunu yazmışlardı... Bu acıya dayanan mamografiye de dayanır şeklinde ifade edilmiş olup buna da itiraz edenler vardı.. Karşı çıkanlar damperli kamyon arka kapağında memeleri sıkıştırıp denemek lazım geldiğini ifade ile tezlerini savunuyorlardı... Abarttık elbette... Bilinmesi gereken bu yontemin gerçekte de işe yaradığı ve belli aralıklarla yaptırılırsa ve ultrasonografi ile desteklenirse tanı koymaya yardımcı olduğudur...


Mamoplasti
Memenin cerrahi yöntemlerle yeniden şekillendirilmesi.
Rinoplastiye bulaştık arifim, buna da bulaşmasak olmaz... Burada en önemli ve de çetrefilli konu ; burun pek ortada iken memelerin (genellikle) saklı olmasıdır... Eh o kadar para verilmiş ya da sevgili-koca gönlü yapılmış bunların yapılı ve ne kadar muhkem olduğunu birilerine göstermek lazım... Bunu yaparken birkac yöntem kullanılır ki en bilineni "ay askım düştü göğsüm dışarı fırladı" yöntemidir (teşekkürler Pakize Suda).. İkinci yöntem de dedikodu yahut "diyorlar ki" yöntemi ile memelerin yapılı olduğunun aleme duyurulmasıdır...

Mani
Aşırı uyarılmışlıkla giden duygudurum bozukluğu.

Mantar zehirlenmesi
Doğadaki zehirli mantarların yenmesi ile ortaya çıkan ve basit kusmalardan ölüme kadar gidebilen bir dizi rahatsızlığın ortak adı.
Aslında hiç de komik bir durum değil ama üzerinde durulmaya değer... Kırsal bölge insanının kolay elde edilene düşkünlüğünden mi yoksa benim bir türlü keşfedemediğim lezzet farkından mı bilemiyorum ama yurdumda doğadan mantar toplama sporu pek yaygındır... Tabii kulaktan kulağa oynama misali hangi mantarın zehirsiz olduğu da giderek unutulur ve bilmeden mantar toplayan ailenin tamamının mantar zehirlenmesi ile telef olduğu haberlere konu olur... Burası nasihat mahiyetinde, siz siz olun doğadan mantar toplayıp yemeyin, alemin dolduruşuna gelmeyin...

Marihuana
Esrar.

Mastit
Mememnin özellikle emzirme döneminde görülen ve bakterilerle oluşan iltihabı.

Mastürbasyon
Görsel işitsel uyarılar ve/veya erotik fantaziler eşliğinde kişinin kendi kendini tatmin etmesi.
Eski yayınlarda el ile istimnaın envaı (elle tatminin çeşitleri) başlığı altında incelenen bu durumdan genellikle üstünkörü bahsedilerek geçilmiş ve dahi umumiyetle muzır (zararlı) birşey olduğundan söz edilmiştir... Özellikle fazla masturbasyon yapanlarin verem olacakları, zayıflayacakları, gözlerinin kör olacağı , işlerinde ve derslerinde başarısız olacakları gibi ispatlanamamış savlar bu işi sevenleri işlerine fazlaca bağlamıştır.
Hoşuma giden bir anı: İsmini vermesek doğru olacak bir şairimizin gençlik döneminde masturbasyon aleyhine birçok yayın olduğundan bahisle, günün birinde bir yabancı makalede zararsız olduğunu okuyup çocuklar gibi sevinmesi ve eşe dosta "bakın işte zararı yokmuş" diye ilan etmesidir...
Yine Orhan Pamuk'un "padişah efendimizin otuzbirci maymunları" şeklinde belirttiği benzetme de hoş ve keyif vericidir... Öyle ya; padişah maymunu olmak ne rahat olmalıdır ki sabah akşam istimnadan başka yapacak pek bir iş te yoktur...
Biliyorum aşağıdaki şekli ergenlik maddesinde de kullandım... Malumunuz mevzu ile alakalı rekorların kırıldığı dönem ergenliktir.


Mazoşizm
Fiziksel ya da psikolojik acıdan (işkenceden) zevk alma hali.

Megalomani
Kişinin kendi düşünsel ve bedeni yeteneklerine aşırı değer vermesi ve kendini büyük görmesi hali.
Şimdilerde kendi halinde efendiden bir profesör olan sınıf arkadaşımızı hatırladım... Bir kaç aklıevvel arkadaş fakülte son sınıfta kendisini sıkıştırmıştık ve "sen megalomansın oğlum" şeklinde nazik olmayan bir şekilde suçlamıştık... Bize kızıp birkaç gün küsmüş, aramıza döndüğünde "düşündüm de söylediğinizin mega kısmı doğru, ben gerçekten büyüğüm" demişti..

Melanin
Deride, gözün ağ tabakasında ve saçta bulunan koyu renkli boya maddesi.

Melankoli
Bulunulan duruma göre aşırı bir hüzün olması ile kendini gösteren duygulanım bozukluğu. Ağır depresyonun eski kullanım şekli.
Meme İnsanda göğüs kafesi üzerinde bulunan, kadında süt verme işlevi için özelleşmiş, erkekte fonksiyon yapmayan iki adet organ.

Menenjit
Beyin zarı iltihabı.

Menopoz
(Ayrıca Bkz.Adet) Kadında cinsel erginlik döneminin sona ermesi. Adetten kesilme.

Menstruasyon
Bkz. Adet.

Metabolizma
Organizmadaki kimyasal ve fiziksel olayların tümünün toplamı. Metabolizma olayları yapım-oluşum içeriyorsa "anabolizma", bozunum-yıkım içeriyorsa "katabolizma" adını alırlar.
Metabolizma muhabbeti de epey su kaldıran bir konudur.. Okumuş yazmış tombul elemanların tamamı kendi metabolizmalarını suçlayarak bahane bulmaya çalışırlar... Bir çoğu da ikna kabiliyeti yüksek ve zeki ademler-hatunlar olduğundan çevrelerini de ikna ederler... "Su içsem yarıyor" lafının modernize hali "metabolizmam yavaş" olarak ortaya çıkmıştır ki belli başlı hastalıklar dışında külliyen hikayedir..
Metastaz Kanserli dokunun köken aldığı dokudan uzak bölgelere sıçraması hali.

Mide
Ağızda başlayıp anüste biten sindirim kanalının yemek borusu ile oniki parmak barsağı arasında kalan ve öğütme işleminin çoğunu yapan en geniş kısmı.
Mide üzerine yapılan bayat espri ve söylenen deyimin de haddi hesabı yoktur... Midesi kalkmak tan tutun da geniş mideli ya da midesiz terimlerine kadar söylenecek şey çoktur... Benim mide konusunda söyleyeceğim şey ilk ergenlik dönemindeki midesiz hallerimi deli gibi özlediğimdir... Bilinen şeydir o dönemde ergen yaratıkları tatlı üzerine ekmek içi zeytinyağlı dolma yeyip, dondurma ile devam ederler ve üzerine de mutlaka çerez ya da gofret atıştırırlar ve midelerine birşey de olmaz.

Migren
Periyodik başağrılarının bir grubuna verilen isim.
Başağrısının semptomdan çok bir mesaj olduğu düşünülürse migren de bu grup içerisinde önemli bir yer tutar... Seksten kaçmak için basit başağrısının bahane olduğu düşünülürse migren gibi çetrefil bir başağrısı katmerli bir sebep olur... Burada temel ihtiyaç başağrılarınıza migren diyecek bir doktorun bulunmasıdır ki hastanın anlattıklarını dinlemeyen doktor sayısının fazlalığı sebebiyle bu da gayet kolaydır... Başınızın yarısının aralıklarla ağrıdığını söylersiniz... Doktor migren der... Rahat edersiniz...İyi geceler..

Mikrop
Mikroskop ile görülebilen ve özellikle de hastalığa sebep olabilen hayat birimlerinin ortak adı.
Hastalık amillerine verilen ismin gündelik kullanımda sevimlilik belirtmede işe yaraması ilginçtir... Yaramaz çocuklardan gülümseyerek söz eden anneler yavrularının "çok mikrop" olduğunu anlatırlar... Komik birisini ifade için "ne mikrop herif" denir... Ya da en güzeli, seks imalı espri yapan delikanlıya yeni çıkmaya başladığı kız arkadaşı "mikropsuuun" deyip omuzuna yumruk atarsa işler iyiye gidiyor demektir... Ben sevimli hitaplardan "hayvan" denmesini tercih edenlerdenim ama "mikrop" denilmesini isteyen adem sayısı daha fazladır...

Miyopluk
Gözün ön-arka çapının artması sebebiyle uzağı görememe şeklinde ortaya çıkan görme kusuru.
Bayat espri yapmak için kullanılan bir tıbbi terim olmakla ünlenmiştir.. Siyasi miyopluk tan tutun ekonomik miyopluğa ve stratejik miyopluğa kadar bir dünya yerde kullanılır.. Pek gülünmez... Zaten kullananlar da karşısındakine küfür etmek yerine kullandıklarından gülünmesini beklememektedirler...
Tescilli miyopluğun bir faydası da görmezden gelme kolaylığıdır... Görmedim, yahut seçemedim dersiniz kimse ağzını açıp laf edemez... (fikir: wahşi)

Mongolizm
Zeka geriliği ile bazı bedeni kusurların birarada görüldüğü bir kromozom hastalığı.

Muayenehane
Hekimlerin hastalarını kabul ettiği özel daire ya da bölüm.
Doktoru altın hastaneye koymuşlar da yine "aah muayenehanem" demiş. (espri: Erkut Attar)
Doktorların, kendilerini psikolojik olarak daha iyi hisetmeleri sebebi ile, hastalara daha iyi davrandıkları yer.(espri:drage)

Mutluluk çubuğu Bkz. Penil protez.

Müsekkin
Yatıştırıcı ilaçların ortak adı.

Müshil
Dışkının cıvıklaşarak dışarıya boşaltılmasına yarayan ilaçlar. Her dışkıya çıkartıcı ilaç müshil olarak kabul edilmemelidir. Eski hekimlerin ayrımında dışkıyı yumuşatıp çıkmasını kolaylaştıran ilaçlara "müleyyin" , barsağın tamamını boşaltanlara da müshil denirdi.
Eh bu terminolojiye girdik devamını da getirelim... Sertleşmiş dışkının çıkarılmasındaki zorluğa "kabz" denmekle, bu aynı zamanda tutmak manasına gelmektedir... Dışkının kolayca çıkan ve fazla şekilli olmayanına da "mülayim" denmektedir... Müleyyin lafı da yumuşatan, yani mülayemet veren anlamındadır...

Nabız
Kalbin kasılması ile ortaya çıkan kan pompalanması hadisesinin yaptığı basınç dalgasının atardamarlarda hissedilmesi ya da gözle görülmesi.

Narkoz
Bkz. Anastezi.

Narsizm
Kendi kendini aşırı sevmek. Kendine hayran olmak.
Çok da fena bir durum değil.. Öyle ya kendine hayran olan, otomatik olarak başkalarının da kendisine hayran olacağını düşünür...Bu hayranlığın devamı için de kozmetik ve tıbbi girişimlerin yardımına ihtiyaç duyar... Ekonomik aktivitenin artmasına yardımcı olur...

Nasır
Derinin dıştaki kuru sert tabakasının uzun süreli sürtünme ya da basınç ile kabuksu-boynuzsu hal alması.

Nefrit
Böbreğin iç yapısındaki iltihabi süreçlerin yaptığı hastalıkların genel adı.

Nefroloji
Tıbbın böbreklerin işlevsel hastalıklarını inceleyen dalı.

Nekrofili
Ölüsevicilik.

Neşter
Bkz. Bisturi.

Nevralji
His sinirlerinin dağılım alanlarında hissedilen ağrılar.

Nevrol
Cemal Muhterem hocam, "Nevrol Cemal" adlı müstahzar hakkında bir maddeye ihtiyaç olduğu kanaatindeyim zannediyorum. Bu eksiği en kısa zamanda doldurursanız, biz de müstefid oluruz. Haddizatında internette ararsanız, Nevrol Cemal'in ne olduğunu anlatan bir metin bulamazsınız. Baki salamlar efendim.(Ferhan Baba)
Teskin edici olduğu iddia edilen nane tadında alkol bazlı bir sıvı ilaç olup faydası kendinden menkul olmakla beraber ayılan bayılan taifesinde bir zamanlar bolca kullanılmıştır. Daha ileri bilgi sahibi olanlardan bekleriz efendim. (Dr.Yağcı)

Nezle
Burun mukozasının iltihabının ön planda olduğu virus enfeksiyonu.

Nöroloji
Asabiye. Sinir sistemi hastalıkları ile ilgili tıp dalı.

Nöroşirürji
Beyin ve sinir cerrahisi. Sinir sistemi rahatsızlıklarının cerrahi yöntemlerle sağaltılmasını amaçlayan cerrahi bilim dalı.

Obezite
Kişinin boyuna göre belli limitlerin üzerinde kilolu olması hali. Aşırı şişmanlık.
Son yıllarda obezlere layık görülen muamele sonrasında bu insanlar birleşip örgütlenseler ve topluma savaş açsalar haklarıdır... Aşırı kilolu olanların televizyonlarda öcü gibi gösterilmesinden tutun da gözümüze sokulan diyetlere kadar herşey bu isyanı haklı kılıyor... Hele de çok mütenasip vücutlu bir takım diyet-metabolizma uzmanlarının boy boy ve ille de "ben ne kadar sıhhatliyim" diye bağıran fotoğraflarına bakmak bulantı uyandırıyor... Zararlı değil demek haddimize değil ama herşeyin günahının kilolara yüklenmesi de acımasızlık...

Obsesyon
Kafadan atılamayan sabit fikirler. Saplantı.

Odiyoloji
Duyma ölçümleri ile ilgili dal.

Odiyometri
İşitme ölçümü işlemi.

Oftalmoloji
Göz sağlığı ve hastalıkları ile uğraşan tıp dalı.

Oftalmoskop
Göz içi ve göz dibi muayenesinde kullanılan alet.

Oksiyür
Bkz. Kıl Kurdu.

Omurga
Bedenin dik durmasını sağlayan birbiride kıkırdak dokular ve bağlarla tutunan, içerisinden omurilik geçen kısa kalın kemiklerden oluşan yapı.

Omurilik
Omurga kemikleri arasından geçen kanal içinde bulunan ve merkezi sinir sisteminin uç kısmını oluşturan, sinir liflerinden meydana gelen kısım.

Onkoloji
Habis tümörlerin tanı ve tedavisi ile ilgili tıp disiplini.

Operasyon
Ameliyat, cerrahi müdahale.
ORGANLARLA ALAKALI DEYİMLER VE KÜFÜRLER
Aklıma ilk elde gelenleri yazdım.. ilaveler sizden...
1. Kabız olmak 2. ülser olmak 3. fıtık olmak 4. ciğeri beş para etmemek 5. dalaksız olmak 6. yüreksiz olmak 7. mangal gibi yüreği olmak 9. göbeği çatlamak 10. kafası atmak 11. yüreği şişmek 12. karnı almamak 13. midesi geniş olmak 14. kulağı delik olmak 15. gözü açık olmak 16. gözünden tanımak 17. kıçı tutmamak 18. bileği kuvvetli olmak. 19.Kafası almamak (hesapçı), 20. burnunun dikine gitmek(hesapçı)

Orşit
Testis iltihabı.

Ortopedi
Vücudun hareketini ve duruşunu sağlayan kemik kas ve bağ dokusundan oluşan lokomotor sistemin sağlığı ve hastalıkları ile ilgili tıp dalı.

Osteomiyelit
Kemik ve iligin birarada olan iltihabı.

Osteoporoz
Kemiklerde kalsiyum tuzlarının birim hacimde olması gereken miktarın altında olması. Kemik erimesi.

Otit
Kulak iltihabı.

Otizm
Duygusal ve sosyal ilişkilerde kısıtlılık ve zorluk, dilin gelişiminde gecikme ve problemler, kısıtlı ilgi alanı ve garip tekrarlayıcı davranışlarla karakterize bir hastalık. Pek çok alt tipi olduğundan tanı konması zordur.

Otopsi
Bedenin ölüm sonrası iç organlar ve vücut boşlukları dahil olmak üzere incelenmesi.

Otoskleroz
Kulaktaki hareketli kemikciklerin arasındaki eklemlerde ortaya çıkan hareket bozukluğu. Kulak kemikçikleri kireçlenmesi.

Ödem
Dokularda hücreler arası kısımda normalden fazla sıvı toplanması. Ödemler kalp, karaciğer ve böbrek hastalıklarında olduğu gibi genel sebeplere bağlı yaygın ödemler şeklinde olabildiği gibi travma ve enfeksiyonlara bağlı olarak lokal ödemler de görülebilir.

Ödipus kompleksi
Erkek çocuğun anneye duyduğu yakınlık sebebiyle baba düşmanlığı ve buna bağlı kompleks ruhsal olaylar zinciri.

Öfori
Olması gerekenden fazla bir iyilik ya da uyarılma hali. Patolojik mutluluk.

Öksürük
Gırtlak kapakçığı kapalıyken karın kasları, diyafram ve solunum kaslarının kasılması ve kapakçığın ani açılması ile havanın yüksek hızda ve sesli olarak dışarı atılması.

Östaki borusu
Orta kulak ile boğaz arasında orta kulağın basıncını düzenlemeye yarayan geçit.

Östrojen
Yumurtalıklardan salgılanan ve kadında dış cinsiyet belirteçlerinin (memeler, cinsel organ ve vücuttaki özel yağ dağılımı) gelişmesini sağlayan temel kadınlık hormonu.

Ötanazi
Kişinin kendi isteği ile hayatına son verilmesi. Yasal olmayan ve üzerinde tartışmalar devam eden bu konu daha çok tedavisi mümkün olmayan ve hastanın aşırı ızdırabı olan ölümcül hastalıklarda gündeme gelmektedir.
Pace-maker Kalp pili. Kalbin ritim bozukluklarında ihtiyaca göre değişen yahut sabit aralıklı elektriksel uyarıyı kalbe vererek suni kasılma yapan cihaz.

Palpitasyon
Kişinin kendi kalp atışlaını hissetmesi hali. Taşikardi yani kalbin normalden hızlı atması durumu ile beraber de olabilir ancak şart değildir.

Panik bozukluk
Panik atak olarak da bilinen bu durum çarpıntı,terleme, başdönmesi, boğulma hissi, çıldırma korkusu, ölüm korkusu, kendini kaybetme hissi, ürperme, bulantı gibi birçok belirtinin tamamının ya da çoğunun birarada olduğu rahatsız edici bir haldir. Panik atak olarak meşhurdur.

Pankreas
Karın boşluğunun arka duvarında üst kısmında bulunan, karaciğer, dalak ve safra kesesi ile oniki parmak barsağı komşuluğundaki salgı organı. Pankreas bir yandan sindirim enzimleri imal eder ve bunlar safra sıvısı ile beraber barsağa dökülürler. Bir yandan da başta insülin olmak üzere kan şekerinin düzenlenmesinde rol alan hormonları salgılar.

Pansuman
Yara bakımı ve tedavisi için kullanılan materyallerle birlikte olsun ya da olmasın bir yara veya harabiyete uğramış vücut kısmı üzerine konan mikropsuz (steril) örtü.

Papillom
Deri yüzeyinden çıkıntı yapan ve "et beni" de denen iyi huylu cilt tümörleri.

Paralizi
Felç. Bir bölgenin , bir vücut yarımının, bir organın hareket ya da duyusal yönden iptali.

Paramedikal
Tıpla direkt ilgili olmayan.

Paranoya
Paranoid bozukluk da denilen bu durum, şizofrenilerde görülenler gibi tamamen mantıkdışı olmayan sistematik hezeyanların kişinin ruhsal yapısını etkilemesi halidir. Aldatılma, takip, kötülük yapılma, kendisine aşık olunma gibi hezeyanların sistematize edilmiş şeklidir.

Paratiroid
Tiroid bezi üzerinde , aynı bağdokusu kılıfı içinde ikisi üstte ikisi altta yer alan ve kalsiyum metabolizmasında rol oynayan dört adet salgı bezi.

Parazit
Asalak. Vücutta olması gerekmeyen ve beklenmeyen ve vücut aleyhine çalışan bakteriler ile diğer tek hücreli ya da çok hücreli yaşam birimleri.
Parkinson hastalığı Beyin tabanındaki bazı hücre topluluklarında yavaş ilerleyen hasar neticesinde ortaya çıkan, titreme, hareketlerde yavaşlama, mimiksizlik ile kendini belli eden, özellikle yaşlılarda görülen klinik tablo.

Parotis
bezi Kulak altı tükrük bezi.

Parotitis
(Bkz. Kabakulak) -

Patoloji
Hastalıkların ve normalden sapmaların dokularda meydana getirdiği değişimleri inceleyen bilim dalı.

Patolojik
Hastalıklı. Normal olmayan.

Pediatri
Çocuk hastalıkları ile ilgili tıp dalı.

Penil protez
Ereksiyon olamayan erkeklerde diğer yöntemlerin işe yaramaması üzerine penis içine takılan ve şişirilebilir özellikte olan ince uzun aparat. Mutluluk çubuğu.
İnsanoğlunun erkek olarak adlandırılan kısmının hayatı 12-13 yaşından itibaren ereksiyon etrafında döner... İlk konuşulanlar orta ikinci sınıf civarında kiminkinin ereksiyon olduğu kiminkinin olmadığı üzerinedir... İlerleyen yaşla birlikte araya evlilik vesair durumlar girip kişiler bu konuda suskunlaşırlar... Ömrün sonbaharı yaklaştığında bedenen yumuşamalar gerçekleşip, yumuşayan kısımların eski hallerine hiç dnememesi durumları olunca da envai çeşit yöntem denenir... Bu yöntemlerden en sonra denenmesi gereken ve ille de mutluluk vereni penil protez takılmasıdır... Efendim sabit ayarda olandan, pompalılarına birçok çeşidi olan bu aparatların fiyatları da çok değişkendir... Öğüdümüz 45 yaşından itibaren her ay belli miktar paranın ahir ömürdeki bu operasyon için ayrılmasıdır...

Penis
Erkek cinsel organı.

Penisilin
Penicillum notatum adlı küf mantarından elde edilen, antibakteriyel etkisi 1929 senesinde anlaşılmasına karşın ilk olarak 1940 senesinde kullanılacak saflığa getirilebilen ve enfeksiyon tedavisinde çağ açan antibiyotik.

Perhiz
Herhangi bir hastalıktan dolayı veya kilo fazlalığı ya da azlığı sebebiyle belli gıdalardan oluşan yiyecek listesi. Diyet.
Bir alem, ayrı bir dünya...Diyet yapanlar ve yaptıranlar dünyası... Bu işten nemalananlar, bile bile lades şeklinde diyetisyenlere gidenler, bu konudaki kitapları yalayıp yutanlar... Bu dünyanın fertlerinin yüzlerinde diğer insanlardan farklı bir ışık vardır.. Önceleri bunu ayırd edemezdim... Sonradan anladım ki bu konuda kitap yazanlar ya da gazete köşesi işgal edenlerin yüzlerindeki ışıldama "ulan ne ballı işmiş, salla salla ipe diz elalem ne biçim inanıyor, dünyalık da bu arada doğruluyor" cümlesinden imiş... Diyet yapanların yüzlerindeki ışık ise " şükür olsun aç kalma derdimiz yok, hatta kıldan tüyden risalelere, habire adam pohpohlayan diyet merkezlerine verecek paramız var" diyesilerindenmiş...

Perikardit
Kalbi saran ve iki yaprak halinde olan perikard isimli zarın iltihabı.

Periton
Karın boşluğunun duvarlarını kaplayan ve iç organların üzerini de örten karın içi ıslak zarı.

Perthes Hastalığı
Uyluk kemiği baş kısmının sebepsiz olarak özelliğini kaybedip dejenere olmasına bağlı rahatsızlık. Aseptik femur başı nekrozu.

Pıhtılaşma
Damar dışına çıkan kanın fibrin adlı maddenin olşumu ile akışkanlığını kaybedip pelte haline gelmesi.

Pişik
Isı, kimyasal tahriş ediciler, sürtünme gibi sebeplerle oluşan kızarık, kaşıntılı ancak cilt devamlılığını bozmayan durum.

Pitriazis roza
Sebebi bilinmeyen, ciltte kırmızı ve kaşıntılı olabilen döküntüler ile giden, genellikle tedavisiz olarak birkaç aylık sürede iyileşen dri rahatsızlığı. Gül hastalığı.
Hatırlatan: Özgür Artan
Ve hatirlatma notu: Hocam bi de Pitriasis Rosea var (Fikrimin ince gülü) onu ekleyelim diyecektim. Üfürükçüler arasındaki adı "Daş Gütnesi". Lezyonların üzerini tuzla ovarak okuduklarını üflerler.

Plasebo
Şekil olarak birlikte verildiği ilaca tam benzeyen ancak içinde etken madde bulunmayan, ilaç etkilerini değerlendirmede kullanılan sahte preparatlar.

Plastik ve rekonstrüktif
cerrahi Fiziksel fonksiyon bozukluklarının düzeltilmesini , kazalar, hastalıklar, doğuştan gelen kusur ve bozuklukların azaltılmasını amaçlayan bir girişimsel tıp uzmanlık dalı.

Plazma
Kanın biçimli kısmı (hücreleri) dışında kalan sıvı bölümü.

Plörezi
Zatülcenp. Akciğer zarının iltihabı.

Pnömoni
(Bkz. Zatürre) -

Polip
Organların ya da vücut boşluklarının yüzeyini kaplayan mukozadan kaynak alan saplı, mantarsı iyi huylu tümörler.

Pozoloji
Bir ilacın dozu, kullanma aralıkları, süresinin belirtildiği tarif yazısı.

Prematüre
Anne karnındaki normal suresini geçirmeden dünyaya gelen. Miad öncesi doğan.

Priapism -
Prostat
Erkekte mesanenin altında ve idrar yolunun başlangıcında yer alan, meni oluşumunda rolü olan salgı bezi.
Zor dostum zor... Gerçekte büyük bir prostat ile işemek ciddi ciddi zor iştir... Her adem kişide bulunan, kronolojik büyüme ile paralel büyüyen bu bez ahir ömürde ille de müdahale edilmesi gereken bir nokta olarak erkeğin önemli dertlerindendir... Bir de prostata müdahale ile cinselliğin biteceği düşüncesi yaygındır ki insanımız birkaç atımlık daha idare etsin bakalım diyerek doktora gitmeyi geciktirdikçe geciktirir...

Prostatit
Prostat bezinin iltihabı.
Bu da hekimle sırdaş olunan hastalıklardandır.. Özellikle hastası ile çabuk samimi olan hekimlerin ilk tepkisi "hocam sen bir halt yemişsin" şeklindedir... Az dertli ama zor iyileşen bir durum olarak üroloji uzmanlarına faydası çokçadır...

Psikanaliz
Freud tarafından psikiyatrik tedavide kullanılmaya başlanmış ve halen tanı ve tedavide kullanılan yöntem. Yöntemin esası bilinçaltına ulaşıp, oraları keşfedip sorunları derinlere inerek yerinde çözümlemeye ve çözünce de o sorunun çok daha az acı vermesine dayanır.

Psikiyatri
Ruhbilim. Ruhsal hastalıkların tanısı ve gerek ilaçlarla gerek de terapi yöntemleri ile sağaltımını amaç edinen bilim dalı.

Psikoz
Şahsın kişiliğinde derin bozukluklara yol açan ciddi ruhsal rahatsızlık.

Psoriasis
Bkz. Sedef Hastalığı.

Püstül Ciltte içinde cerahat bulunan kabarık lezyonlar.
__________________
Muhacir diye küçümsenenler, tarihin yazdığı savaşlarda en geriye kalanlar, yani "Düşmanla sonuna kadar dövüşenler". Çekilen ordunun ri'cat hatlarını sağlamak için kendilerini feda edenler ve düşman karşısında kaçmak, çekilmek nedir bilmeyenlerdir. Muhacirler kaybedilmiş ülkelerimizin milli hatıralarıdır. M. Kemal ATATÜRK 17.01.1931

Türk İnsanı Para Gibidir İçine Işık Tut ATATÜRK Yoksa Sahtedir....!
Gudii
Gudii isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 12-02-2009, 10:05 AM   #7
Profil
Gudii
Delü Üye
 
Gudii - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

 
Üyelik tarihi: Mar 2008

Asteroids Champion! Pacman Champion! Tetris Champion! Simon Champion!
Nerden: Denizli

Yaş: 35

Mesajlar: 13,352

Ruh Hali:
Rep Puanı: 37
Rep Derecesi :
Gudii is on a distinguished road

Cinsiyet:
Uye No:21
Gudii - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart

Rabies Bkz. Kuduz.

Radyasyon
Enerjinin bir boşlukta ya da belirli bir madde ortamında ses yahut elektromanyetik dalgalar biçiminde yayılması. Işınım.

Radyasyon hastalığı
Belli dozun üzerinde ışına maruz kalma sonucunda ortaya çıkan, vücudun çeşitli sistemlerini etkileyen ve kısa, orta uzun vadede çeşitli belirtilere sebep olan rahatsızlık.

Radyoaktif
Işıma özelliğine sahip. Radyasyon yayan.

Radyoloji
X ışınları, ses dalgaları ve benzeri fizik yöntemleri kullanarak görüntülemeyle tanı hizmeti veren tıp dalı.

Radyoterapi
Habis tümörlerin ışınlama yöntemi ile tedavisi.

Rahim
Uterus. Dölyatağı. Döllenmiş yumurtanın yuvalanarak dış ortama uyum sağlayabilecek bir erginliğe kadar geldiği kadın organı.

Raşitizm
Bebeklik ve çocukluk çağlarında D vitamini eksikliğine bağlı oluşan kemik gelişim bozukluğu ve bunun sonrasında gelişen deformitelerin meydana getirdiği tablo.

Reanimasyon
Yeniden canlandırma. Durmuş ya da ileri derecede bozulmuş yaşamsal işlevleri geri getirme için yapılan çalışmaların tümü.
Refleks Bazı uyarıların bilişsel olarak farkedilmeden oluşturdukları otomatik ve hep birbirinin aynı olan hareketler ya da tepkiler.

Rehabilitasyon
Kişinin doğuştan veya sonradan, herhangi bir nedenle oluşan kalıcı veya geçici yetersizliklerinin, kaybedilmiş bazen de limitlenmiş olan fonksiyonel kapasitesinin belirlenerek tedavi edilmesi, psikolojik sosyal ve mesleki açıdan da desteklenerek günlük yaşamda bağımsız duruma gelmesini sağlamak için yapılan işler bütünü.

Retina
Gözün en iç kısmındaki ağ tabakaya verilen isim.

RİA
Gebelikten korunma amaçlı konulan Rahim İçi Araç. Spiral.

Rinit
Burun boşluklarını döşeyen mukozanın iltihabı.

Rinoplasti
Estetik ya da işlevsel bozuklukları düzeltme amaçlı olarak buruna uygulanan düzeltici cerrahi girişimlerin genel adı.
Bulaşmasak olmaz. Dişi zevatın neredeyse tamamı burunlarına bir cerrahi müdahale yapılması peşindedirler... Müşterinin bu kadar çok olması elbetteki bu işi yapacak aday sayısında da bir patlamaya sebep olur... Öyle ki burun düzeltme işi pazarında satıcı sayısı gün be gün artarken, bu rekabet fiyatların giderek düşmesine, lakin etrafta gezen acaip burunlu dişi kişilerin de mebzül miktarlara ulaşmasına sebep olmaktadır... Buruna müdahale edilen kişilerde birtakım gruplar vardır ki bunların başında " valla estetik değil emin ol nefes alamıyordum" cular gelir... Daha sonraki zamanlarda estetik yaptırma ihtimalini seven karşısındaki diğer eleman da "haklısın şekerim zaten belli bile olmuyor" şeklinde yemiş görünerek kendisine yol açar... Bir diğer grup bıçağı keskin lakin görme yetisi ya da güzellik kaygısı az olan zanaatkarın eline düşenlerdir ki ipince burun uçları, çizgi gibi burun delikleri ve dahi gerilmiş üst dudakları ile dörtyüz metreden farkedilirler... Tabii bir zamanların zenginlik alameti olan rinoplasti şimdilerde 18 yaş ile 50 yaş arası kişilere adeta mecburi uygulandığından bu ince burun nadidelerin eski havaları da kalmamıştır... Bir başka konu da burnu aşırı güzelleşen insanın diğer vücut bölümlerini beğenmemesi ve her defasında başka bir yeri için bıçak altına yatmaya uğraşmasıdır.. Bu durum da mafya ya girenin bir daha çıkamaması gibi bir kere burnunu elletenin kalça estetiği olmadan bu alemden kurtulamayacağı manasına gelir...

Romatoloji
Romatizmal hastalıkların incelendiği tıp dalı.

Sabin Aşısı
Poliomyelit (çocuk felci) hastalığından korunmak için uygulanan ve ağızdan alınan aşı.

Sadizm
Başkalarına fizik ya da ruhsal acı vererek cinsel haz duyma.

Sadomazoşizm
Acı vererek cinsel zevk alma ve acı duyarak haz almanın birleşimini anlatan terim.

Safra
Karaciğerden salgılanan, sarımsı yeşil renkte, içeriğinde öncelikle safra asitleri, bazı atık maddeler ve kan hücreleri metabolizmasının artık maddeleri bulunan özel sıvı.

Safra Kesesi
Karaciğerin alt kısmında bulunan, safra sıvısının toplandığı ve yoğunlaştığı ve sindirim işlemi ile senkronize olarak kasılıp içeriğini barsağa boşaltan kese biçimli organ.

Safra taşları
Genellikle kese içinde, safra kesesi alınmış olanlarda da nadiren safra yollarında oluşan taşlardır. Bunların çoğu kolesterol bileşiklerinin çökeltileri olup daha az vakada da pigment taşları denen oluşumlar görülür. Taşlı kesenin önemi sindirim işlevine yardımcı olmada zorlanması ve taşın ana safra yoluna düşerek tıkanma sarılığı yapabilmesindedir.

Sağırlık
İleri derecedeki işitme kaybı. Hiç duyamama ya da çok az duyabilme.

Salmonella
Tifo ve paratifo hastalıklarının da etkeni olan bir grup bakteriye verilen isim.

Saman nezlesi
Havayla solunan ve allerji yapan parçacıklara karşı gelişen allerjik burun yangılarının genel ismi. Genel kanaatin aksine saman bu olaya sebep olmaz çiçektozlarının sebep olması daha akla yatkındır.

Sanatoryum
Verem tedavisi için özelleşmiş hastane.

Sara Bkz.
Epilepsi.

Sarılık
Kırmızı kan hücrelerinin yıkımından ortaya çıkan ve karaciğerde metabolizması süregiden bilirübin adlı sarı maddenin çeşitli sebeplerle kanda birikmesi ve ardından göz akları ile cildin sarı renge boyanması hali. Sarılıklar karaciğer hücre hasarından, kan hücrelerinin aşırı yıkımından ve safra yollarının taş, tümör gibi sebeplerle tıkanmasından dolayı ortaya çıkabilirler.

Sarkoidoz
Lenf düğümleri, akciğerler, karaciğer, deri ve diğer dokuları etkileyen pütürlü bir iltihabi durumu içeren bir hastalık. Sebebi bilinmemektedir.
Sedef Hastalığı Ciltte kızarıklık, pullanmalar ve çatlamalarla giden, sebebi bilinmeyen, stress ve çevresel faktörlerle alevlenebilen, müzmin bir cilt hastalığı.
S
edimantasyon
Pıhtılaşması engellenmiş kanda alyuvarların birim zamandaki dibe çökme hızı.

Sellülit
1. Cildin bağ ve yağ dokularını etkileyen iltihabi süreç. 2.Dengesiz beslenme, hareketsizlik ve kalıtsal nedenlerden dolayı ciltte ortaya çıkan, derinin alt tabakalarında yağ dokusunun hemen çevresinde oluşan ve derinin üstünde portakal kabuğu görüntüsü bırakan ilerleyici rahatsızlık.
Çalış çalış ne fayda durumlarından birisi daha... Kadın cinsinin ciltaltı yağ dokusunun özelliğinden olsa gerek hele de biraz kilolu olanlarda mutlaka göze çarpar... Faydası tartışılır çeşitli tedaviler öncelikle yapanların dünyalığını doğrultmasına yarar... Tedavi olanlar ise şlk günlerde ümitli olup devam eden aylar içinde giderek ümitlerini yitirirler ki en azından bir sonraki sellülit tedavisi furyasına biraz daha akıllanmış olarak girsinler...

Semptom
Bir hastalığa eşlik eden ya da hastalığın göstergesi olan belirti.
Sendrom Bir hastalığı ya da rahatsızlığı işaret eden belirti ya da bulgular topluluğu.

Sepsis
Kan yolu ile bütün vücuda yayılan enfeksiyon.

Seroloji
Kandaki antijen-antikor reaksiyonları nın tanıda kullanılması ile ilgili bilim.

Sezeryan
Miadına gelmiş bebeğin, normal vaginal yoldan değil de karın duvarı alt kısmına açılan kesiden dışarı alınması işlemi. sectio caesaria.

Sfigmomanometre
Kan basıncını ölçmeye yarayan cihaz. Tansiyon aleti.

Sıtma
Hastalık yapıcı bir grup parazit olan plazmodiumların, anofel sivrisineklerinin dişileriyle insana bulaşan akut, ateşli bir hastalık. Hastalığın en bariz belirtisi olan, titremeyle yükselen ateş plazmodiumun çeşidine göre değişik aralıklarla olur. Teşhisi kolay, tedavisi ve korunması mümkündür.

Sifiliz Bkz.
Frengi.

Siğil
Derinin üst tabakasına veya mukozaya yerleşen Human Papillomavirüs olarak bilinen bir virüse ait infeksiyonlar . Siğillerin şekli bulunduğu bölgeye veya tipine göre değişmekle beraber, genellikle deriyle aynı renkte, kabarık, nasırımsı sert görünümdedirler.

Sindirim sistemi
Ağızdan alınan besinlerin, parçalanma, belli kıvama sokulma, emilebilecek hale getirilme, emilme ve daha sonra sıvı kısmınım alınarak posasının dışarı atılma işlemini yapan ve ağızdan başlayıp makatta biten boru şekilli sistem. Karaciğer, safra kesesi, pankreas da bu sistemin eklentileridir.
Nasıl ki ademoğlu çeşit çeşittir, sindirim sistemleri de bir o kadar çeşit... Kimi gün muhallebiyi öğütemeyen işkembelerimiz kimi gün çiğ köfte tabağına takla attırır.. Bir kısım hekimin düşüncesi bunun psikolojik durumla alakalı olduğu yönündedir... Bir de evladu iyalin hal ve hareketini, aşiyanın kalleşliğini, iş arkadaşlarının aymazlığını sindirememek vardır ki konumuzla alakalı olmasa da gerçek vakıadır...

Sinir sistemi
Beyin, beyincik, omurilik soğanı ve omurilikten oluşan merkezi sinir sistemi ve bunların uzantılarından oluşan periferik sinirler ile istemsiz çalışan otonom sinir sisteminin geneline verilen ad.
Sintigrafi Vücuda radyoaktif izotop verilerek organların durumları ve fonksiyonları hakkında bilgi edinilmesini sağlayan tanı yöntemi.

Sinüzit
Yüz kemikleri ve kafa tabanındaki kemiklerde bulunan, solunum sisteminin burunkısmına açılan boşlukların iltihabı.

Siroz
Karaciğerin virüsler ya da alkol gibi zararlı maddeler sebebiyle yineleyen hücre ölümü, halka biçiminde bağdoku artışı ve yumrular biçiminde doku yenilenmesi ile lkendini belli eden kronik haraplanma süreci.

Sistit
İdrar kesesi nin çeşitli sebeplerle olabilen yangısı.

Sivilce
Genellikle yüzü, omuzları, göğsü ve sırtı etkileyen, siyah ve beyaz noktalar, iltihaplı kızarıklıklar şeklinde görülen iltihaplı bir cilt-ciltaltı lezyonları.

Siyatik
Belden başlayıp bacak boyunca dallara da ayrılarak giden kalın sinir. Yanlış olarak bu sinirin hislendirdiği bölgenin ağrılarına siyatik denmekte olup doğrusu siyataljidir.
Çocukluğum boyunca yaşlı ademlerden, tombul teyzelerden en çok duyduğum yakınmalardan birisi "siyatiklerim azdı, bacaklarım kopuyor" lafıydı..Yıllar sonra hekimlik meslegine atılınca işin aslını kavradım... Bel bölgesinde oluşan dejenerasyon sebebiyle sinirlerin baskı altında kalmasıydı temel sebep... Bir başka önemli yanı da turp gibi sağlıklı yaşlıların da bazı şikayetleri olmalıydı ve geleceği gideceği belli olmayan siyatik ağrısı pek uygundu...

Solunum sistemi
Havanın alınması, belli ısıya getirilerek akciğerlere ulaştırılması, alveol adı verilen hava torbacıklarında kanın oksijenlenmesi ve karbondioksit içeriği fazla havanın atılması işini yapan ve ana organları iki adet akciğer olan sistem.

Sperm
Başı, gövdesi ve kuyruğu olan hareketli erkek eşey hücresi.

Stenoz
Boru ya da kanal biçimindeki vücut yapılarında doğumsal ya da sonradan olan daralma.

Stetoskop
Vücuta organların oluşturdukları sesleri dışarıdan dinlemeye yarayan alet.

Stres
Gerilim. Genel kullanımda psikolojik yüklenmeyi anlatmak amaçlı kullanılan bir terim.
Aman da aman pek bir önemli şikayet terimi daha...Ve tabii ki doktorlar için can kurtaran bir terim... Nedir diyecek olursanız, en ufak sıkıntıdan dolayı stress yükünün fazla olduğunu iddia edenler bir taraftan, ilkokul ikinci sınıf seviyesi zihni faaliyet yapanlar diğer taraftan koro halinde stressli olduklarını bağırmaktadırlar...Kocadan şikayet stress, iş hayatında başarısızlık stress, sevgili terketti stress, takımı yenildi stress şeklinde çok amaçlı kullanıma açık bir kelime olarak ifadeye yardımcı olmaktadır... Eh bizler de işin içinden çıkamadığımız her vakada stress yüküne bağlı olabilir der sırtımızı döneriz.. Oh.. Keka..

Su çiçeği
Varicella Zoster virüsünün yaptığı, içi sıvı dolu keseciklerle seyreden, döküntülü, ateşli bir çocukluk hastalığı.

Suppozituvar
Makat yoluyla (anal) yahut dölyolundan (vaginal) kullanılabilen ilaç formlarının genel adı. Fitil.
Suppozituvarların yanlış kullanımı üzerine yapılan geyiklerin haddi hesabı yoktur... Öyle ki herhangi bir yurdum insanına Temel in doktora "ne yani popomuza mı sokacaktık?" diye biten fıkrasını anlatın hemen hatırlayacaktır.. Yine de reel olarak kendisine fitil yazılan ademler vücuda hangi yolla dahil edecekleri konusunda mutlaka çekincede kalırlar...
Sünnet Penisin ucundaki prepusyum adı verilen derinin çepecevre kesilmesi.

Sürmenaj
Sürekli ve aşırı çalışmadan doğan yorgunluk; bitkinlik. Dinlenemeyen ve aşırı bedeni-zihinsel faaliyet gösterenlerde görülebilen unutkanlık, dikkat dağınıklığı ve öğrenme kapasitesinin düştüğü bir depresyon türü.
Aman da aman naz niyaz teşhislerinden birisi daha..Geceyi gündüze katarak çalışanlara bir lafım yok ama üç kuruşluk iş yapıp da "çok çalışmaktan sürmenaj oldum" diyenlere bozulmamak elde değil.. Hele de yaptıkları iş bir derde merhem olmaktan uzak bir gaile olup da bunu yakınarak anlatanlara için için hırslanmaktan başka yapacak şey yok... Ve bir de hayatının ikinci yarısını yaşamakta olan ve takdir edilmek isteyen yönetici ve işadamı ekibine "efendim az çalışın sürmenaj olacaksınız " demek , bu ademler zamanında çok türk filmi seyrettiklerinden , iltifat yerine gecmektedir..

Şarbon
Antraks. Bacillus anthracis adlı spor haline geçerek doğada uzun süre kalabilme yeteneğine sahip bakterinin oluşturduğu, ölümcül olabilen, vücutta çeşitli sistemleri tutabilen enfeksiyon hastalığı.
Şark çıbanı Değişik leishmania türlerinin neden olduğu, iç organ tutulumu yapmayan ancak deride şekil bozuklukları ile seyreden bir enfeksiyon hastalığı.

Şeker hastalığı
Bkz. Diabet.

Şişmanlık Bkz. Obezite.

Şizofreni
Düşünceleri, algıları, duyguları ve davranışları etkileyen ve gerçekle ilişkinin ileri derecede bozulduğu, hastanın işlevlerinde önemli aksamalara neden olan belirtilerin görüldüğü kronik bir akıl hastalığı.

Şok
Kelime anlamı sarsılma olarak açıklanabilir. Dolaşım sistemindeki kanın çeşitli nedenlerle azalması, belli bölgelerde göllenmesi ile dokularda hücrelere yeterli oksijenin gelmemesi sonucu ortaya çıkar.

Şuur
Algılama ve algılananlara cevap vermenin mümkün olduğu uyanıklık hali. Bilinç.
Onu bunu bilmem "milli şuur" lafının hastasıyım...

Talamus
Beynin ak maddesi içindeki arka beyin boşluklarına yakın,iki adet, uyanıklık, koordine hareketler, duyu iletiminde rol alan ve beyin kabuğu ile koordinasyonu sağlayan gri çekirdek.

Talasemi
Akdeniz ülkelerindeki ırklarda görülen, kalıtımsal olarak geçen bir çeşit “kansızlık” hastalığıdır. Burada anemi oluşmasına neden olan etmen, kanda alyuvarların yapısında yer alan “hemoglobin” maddesinin yapımındaki kusurdur.Hastalığın temel ve klinik olarak iki ayrı şekli vardır.Bunlara Talasemi Major ve Talasemi Minör adı verilir.

Tansiyon
Dolaşım sisteminde atardamarlar içerisindeki kanın damar çeperine içten dışa doğru yaptığı basınç.

Tartar
Diş taşı.
Diş macunu imalatçılarının ve de diş doktorlarının hepimize zorla öğrettiği...Eskilerde herhalde pek bilinmiyordu ya da önem vermezdik.. Şimdi ise diş macunlarından beklenen süper etkinin olmazsa olmazlarından birisi... Bunda anti tartar etki var mı? diye sormadan asla almıyoruz formulleri neredeyse birbirinin aynı olan macunları...

Taşikardi
Kalp atışının yaşa, mevcut hastalıklara göre değişebilen normal değerlerinin üzerine çıkması. Sağlıklı erginde dakikada 90 üzeri kalp atışı taşikardi olarak kabul edilir.
Vatandaşın çarpıntı ile karıştırdığı bir durumdur... Çarpıntı kişinin kalp atışlarını duyumsaması olup taşikardi belli sınırın üzerine çıkmasıdır... Yine ülkemin özellikle kadın vatandaşları tarafından pek benimsenen bir sözcük olup, taşikardisi olmak bir rütbe olarak çok sevilir.. Hekime gelindiğinde hemen bu söylenir ve ille de hekimin hayret etmesi beklenir... Tamam kardeşim taşikardin varsa var... Bunu naz niyaz için kullanmanın alemi ne... Çocuk üzse, adam geç gelse taşikardi bahane...Tabii burada gerçek kalp hastalıkları seyrinde olan taşikardileri ayırıp konuşmak lazım...

Tendon
Kasların kemiklere yapışmasını sağlayan, lif şeklinde , çok sağlam bağ dokusu yapılar.

Tenya
Çeşitli uzunluklarda olabilen yassı solucanların genel adı.
Çiğ köftenin kebapçı muhabbetlerini tamamlayıcı öğe olarak kullanılmaya devam etmesi halinde kurtulmanın zor olduğu bir dert... (teşekkürler wahşi)

Testis
Er bezi. Erkekte sperm hücrelerinin üretildiği, iki adet, penisin kökünde skrotum adı verilen torbanın içinde bulunan elipsoid organ.
Üzerine değişik bir çok yorum ve muhabbet yapılmış olan erkekliğin simgesi mahiyetindeki çirkin organ... Güzel memleketimin erkek kişileri, yeni doğan bebelerinin hayalarını avuçlamadan cinsiyetlerinden emin olamazlar... Ve dahi yine memleketimde birisinin delikanlılık ölçüsü testislerinin büyüklüğü ve ağırlığı ve de olup olmamasıyla ilintilendirilir...Daha fazla güldüğüm bir durum da kadın kişiler için de övgü mahiyetinde "testisli" lafının kullanılmasıdır...

Teşhis
Hastalığın ne olduğunu araştırıp ortaya koyma, tanı.

Tetanos
Clostridium tetani adlı bakterinin sebep olduğu kasılmalarla kendini gösteren ölümcül bir hastalık.
T
ıbbi tedavilerle ilgili hurafeler
Konu derya... Benim kıt aklıma gelenler bunlar, siz de sizinkileri üşenmeyin, yollayın da yayınlayalım..
Burada lafa girerken ilk aklıma gelen affınıza sığınarak "kolonoskopi olanın delikanlılığı gitmez ya da kızlığı bozulmaz" şeklinde bir cümleydi... Evet bunu söylerim kolonoskopi istediğim hastalarıma...
Sonra düşündüm de ne kadar çok tıbbi hurafe ile savaşıyoruz diye... örneğin ilk duyduklarımdan birisi serum verilenin kilo almasıydı... Büyükler ev ziyaretlerinde aralarında konuşurlardı (tv öncesi dönem ) "yahu hastanede beş kilo serum yedim sonra bu kiloları aldım"... Koçum bir kere serum yenmez.. O ne biçim laf öyle.? Hem serum temel olarak su olup kilo falan aldırmaz... Sen iyileşecem diye vurdun gözüne pilav üstü dönerin sonra da suçu seruma atıyorsun...
Bir de kadınların ortak kanaati : bu kilolar doğumlardan kaldı... Elhak dogru ama emzirme döneminde çevredeki ninelerin " emzikli kadınsın ye helvayı süt olsun, ye aşureyi süt olsun" gazına geldiniz de ondan... Yeme hazzıyla emzirme hazzını birleştirip şiştiniz; suçu en tabii hadiselerden birisi olan doğuma atıyorsunuz... Bir de ortalıkta gezen suçsuz günahsız bebenizi gösterip "ben bütün kiloyu buna gebeligimde aldım" diye suçlamaz mısınız.. ahhh ah.. az yiyelim güzelleşelim... başka lafım yok öyle ona buna suç bulmayalım...
Gelelim bir zamanlar meşhur olan "sigara sinirimi alıyor diye doktor serbest etti" hurafesine.. Yapmayın etmeyin kardeşim sigara içecekseniz için de bari doktoru bu işe bulaştırmayın.. Neyse sigara konusunda bir konsensus oluştu da bu laf unutulmaya başlandı...
Bir de insülin mevzusu var... Diabet hastalarının cümlesi "aman insüline başlamayalım" diye neden yalvar yakar olurlar anlayabilmiş değilim... Hatta iyice izah edildikten sonra dahi "doktor bana kızacaksın ama ben bir daha sıkı diyet yapmayı deneyeyim, insülin verme" demeleri yok mu öldürür adamı... Bu işin en doğal tedavi yöntemi budur, zordur ama sağlıklı bir iştir deyip durursunuz. Tırmalarsınız...
Demir ilaçları kilo yapmaz..."Demir iğnesi verdi doktor; 20 iğne oldum yirmi kilo aldım" diyen uslanmaz oburlara pis pis bakmayı kendime şiar edindim... Bahane aramayın kardeşim...
Tansiyon ilaçları böbreği bozmaz.. Bunları kim nasıl aklınıza sokuyor kardeşim... Kullanmazsanız böbrek elden gider...Bu doğru... Gerisini hekime bırakın günahını sevabını tartsın ilacını versin...
İğne olursanız erkenden iyileşirsiniz diye de bir inanç vardır... Doğru yanlış bilemem ama bu inancın yaygınlığı ile hekimlerin "şunu bir şişleyeyim eve gitsin yatsın" düşüncesi paralellik gösterir...


Tıp Hastalıkları iyileştirmek, hafifletmek veya önlemek amacıyla başvurulan teknik ve bilimsel çalışmaların tümü, hekimlik, tababet.

Tifo
Ağız yolu ile bulaşan ve Salmonella Typhi adlı bakteri tarafından oluşturulan öncelikle barsak lenfatiklerinin tutulduğu sistemik hastalık.

Tifüs
Zorunlu hücre içi parazitlerinden olan ve bitler tarafından taşınan Coxiella Burnetti tarafından oluşturulan salgınlara ve ölümlere yol açmış olan ateşli hastalık.

Tik
Özellikle yüz ve boyun bölgesinde olmak üzere cizgili kaslardaki istemsiz kasılmalar.
Uçuk
Genellikle dudak, ağız ve burun delikleri çevresinde çıkan ve Herpes simplex virüsünün sebep olduğu hastalık.

Ultrason
İnsan kulağının duyamayacağı ve ultra-ses denilen dalgalar kullanılarak kullanılarak elde edilen görüntüler.Bir çok hastalığın ön teşhisinde kullanılan, ancak daha çok karın organları gibi ses dalgalarının kolayca geçebileceği konumdaki organların tetkikinde etkili bir inceleme yöntemi.
Aman da aman ne su ,,,,,,,,,,,,ürür bu ultrason konusu... Yakın zamana kadar hemen her hekimin muayenehanesinde bulunurdu; ve hatta halen doktor muayenehaneleri aksesuarı olarak ultrason cihazının yeri bambaşkadır... Çok çeşitli fiyatları vardır, eskileri ucuzdur, hasta probe un eski ya da kullanışsız olup olmadığını anlamaz, çekilen görüntüler de zaten yapılan işlemin ne derece sağlıklı olduğu hakkında fikir verir... Ve tabii ki bir sanat haline gelmiş ultrason raporu yazma işinden de bahsetmeli... Kullanılan kelimler ve cümleler işlemin sıhhatini gayet güzel anlatır.. Özellikle politik cümlelerle birşey görülemediği ima edilip ucu açık bırakılıyorsa tekrarlamakta fayda vardır..
Ultraviyole Dalga boyu 2000-4000 arası olan mor ötesi ışınlar.

Uterus
Bkz. Rahim.

Uyku
Vücudun dinlenmeye geçtiği, bedeni fonksiyonların yavaşlayarak devam ettiği, rüyaların görüldüğü, bilinç düzeyi değişikliği.

Uyuz
Derinin üst katmanlarında tüneller açarak ilerleyen sarcoptes scabiei adlı böcekçiğin yaptığı şiddetli kaşıntı ile kendini gösteren hastalık.
Söz edildiğinde gülümsemeye neden olması ilginçtir... Bu yaşıma geldim, bir tabur sayısından fazla uyuzlu gördüm ama ben de bıyık altından gülümserim... Teşhisi kolay, tedavisi rahat ve yüz güldürücü olduğundan herhalde...

Üfürüm
Kanın bir yerden başka yere geçerken, yahut kalp kapaklarında kaçak olması sebebiyle çıkardığı mırıltı tarzı ses. Sufl.
Üzerinde spekülasyon yapılması çok kolay bir durumdur...Aynı üfürümü kimi doktor iki kimisi dört şiddetinde duyabilir... Yine bazı hekimler tıbbi önemi olmayan üfürümleri gayet tabii karşılarken bir kısmı çok ciddiye alıp hastanın paniklemesine sebep olabilir... Ve bir de masum üfürüm olduğu bal gibi belli olanlarda siz ne kadar rahatlatmaya çalışırsanız çalışın kişinin üfürüm tanısını çok sevmesi durumu vardır... Genç bayanlarda ve özellikle de anemisi olanlarda bir kez üfürüm duyduğunuzu söyleseniz kişi ömrü boyunca onun gururu ile gezer ve varlığından memnun olur...

Ülser
Cilt ya da mukozada epitel devamlılığının kaybolması ile ortaya çıkan lezyon.
Milli teşhislerden birisi... Sevilen ve benimsenen, bir kez söylendiğinde ömür boyu unutulmayan bir rahatsızlık.. Kocaya, karıya ya da çocuklara, iş arkadaşlarına yahut ilişkide bulunulan diğer insanlara tehdit nesnesi olarak kullanılabilen son derece işe yarar bir tanı...
Ülseratif kolit Kalın barsağın, kanlı ve sümüklü dışkılamaya sebep olabilen kronik iltihabi hastalığı.

Üreme
Canlının kendi cinsinden bir benzerini dünyaya getirmesi.
Ürik asit Protein metabolizması ile ortaya çıkan bir son ürün. Fazlası böbrek ve eklem rahatsızlıklarına özellikle de Gut hastalığına sebep olabilmesi açısından önemlidir.

Üroloji
Böbreklerin toplayıcı sisteminden başlayarak idrar çıkış deliğine kadar olan boşaltım sistemini ve erkekte ilave olarak üreme organlarını inceleyen cerrahi bilim dalı.

Ürtiker
Genellikle tüm vücutta yaygın olarak görülebilen, ciltten hafifçe kabarık, sınırları belli, birkaç milimetreden birkaç santimetreye kadar değişebilen büyüklükte döküntüler. Kurdeşen oalrak da bilinen bu durumda lezyonlar kaşıntılı, ciltten az kabarıktır ve basmakla solarlar.

Vagina
Kadın cinsel organı. Dölyolu.

Varikosel
Testislerin imal ettiği spermlerin naklini sağlayan spermatik kordon civarındaki toplardamarların genişleyerek varis oluşturması. Erkek kısırlıklarında ilk sıralarda olan ve tedavi edilebilen bir durum.
Malum çuvaldız- iğne hesabıyle doktor arkadaşlarımıza epeyce laf etmekteyiz... Bu konuda da ürologun ekmek teknesi demek bilmem ne derece doğru olur?.. Elbette böyle birşey denmez...

Varis
Toplardamarların yapısal bozuklukları ya da kan taşımada önlerinde bir engel olması sebebiyle geniş ve kıvrımlı hal alması.
Tombul ve hamurişi seven orta yaşlı teyzelerin bacaklarındaki değişmez dekorasyon öğesi...

Vazektomi
Testislerde üretilen spermlerin taşınmasını sağlayan kanalların kesilmesine dayanan doğum kontrolü amaçlı cerrahi girişim.
Türk milletini bozan bir doğum kontrol yöntemi... Bir gazeteci arkadaşın vazektomi yaptırması sonrasında kendisi ile yapılan röportajı kahvede arkadaşlarla beraber okumuştuk... Gazeteyi okuyanların yüzlerindeki acıma ifadesini halen unutamıyorum...


Veba
Yersinia Pestis adlı mikroorganizmanın kemiricilerin özellikle de sıçanların ısırması ile insana bulaşması, önce bölgesel lenf bezlerinde daha sonra da mide barsak sistemi ve solunum sisteminde şiddetli iltihabi reaksiyon ve irinlenme meydana getirmesi ile kendini gösteren ölümcül, tarihi hastalık.

Vejeteryan
Hayvansal gıda alımını reddederek bitki kaynaklı besinlerle hayatını sürdürme. Vejeteryan diyet savunulduğunun aksine sağlık açısından sakıncalı olabilmekte ve B 12, Riboflavin, Kalsiyum ve çinko eksikliklerine sebep olabilmektedir. Bunu engellemek için süt mamulleri ve yumurta ile zenginleştirilmiş vejeteryan diyet (lakto-ovo-vejeteryanizm) tavsiye edilmektedir.
Tarihin en önemli mücadelelerinden birisi de vejeteryanlar ile olmayanlar arasında süregelmektedir... Onca lezzetsiz , tatmin etmeyen, yemek sonrası rehaveti yapmayan, çok sağlıklı, çok çok sağlıklı besini yiyen vejeteryanlar ya canları çektiğinden ya da daha temiz hislerle diğer insanları zavallılar olarak görmektedirler... Bunu da kesinlikle iyi niyetlerinden yapmaktalar ve lavaş ekmeği içine kuzu etinden yapılmış acılı çöp şişi dürüm yaparak yiyen birisinin aldatıcı bir zevk deryasında yüzdüğünü elbette bilmektedirler...

Verem
Mycobacterium tuberculosis tarafindan yapilan, özellikle akciğerleri tutan, ancak tüm vücut dokularında olabilen hastalık. Tüberküloz.

Vertigo
Kişinin uzaydaki pozisyonunu algılamada problem olup etrafındaki cisimlerin döndüğünün düşünülmesine sebep olan nahoş his. Buna gerçek vertigo denmekle beraber kişinin başının içi dönüyor şeklinde hissetmesine de yalancı vertigo denmektedir.

Vezikül
İçi genellikle şeffaf ya da yarı şeffaf sıvı dolu deri kabarcığı.

Virgin
Hiç cinsel ilşkiye girmemiş. Bakire.
Konunun hassasiyetine binaen fazla yüklenmek uygun olmaz... Lakin bilinen bir gerçek günümüz teknik imkan seviyesinde birinin bakire olduğunu fazla önemsemenin doğru olmadığıdır... Nice koçyiğitler zifaf gecesinde gereksiz mutluluklara gark olmuşlardır... Nice jinekolog ve plastik cerrah da bu konudan ekmek yemiştir.. Bunlar hiç girilecek konu değil be arifim... Geçelim... Kim bakire, kim şakire araştırmasını başkalarına bırakalım..

Viroloji
Virüsleri inceleyen tıp dalı. Virüsbilim.

Virüs
Kendi kendilerini kopyeleme yeteneği olan ve yaşamak ve üremek için canlı hücre içinde bulunması gereken basit yapılı hastalık etkenleri.

Vitaminler
Hücresel metabolik reaksiyonlar için çok az miktarları yeterli olan, eksikliklerinde bazı sorunlara neden olan organik bileşikler.
İlk senelerimde "ne alakası var yahu gelene geçene vitamin veriliyor" şeklinde bir tavrım vardı.. Sonraki senelerde mesleki bilgiler unutulmaya, pratik ön plana çıkmaya başlayınca vitaminler de olmazsa olmaz ilaçlarımız arasına girdi... Hala multivitamin alanların nasıl zindeleştiğini anlamam.. Yine de bütün hekimlere tavsiyem bir sonraki meslekdaşınızın eline koz vermek istemiyorsanız tedavinize bir multivitamin ekleyin alem rahat etsin...

Vitiligo
Deriye rengini veren pigmentlerin kaybolması sonucu, beyaz yamalar şeklinde vücudun her yerinde görülebilen bir hastalık. Genellikle vücudun sağ ve sol tarafında simetrik olarak gözükür. En fazla görüldüğü yerler; yüz, dudak, el, kol, bacak ve genital bölgelerdir.

Vulva
Kadının dış genital organlarını oluşturan yapıların tamamı.

Yanıklar
Isıya, güneş ışınlarına ya da asit veya alkalilere maruz kalma sonucu ortaya çıkan doku hasarı.

Yanılsama
Var olan bir cismi ya da hareketi olduundan farkli gorme hali. İlluzyon.
Yatak yarası Uzun süreli yatakta kalan hastalarda vücudun ağırlığına ve altta kalan kısımlarda kan dolaşımının yeterince olmamasına bağlı oluşan cilt yaraları. Decubitus yarasi.

Yumurtalık Kadınlarda alt karın boşluğunda rahim civarında ve tüpler komşuluğunda olan, cinsel erginlik döneminde ovumun (yumurta) oluştuğu, elipsoid şekilli iki adet organ.

Yüz felci
Yüzün bir yarımına giden "yüz siniri" nin fonksiyon yitimi ile ortaya çıkan ve sağlam tarafa yüzün çekilmesi ve buna bağlı asimetri ile kendini gösteren durum.

Zatülcenp Bkz. Plörezi.

Zatürre
Pnömoni. Akciğerin fonksiyonel dokusunun bakteriler başta olmak üzere mikroorganizmalar tarafından hastalandırılması.
Çocukluk günlerim terleyip soğuyunca zatürriye olacağım korkusu ile geçti... Her öksürükte aman zatürriye olmasın çocuk dendi... Her daim gidilen doktorlar da başlangıçta getirdiğiniz iyi olmuş az kalsın zatürreye çevirecekmiş diyerek bu sanıyı kuvvetlendirdiler... Dayadılar o zamanın en önemli antibiyotiklerinden olan urfamycin i igrenç şurupları... Geldik bu günlere.. Halen üşüyünce zatürre olunur ya da terleyip soğumak adama ne gibi zararlar verir bilemiyorum...

Zehir
Bünyeye alındığında kısa ya da uzun vadede ciddi zararlı etkilere ya da ölüme sebep olabilen maddeler.

Zeka
Kavramlar ve algılar yardımıyla soyut ya da somut nesneler arasındaki ilişkiyi kavrayabilme, soyut düşünme, muhakeme etme ve bu zihinsel işlevleri uyumlu şekilde bir amaca yönelik olarak kullanabilme yeteneği.
Yüce milletimin en duyarlı olduğu mevzulardan birisi de zeka seviyesidir...Hiç birşey yapamayan zekasını yan dükkandaki komşunun zekasıyla ölçer ve mutlaka da kiminle ölçüşüyorsa ona galip gelir...İnsanların zekasıyla alay etmek bir gelenek olmuştur ve ünlü ........... kısaltması kolaylaştırıcı olması açısından önemlidir... İş bitiriciliğin ya da uyanıklığın zeka olmadığı konusunda yapacağınız konuşmalar da buza yazılmışçasına unutulur gider.. (aman da ne ciddi yorum yaparmışım)

Zona
Herpes zoster cinsi virüsün oluşturduğu, su çiçeğine benzer cilt lezyonları ile ve belli bölgede kendini gösteren ağrılı cilt hastalığı. Gece yanığı.

Zoofili
Hayvanlara cinsel ilgi duyma.
Yani yokluktan olan ve göz yumulan sapmalar hadi bir dereceye kadar ama bu işin keyif halini almış olanına da bir türlü aklım ermedi...

Zührevi hastalıklar
Cinsellikle bulaşan hastalıkların genel adı.
Hasta ile hekimi sırdaş eden durumlardan birisidir... Fazlaca yalana da müsaade etmeyen bir durumdur... Cinsel organ civarında Herpes enfeksiyonu ile gelen hanım hanımcık bir kız size "ben bakireyim" diyemeyeceği gibi... Penis başı akıntısından yakınan bir genç te "asla kimseyle yatmadım" diyemeyecektir...
Bir de konuyla ilgili olsun ya da olmasın görünce keyif aldığım bir haber şekli vardır... Felan yerde fuhuş yapıldığını haber alan ekipler TV kameralarını da almış gitmişler ve ilgili yere baskın yapılmıştır... Haberin devamında görüntüden yüzünü ceketi ile örtmüş, göbekli, gömlekleri pantolonun içine sokulamayacak kadar acelesi olan orta yaşlı erkekler geçer... Anlatan ses fuhuş işine karışan kadınların gözaltına alınarak zührevi hastalıklar hastanesine sevkedildiklerini söylemektedir ve bu esnada polis minibüsüne bindirilmiş boyalı saçlı kadınlar ekranda görünmektedir... Zaman zaman da işgüzar bir muhabir -ki muhtemelen hevesli bir delikanlıdır- bayanlara mikrofon uzatarak "sizi kim bu işe soktu? " gibi cevabı önceden çok belli sorular sorar... Bu sırada bizler bayanların "anana sor!" dediğini biliriz ama kulağımıza diiiiit şeklinde bir ses olarak yansır...
__________________
Muhacir diye küçümsenenler, tarihin yazdığı savaşlarda en geriye kalanlar, yani "Düşmanla sonuna kadar dövüşenler". Çekilen ordunun ri'cat hatlarını sağlamak için kendilerini feda edenler ve düşman karşısında kaçmak, çekilmek nedir bilmeyenlerdir. Muhacirler kaybedilmiş ülkelerimizin milli hatıralarıdır. M. Kemal ATATÜRK 17.01.1931

Türk İnsanı Para Gibidir İçine Işık Tut ATATÜRK Yoksa Sahtedir....!
Gudii
Gudii isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz aktif değil dir.

Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz


Üye olmadan yeni konu açıp soru sorabilirsiniz
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 06:24 PM .


Powered by vBulletin Version 3.6.8
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.



| Bulgaristan |

Bulgaristanbul Site Haritası
1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 103, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 62, 85, 59, 66, 60, 61, 68, 63, 64, 65, 83, 73, 67, 69, 70, 71, 72, 87, 77, 74, 75, 76, 78, 79, 80, 82, 91, 89, 86, 88, 90, 92, 94, 98, 95, 97, 96, 99, 105, 106, 100, 101, 104, 107, 108, 109, 112, 110, 113, 111, 114, 115,